15 Temmuz 2010 Perşembe

İçinde Af Olmayan Mutluluk Yoktur


Eski yazılarımdan birini okurken fark ettim ki, yıllar geçiyor ama insana dair gerçekler daima geçerli oluyor.

İki tip insanın mutsuzluğa mahkum olacağından bahsetmiştim: Birincisi, mutluluğunu gelecekte yaşayacaklarına endeksleyen insanlardır. Bu insanlar mutlu olabilmek için sürekli olarak bir takım şartların yerine gelmesini beklerler. Farkında olmadan yaşamı ertelerler. Mutluluklarını şartlara bağlamışlardır. Adeta gelecekleri bugünlerine ipotek koymuştur.

Mutluluğumuzu engelleyecek olan şey, ancak beklentilerimizin doyumuna ulaştıktan sonra mutlu olabileceğimize inanmaktır.

İkincisi, geçmişte yaşayanlardır. Geçmişte yaşadıkları bir dönem veya olayın sorgulamalarıyla günlerini geçirirler. Kafalarından geçen düşünceler, geçmişe yönelik “eğer”ler ve “keşke”lerle başlıyordur. Eskinin muhasebesinin içinde boğulurlar. Kendilerine acıma eğilimleri vardır. Kaderleriyle uğraşırlar. Şansızlıklarını anlatır veya uğradıkları bir haksızlığın hayatlarına nasıl bedeller getirdiğine yakınarak yaşarlar. Bu tip insanlar geçmişte yaşadıkları için bugünü ıskalarlar. Mutluluk ise yaşanılan andadır. Geçmişten çıkıp bugüne gelemeyenler için mutluluk yaşanabilir bir duygu olamaz.

Geçmiş yüklerle doludur. Herbirimizin yükü bir diğerinden farklıdır.

Kimimiz eşine, kimimiz bir arkadaşına, kimimiz bir akrabasına kırgın.

Kimimizin yükü, işyerinde yaşadığımız güç savaşlarına bağlı sürtüşmelerden doğar. Birisine kızmışızdır. İlişkimiz gergindir. Kafamızda bu kişiyle verdiğimiz savaş enerjimizden çalar. Kafamızdaki savaş için strateji üretmeye çalışmaktan verimliliğimizi kaybederiz.

Kimimizin yükü yaşadığı bir ilişkidir. İlişki çoktan bitmiştir. Verdiğimiz emeğin, yaptığımız sevgi yatırımının haksızlığa uğradığını düşünmüşüzdür. Kırgın ve öfkeliyizdir. Bu yaşantımızın izleri daha sonraki ilişkilerimizde de kendini hissettirir.

Kimimize çocukluğumuzda alamadığımız sevgi, yük olmuştur. Ebeveynlerimiz tarafından seçilmediğimizi düşünmüşüzdür. Hatta bu yükün etkisiyle bugünümüzde seçilmek ve sevilmek için o kadar çok çaba vermeye kalkışırız ki, sevmeyi unutan sevilme uğraşında biri olur çıkarız.

Yükle yaşayan insanlar yorulurlar. Genel bir hoşgörü kaybı oluşmaya başlar. Niye olduğunu da bilemeyiz. Hırçınlaşmaya başlarız. Kendi yakınımızda aslında hiçbir problemimiz olmayacak sevdiğimiz insanlara karşı toleranssız davranmaya başlar hatta onları yok yere kırar sonrada üzülürüz.

Yaşantımızın bir sonraki perdesinin bir öncekinin gölgesinde yaşanmasını istemiyorsak, yaşadığımız her ilişkiye hakkını vermek istiyorsak mutlaka bu yüklerden kurtulmamız gerekir.

Şimdi bu bölüme dikkat edin;

1. Mutlu olabilmeniz, bugününüzü yaşayabilmenize bağlıdır.
2. Bugününüzü yaşayabilmek ise üzerinizdeki yüklerden kurtulmanıza bağlıdır,
3. Üzerinizdeki yüklerden kurtulmanız, onları affetmenize bağlıdır.

Bu hafta sonu herkesi affedin, kendiniz dahil! Hesabınızı bitirin onlarla. Onların da, sizin de, insani zaafları olabileceğini görün. Onlarla paylaştıklarınızın içinde hoşluklar olduğunu da hatırlayın. Yaşadığınız en kötü deneyimin dahi sizi güçlendiren izler bıraktığını bilin. Affettikleriniz içinde mutlaka kendiniz de olmalısınız bunu da sakın atlamayın.

Affettikçe hafifleyeceksiniz. Hırslardan ve kavgalardan arınmaya başlayacaksınız. Enerjinizi kendiniz için verimli alanlara kullanabilecek ve başarılarınızın arttığını göreceksiniz.

Affetmek ruhu detoks eder yani ruhu temizler. Herkesin ihtiyacı var buna... Bir kez düşünün.

Alıntı : Dr. Ümit YAZMAN | VATAN

Bu olay çok önemli EN zor affedeceklerimizi bile affetmemiz gerekiyor ...Haa bunu kişinin yüzüne karşı yapmanız gerekmiyor kendi içinizde yapın çok rahatlayacaksınız...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Hayattan Keyif Alabilmek

Hayattan "keyif " alabilmenin bazı ince "detay" ları vardır. Herkes yaşadığı hayattan büyük "keyif" almak ve bunun sonucunda daha bir umutla bakmak ister geleceğe. Bunun için herkeste değişik şekillerde mevcut “yöntem”ler keşfedilebilir. Mesela dönence; hayattan "keyif" almak adına nasıl benimser yaşamı:

"Sadece Ben " düşüncesinin hâkim olmadığı bir " ben'liğe" bağlı kaldığımı bilmek.
Her zaman "Pozitif düşünme" çabasında olabilmek ( Derdim bardağın boş olan kısmına üzülmek değil; dolu olan kısmına sevinmek ).
Uzar gider yaşamı sevebilmek ve hayattan "keyif" alabilmek adına sıralayacağım sebepler;
Bunları düşünüp görebilmek, kendimi öyle hissedebilmek bile başkaca yeni huzurlar doğurur içime.
Yaşam adına kimsenin çok uzak olmadığı ve elini uzattığında tutabileceği umut dalları var elbette; sadece el attığınızda o dalı yakalamayı hayal etmek bile bazen yeterli olabiliyor,
Sadece kendiniz için yaşamadığınızı bilin; sonrasında hayattan mutluluk alabilmek adına ektiklerinizi biçtiğinizi hissedebilmeniz çok uzak bir ihtimal olmayacaktır.
Siz de hayattan keyif alabilmek adına bir kaç sebep yazın ve başkalarının hayattan "keyif " aldığı sebeplerini okuyun. Başkalarında anlam bulan bir şeylerin aslında yaşamı sevebilmek ve hayattan "keyif" alabilmek adına sizde de var olan doğrular olduğunu görebileceksiniz.



• Sahip olduklarına şükretmek
• Kötü ihtimalleri dillendirmemek
• Olayların pozitif yönlerini görebilmek
• İçten davranmak
• Maddi kazançların gözümüzü kör etmesine izin vermemek
• Hiç tanımadığımız bir kişiyi mutlu edecek bir şey yapmak
• Sevdiklerini aramak, onlarla vakit geçirmek
• Geçmişteki hatalara takılı kalmamak
• Yapılan yanlışlardan ders çıkarmak
• Geleceğe yönelik kaygıları azaltmak
• Bir arkadaşa hediye almak
• Sevilen bir eşyayı birine armağan etmek
• Geçmişe yönelik pişmanlıkları azaltmak
• Yaşanılan andan zevk almak
• Güzel anları anımsamak ve bunları not etmek
• İncitici sözler söylememek
• İnsanları kusurlarıyla birlikte kabul etmek
• Bedenine ve kalbine iyi bakmak
• Bos oturmamak, her zaman meşgul olacak bir şeyler bulmak
• Çocuklarla vakit geçirmek, çocukları sevindirmek
• Üzüntü ve sorunlar yaşanmadan mutluluğun tadının alınmayacağını görmek
• Zaman zaman kendine küçük hediyeler almak
• Sevdiğin özelliklerini keşfederek geliştirmeye çalışmak
• Her zaman yeni bir şeyler öğrenmek
• Doğayla iç içe olmak
• Elindeki az da olsa paylaşmayı bilmek
• Başkalarının doğrularına saygı duymak
• Uzun süreli dostluklar kurmak ve sevdiklerine önemli olduklarını hissettirmek
• Kendine karşı dürüst olmak
• Yaptığın iyiliğin karşılığını beklememek
• Özeleştiri yapmak
• En kötü durumlarda bile ümidini muhafaza etmek
• Aceleci davranmamak, sabretmeyi bilmek
• Başkalarının keder ve mutluluklarına ortak olmak
• Hayal kurmak ve hayallerinin peşine düşmek
• Aklını da kalbini de kullanmayı bilmek
• Spor yapmak, böylece bedenini ve zihnini zinde tutmak
• Ağlanacak bir sebep yoksa gülümsemeye çalışmak
• Kendi mutluluğu için başkalarınınkini feda etmemek
• Bizi seven insanları ve bizim için yaptıklarını düşünmek
• Affetmeyi bilmek
• Kaçırılan fırsatların yenilerin habercisi olduğunu anlamak
• Etrafımızı saran ve detaylarda saklı güzellikleri aramak

(Alıntıdır)

Kişisel Gelişim
İnsanı Geri Bırakan 15 Alışkanlık


1.KARAR VEREMEMEK:
Yahut vermiş gibi yapmak.geri dönüşü olmayan yere yola girememek.

2.ERTELEMEK:
sürekli bir mazeret üretip havada askıda bırakmak.

3.CESARETSİZLİK:
Bir işe başlarken hep olumsuz senaryoları düşünüp bir türlü başlayamamak.

4.ZAMAN YÖNETİMİ YAPAMAMAK:
Öncelik gerektiren işleri geriye atıp, fuzuli işlerle zaman ve enerji kaybetmek

5.ÖZGÜVENSİZLİK:
Hiçbir işi sonuna kadar yapabilecek gücü kendinde bulamamak

6.BAŞKASINDAN BEKLEMEK:
Devamlı bir bilen ,kurtarıcı beklentisi içinde olmak.

7.SABIRSIZLIK:
İstenen sonuca hemen ulaşma arzusu,beklemeyi bilmemek.

8.KALİTESİZ ,NİTELİKSİZ,EĞİTİMSİZ ÇEVRE:
Kendimizi geliştirmediğimiz için yıllarca aynı insanlarla aynı polemiklerle uğraşmak

9.KANAATSİZLİK:
Yahut hepsine birden sahip olma açlığı,arzusu,hırsı hırçınlığı biliçsizliği.

10.ÇEKİRDEKTEN YETİŞMEMEK:
Yahut o yolda işin çilesini çekmemek.

11.KOLAYCILIK:
Yahut zora talip olmamak.

12.YATIRIM YAPMAMAK:
Farklı kişi ve ortamlar tanıma ihtiyacı duymamak ve kendimizi geliştirmenin ne demek olduğunu bilmemek.

13.ASABİYET:
Yani aşırı sinirlilik,öfkesini kontrol edememek.

14.KİBİR:
Yahut gurur,benlik,kendini bişey sanmak ve "ne oldum" delisi olmak.

15.ADAMAMAK: (en önemliside budur)
Yahut o yolun sonundaki hedefe bütün zerreleriyle odaklanamamak,taşın altına başını ve belini kayamamak."deneyelim bakalım!" havasında davranarak işe ruhunu katmamak.

Alıntı

Bunların bir çoğunu yaptım hayatımın kontrolünü kimi zaman başkalarına verdim çoğu ne yaptığını kendim de bilmiyordum kaç kez duvara tosladım ...Ama artık kendi hatalarımı kendim yapıyorum ve sonuçları beni daha az üzüyor ...Hayatımda yaptığım hataların sayısı daha azaldı ...

13 Temmuz 2010 Salı

HAYAT ENERJİSİ İLE DUŞ ALMA

Bu tekniğin amacı, hayat enerjisini sistemimize davet edip fizik ve enerji bedeni arındırmak, enerji alanımızı güçlendirmektir. Bu teknik zihni ve enerji alanını güçlendirir. Her yerde uygulanabilir ve uygulayanı meditatif bilinç haline sokar. Özellikle şifa uygulamalarından önce meditatif bilinç haline geçmek aktarılacak tesirin gücünü artırmak bakımından oldukça önemlidir. Aşağıdaki uygulama bütününü günde 3 veya 4 kez tekrarlayabilirsiniz.

1. Ayakta durup bacaklarınızı hafifçe aralayın, gözlerinizi kapatın

2. Burundan nefes alırken dörde kadar sayın, ağızdan nefes verirken sekize kadar sayın (yani nefesinizi aldığınızın iki katı sürede verin) ve bunu üç dört kez tekrarlayın

3. Ellerinizi avuç içleri birbirine yapışık olarak göğüs hizasında birleştirin

4. Kollarınızı yukarı doğru kaldırıp V harfi gibi açın, avuç içlerinizi gökyüzüne dönük tutun

5. Hayat enerjisinin tüm auranıza ve ellerinize aktığını imgeleyin. Avuç içlerinizde bu titreşimi hissetmeye çalışın, bu pozisyonda on – on beş saniye kalın

6. Parmak uçlarınızı birbirine değdirip bedeninize değmeden ellerinizi aşağı doğru indirin, yere doğru eğilip auranızdaki tüm gereksiz frekansları toprağa gönderdiğinizi imgeleyerek ellerinizi açın

7. Ellerinizi birleştirip avuçlarınıza aldığınız enerjiyi, avuçlarınız fizik bedeninize dönük olacak şekilde auranızdan geçirerek doğrulup kollarınızı gökyüzüne açın

(Bu uygulamayı ayakta yapamayacak olanlar oturdukları yerden de yapabilirler. Etkisi aynıdır.)

Gözlerinizi açıp omurganız dik olacak şekilde sakince oturun ve kendinize şifa yapın.

Şifa eğitimi almamışsanız dua edin. Neye inanıyorsanız o kaynaktan şifa talep edin.

Başkasına şifa yapacaksanız aldığınız eğitimde öğrendiklerinizi uygulayın.

Kendinize ve başkalarına şifa yapmayı bilmiyorsanız sabah kalkınca ve gece yatmadan bu uygulamayı yaparsanız her gün temizlik yapmış ve enerji alanınızı güçlendirmiş olursunuz.

alıntı...Gamze Güral Çakmağa teşekkürler
İSTEYİN VERİLECEKTİR...

"isteyin, verilecektir." bunu milyonlarca kez duyduğunuza eminim. bunun sadece hikayelerde ve filmlerde doğru olduğunu
ve hiçbir zaman size olmayacağını düşünebilirsiniz. fakat bunun sizinde içinde olduğunuz herkes için çalışan evrensel bir
gerçek olduğunu söyleyebilirim.

bugün size bu gerçeğin gerçek anlamını açıklayacağım , ve bu kullanabileceğiniz adım adım bir yöntemle bu prensible yaşayacaksınız
size tekniği sunmadan önce bu evrensel kanunun neden mükemmel bir şekilde çalıştığını ve neden bunun mutlak gerçek olduğunu
konusu üzerinde konuşacağım.

bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar fakat beynimizde düşüncelerin
geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular. muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz
sayesinde gelmektedir fakat beynimizde üretilmezler.öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler ?

onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir. bazı insanlar bu alana evrensel zihin veya kozmik zihin derler bazıları da
tanrı veya kaynak enerji der . temel olarak hepsi aynı şeydir. bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki
herşeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz.

okyanusları ve dalgaları düşünün, dalgaları gördüğümüzde milyonlarca farklı örnek görürüz ve onların farklı olduğunu ve birbirinden ayrı fakat gerçekte
hepsi okyanusun uzantılarıdır. olduğunu düşünürüz.aynı şekilde bizlerde birleşik alanın uzantılarıyız. madem biz ve birleşik alan ya da tanrı ile bir isek
öyleyse bizim düşüncelerimiz tanrı’nın düşünceleridir, arzularımız tanrı’nın arzularıdır. tanrının kendi arzularını yerine getirmekte başarısız olduğunu mu
düşünüyorsunuz?

tabiî ki hayır öyleyse neden arzularımız hakkında endişeleniyoruz?
ne istersek o verilecektir.

öyleyse mantıklı bir soru:
neden hala hayatım zahmet içinde geçiyor?
neden hala endişe ve mutsuzluk deneyimliyorum?

cevap çok basit.:
şu an ne deneyimliyorsanız geçmişte bir noktada onu istediniz veya davet ettiniz.
ne zaman endişe ve kaygı düşünceniz varsa endişeye neden olan olayların fazlasını istiyorsunuz demektir.
bizler her zaman bilinçsiz olarak negatif şeyler isteriz.

bizler negatif bir dünyada yaşıyoruz. .
birçok insan her zaman negatif düşünüyor.

kimseyi suçlayamayız ; bu hayatın çalışma şeklidir. bu negatif düşüncelerin üstesinden gelmedikçe büyüyemeyiz ;
aynı yer çekimi kanununu yenmedikçe dağa tırmanacağımız gibi.

öyleyse soru şudur? bu negatif düşüncelerin ve negatif güçlerin üstesinden nasıl gelebiliriz?
bu negatif düşüncelerin üstesinden onları positif düşüncelerle değiştirerek yenebiliriz.

tabii söylemesi yapmaktan kolaydır.;
bunu çok az insanın yapabildiğini biliyorum. yıllar geçtikçe ben dünyanın en iyi üstatlardan çok etkili ve güçlü teknikler öğrendim.
bu tekniklerin uygulaması son derece kolaydır ama son derece güçlü tekniklerdir.
bu teknikleri uyguladığınızda yararlarının bir kaç gün içinde hatta bazen hemen göreceğinize garanti veririm.

niyetleriniz açık ve belirgin olsun.

almak için once istemelisiniz .
ve ne istediğiniz konusunda belirgin olmalısınız.
her gün 60000 düşünce düşünürüz . hangisi önemlidir?
bir çok düşüncemiz birbiri ile çatışır.

diyelim ki londraya gitme düşünceniz var ama aynı anda
newyork’a gitme gibi bir düşüncenizde var.
öyleyse evren hangi isteğinizi yerine getirsin?

gerçekten de ikisi de yerine gelmez yani bir sonuç alamazsınız.
öyleyse ne istediğiniz konusunda son derece açık olmak en önemli adımdır.

teknik no.1: niyet yazma

ilk teknik ne istediğiniz konusunda açık olmanıza neden olan benim niyet yazma dediğim tekniktir.
bu tekniği brian tracy öğretmiştir. ben onu biraz modifiye ettim böylece benim için daha iyi işlev görüyor.
her sabah uyandığınızda ve her akşam yatmadan önce niyetlerinizi şu şekilde yazın

“şimdi şunu yapmaya ----- niyet ettim bunu veya daha iyisini kabul ediyorum”

eğer yeni bir bmw istiyorsunuz. “ yeni bir bmw araba tezahür ettirmeye niyet ettim (azmettim) (hedefledim)
bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. cümleleri değiştirmenizi tavsiye etmiyorum.

çünkü bu formatın çok güçlü olduğuna inanıyorum.

bütün niyetlerinizi yazdıktan sonra şu cümleyi yazın
“ lütfen bunları veya daha iyilerini benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliğine olacak şekilde gerçekleşmesini sağla.
teşekkür ederim, teşekkür ederim,teşekkür ederim.

aynen söylediğim gibi yazın cümleyi değiştirmeyin
burada bunun nedenini anlatmaya burada pek yerim yok ama bana inanın kullandığınızda yararlı sonuçları göreceksiniz.


teknik no.2: içsel ceo’ nuzla anlaşma yapın

bu tekniği bob scheinfeld öğrendim.
küçük bir kutu hazırlayın ve onu sizin için özel bir yere koyun.
en yüksek niyetlerinizi kağıtlara yazın ve kutunun içine koyun şimdi yüksek benliğinizle anlaşma yapmak zorundasınız
( bob ona içsel ceo diyor)

bu iki tekniği kullanarak ricalarınızı birleşik alana başarılı bir şekilde gönderebilirisiniz .birleşik alanla birleşin


teknik no.3: 15 dakika kısa meditasyon.

sabah ve akşam 15 dakika meditasyon yapın sadece solunumuz üzerine odaklanın zihninizin gezindiğini farkederseniz
dikkatinizi tekrar solunumuza getirin. .bu teknik sizin birleşik alanla tekrar bağlanmanızı sağlar ve enerjinizi yeniler .
bağlantıyı hissettiğinizde birleşik alan sizin için en iyi şekilde çalışır.
bu basit teknik hayatınızda büyük bir fark yaratacaktır. bana inanın .

sonraki iki teknik bütün negatif kalıpları temizleyecektir ve birleşik alanla uyum içinde çalışmanızı sağlayacaktır.
böylece arzularınızı tezahür etme işlemini hızlandırır.


teknik no.4: 17 saniye değişim sağlamak

bu benim favori tekniğimdir. dr robert antony den öğrendim.
benim hayatımın kalitesini çarpıcı bir şekilde değiştirdi.

ve sizinkini de değiştirecektir. bir çok kişisel gelişim programı başarılı olmaz çünkü kişiler anda çalışmazlar.
negatif bir duygumuz varsa onu hemen o an değiştirmeliyiz. birikmesine izin vermeyin .
bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir. zaman zaman gün içinde en az 17 saniye güzel duygular düşünün.
sizi iyi hissettiren ve şükran duyduğunuz olayları, şeyleri ve insanları düşünün .
size kendinizi iyi hissettiren şeyleri 17 saniye boyunca odaklanın .
bunu kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman yapabilirsiniz.
ayrıca kendinizi iyi hissettiğiniz zamanda yapabilirsiniz,
böylece kendinizi daha da iyi hissedersiniz.
şükran duyduğunuz ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerin listesini yapın.
gün içinde bu listeye defalarca bakın ve 17 saniye odaklanın hayatınızda çarpıcı değişiklikler göreceksiniz..


teknik no.5: 3 dakika güç molası

bu john harricharanın ünlü 3 dakika güç molası tekniğidir.
bu bir tılsım gibi çalışır. bu alıştırmayı yapmadan önce kendinizle bir anlaşma yapın ne probleminiz olursa olsun
onu bir süre bırakacaksınız ve 3 dakika ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün alıştırma 3 kademesi vardır.

1. kademe: problemlerinizle bağlantınızı kesin.

2. kademe eğer arzunuz şu an gerçekleşmiş olsa ne hissedersiniz zihninizde gerçekten olmuş gibi deneyimleyin.

3.kademe teşekkür edin ve minnettarlık duyun hepsi 3 dakika içinde yapıldı. kolay değil mi? öyleyse yapın .

yönteme güvenin

zaman zaman kendinizi arzularınızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konusunda endişelenirken bulursunuz.
böyle bir durum içinde olduğunuz zaman kendinize gerçeği hatırlatın. bana gerçeği hatırlatmaları için kendime söylediğim şeyler:

içimdeki yaşam ayrılamaz bir şekilde var olan bütün hayatla bağlıdır ve bütünüyle benim kişisel gelişimime adanmıştır.

ya da şöyle derim

aradığım şey beni arıyor. bana nasıl geleceği konusunda onu serbest bırakıyorum ve kalbimin arzusu üzerine odaklanıyorum.
içimdeki yüksek benliğin onun nasıl gerçekleşeğini biliyor ben sadece gevşiyorum ve olmasına izin veriyorum.
arzumun gerçekleşmesi için gereken her şey sevgi ile ve uyumla bana kendiliğinden geliyor bunu veya daha iyisini kabul ediyorum.
ben hazırım, alıcıyım ve müteşekkirim ve öyle olsun.

bu teknikleri uygulayın ve bir kaç gün içinde harikulade sonuçlar alacaksınız...

song chengxiang

Bu yazı çekimyasasını çok güzel işleme koymuş ben bunların bir çoğunu uyguladım ve hayatımda çok güzel değişikler oldu bu yüzden paylaşmak istedim ...Faceste bana gönderilmişti Gamze Güral Çakmak göndermiş teşekkür ederim...

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Giden kayıpların ardından ben

Bu ara yaşadığım kayıplar benim durup düşünmeme neden oldu ...Onlar yaşarken ya benim için ölmüşlerdi yada yaptığım çalışmalarla ben onları öldürmüştüm ...En son annemi yıkamaya girdiğimde onu affatmem üstümdeki dağlar kadar yükü kaldırmıştı ...

Hayata en sevdiklerimizi ne çok kırarız...Bir anne babayı koşulsuz sevmek isterizde bir türlü yapamayız her seferinde en derininden acıta acıta kırılırız en ufak şeylere bile ...Çünki beklemeyiz ufakta olsa canımızın yanmasını ...Ben anneme ne çok kırılmışım ne çok yaram kabuk bağlamış aynı yerden affedince hep aynı yara olduğu ortaya çıktı kabuk düşünce yerinden...

İçimde kocaman bir boşluk var ...Benim şantiye alanı yeni bir oluşum içine girmeli boşluğu güzellikle doldurmalıyım ...Bu ara bir arkadaşımın çocuğuna rehberlik yapmam istendi henüz denemedik ancak onda olumlu sonuçlar alabileceğime inanıyorum ...EFT yapacağız ...başladığımız anda aşamaları yazacağım ...Hayat bana yeni alanlar açıyor kısır döngülerde takılıp kalmama izin vermiyor...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Gül Yaprağı

Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.

Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.

Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

(Alıntıdır)

Ben bu yazıyı okuduğumda çok etkilendim hayatımı bir gül yaprağı kadar hafif her yere sığabilen biri olarak geçirmek için çaba harcamaya başladım ...Sınırlarımdan ve kalıplarımdan kurtuldukça hayat daha kolay olmaya başladı ...Dört anlaşamada söylediği gibi varsayım üretmeyi bırakınca hayat daha yaşanır hale gelmeye başladı benim için...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Evim Evim Güzel Evim

Nihayet evime geldim dün ...İki gündür kız kardeşimdeydim ...Bizim minoşları doyasıya sevdim kardeşimin misafiri gelecekti ben çocuklarla ilgilenirken oda işlerini yaptı ...

Bu ara hem baş sağlığına gelenler hemde bebek görmeye gelenler birbirine karıştı ...Bir sürü görmediğim kişlerle görüşme fırsatım oldu ...insanlara sevgiyle yaklaştım ve karşılık gördüm...
indigolarla ilgili yazıyı okuyunca kendimi buldum ...ailenin çılgını olmak beni hem üzdü hemde memnun etti ...Hem herkes benden kırmak için çekiniyor hemde bazen kendimi yalnız bulmak kendimi ifade ederken kendimi anlatsamda insanların beni anlamak istememsi beni üzdü ...

Ancak özgür ruhum ve kendini bilme ve bulma çalışmalarım beni güzel yerlere getirmiş ...kendimi seviyorum ....

4 Temmuz 2010 Pazar

İndigoların Gizli Dünyası

Kaderleri “sevgi” ve “sezgi” üzerine kurulu, dünyaya armağan ve dünya içerisinde bir türlü anlaşılamadan “yapayalnız” yaşamak zorunda olan, paylaşmaktan hoşlanan ve içindeki potansiyeli “mutlaka” yaşatmak için uğraşan, ruhsal deneyimlerle “giydirilmiş” Yeni bilinçleriyle “özel”, dualitenin faklı yorumu, kendini bilen asil ruhlu “sevda çocuklarıdır” indigolar! Başka bir deyişle de: Sürüye boyun eğmeyen baştan “günah keçisi”, mahallenin potansiyel delisi, sevimli ama tehlikeli bir garip bilinçtir indigo! Tehlikelidir! İçerisinde bulunduğu sistemleri çökertir. Aynı bilgisayar virüsleri gibidir! Gariptir indigo, hem de çok garip! Almadan vermesi onun garipliğinin belirtisi! Karşılık beklememesi ise bir virüs oluşunun delili!

Bir indigo oturup ağlıyor bazen gizli dünyasında! Yaymak istiyor sevgiyi! Seziyor o gerçekleri! Paylaşmanın asaletini! Yaşatmanın gereğini! Bir indigo ağlıyor! Tüm çabalarına rağmen karşısında buluyor “benliklerin” direnişini! Bir indigo “ben” demiyor! “Ben” diyenler ona öfkeli! Bir indigo biliyor: Sevgi daima karşılıksız üretilmeli! Eğer karşılık beklentisi var ise o “benliğin” eseri! “Benlikler” ise üretemezler sevgiyi! Bir indigo oturup ağlıyor bazen! Bir indigo ölüyor! Bir indigo çözüm üretiyor! Bir indigo sevebiliyor! Bir indigo ağlayıp daha da güçleniyor! Bir indigo her öldüğünde yeniden ve daha güçlü olarak tekrar doğmayı biliyor! Bir indigo tüm insanlık ailesini karşılıksız seviyor!

indigo dergisinden alıntı ...


Bu yazıyı okuyunca kendimi buldum işte ben buyum dedim ...

Kaç Tane Ada Yaptınız Kendinize ?

Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu'nun ıssız biryerinde, milyonlarca kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür. Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlardan yorgun olanlar, okyanusun dev dalgaları arasına kendilerini atarak intihar etmektedirler! Bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı görür, birçok bilimadamı araştırır.

Kuş bilimcileri yaptıkları araştırmalarda göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfederler, ancak intihar etmelerinin nedenini çözemezler. Yıllar süren araştırmalar sonucunda bu trajik olayın yaşandıgı yerde bir ada olduğunu; kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda okyanusa gömüldüğünü bulurlar.

İnsanların yokluğunu bile farketmedikleri ada kuşlar için göç yollarının vazgeçilmez bir durağıdır. Kuşlar binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve uzun, yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çiğlığa okyanusun sularına gömmektedirler.

Peki ya siz...

Sizin hiç bir adanız oldu mu? Yaşamın uzun göç yollarında size bir yudum taze soluk verecek, yolunuza dinç olarak devam etmenizi sağlayacak bir adanız var mı? Bir gün yerinde bulamazsanız, ille de ulaşmak ve sığınmak için başınızın döndüğü, dengenizi yitirinceye kadar çırpınıp kanat çırptığınız bir ada oluşturabildiniz mi kendinize?

Sınırsızca herşeyi paylaşabileceğiniz bir dost, yola birlikte çıkacak kadar güven duyduğunuz bir arkadaş, size daima huzur ve mutluluk verecek bir ses, ulaşmak için yıllardır uğraş verdiğiniz bir amaç edinebildiniz mi?

Şimdi daha bir iyi bakın çevrenize. Size gelen, sizin gittiğiniz, sizi bulan, sizin bulduğunuz kaç adanız var çevrenizde? Kaç tane durup nefeslendiğiniz ada oluşturmuşsunuz kendinize?

Kişisel Gelişim

Ben bayağı ada oluşturmuşum sığınacak kendimle gurur duydum hatta düşman olmaya çalışanlar bile bana sığınmışlar ... bende kocaman bir ada olmuşum...

1 Temmuz 2010 Perşembe

İçimden kuşlar göçüyor

İnci Aralın bir kitabıydı, kitap biraz sıkıcı idi ama ismi beni çok etkilemişti ...Bu aralar içimde biriktirdiklerimde aynı o kuşlar gibi içimden göçüp gidiyorlar ...bu hafata uyudum dinlendim ve hiç birşey düşünmeden yaşamaya çalıştım verdiğim her nefeste içimden birşeyler uçup gitti ...

ANNE, bir insan hayatında en önemli unsur...Bizi biz yapan herşeyi anneden öğreniyoruz yada yoksun kalıyoruz ...Yoksunluklarımız nedenli çoksa hayata güvenimiz o denli az oluyor ...Ben ne çok EFT yaptım ve her çalışmamın sonucu anneme çıktı neredeyse ...

Benim annemde anne sevgisinin ne demek olduğunu bilmeden büyümüş ...Ninesi ve dedesi annemi çok sevmişler onları kaybettikten sonra sevgi yaşamamış ...sevgiyi sadece eğer sevgisi ile yaşadı ...Eğer ne kadar az bir sevgi insanlar için ...yaptığın şey oranında seviliyorsun...oysa anne evlet arasındaki sevgi rağmen sevgisi olmalıki evlatlar kana kana sevmeyi öğrensin...

Sanki affettikten sonra içimden bilmediğim ağırlıklar uçup gidiyor hafifliyorum gün güne ...Yaptığım Eft çalışmaları affetme mi daha kolaylaştırmış içimdeki düğümler çözülmüş ...Yoğun sıkışmış duygulardan sonra gevşemenin hafifliğne alışmaya çalışıyorum...


28 Haziran 2010 Pazartesi

Sanki hayatımdan bir dönem kapandı

Annemi kaybedeli 15 gün oldu henüz onun yokluğunu tam anlamış değilim ...Şu an henüz kalabalıktan yeni çıktım sorulan her soruya yanıt vermek işleri organize etmek herkesi idare etmek bana düştü ...Büyük olmanın ne demek olduğunu gördüm ve gösterdim ...

Şöyle çevrem bakıp insanların ne kadar boş şeylerle uğraştığını görmek ,anlamsız tartışmaların içinden ustaca manevralarla sıyrılmak ,kimseyi incitmemeye çalışmak ,Alp'le Mert'le geçen bir hafta birde üstelik diş çıkarıyorlar...Acı ,üzüntü ,özlem yıllardır görüşmedim insanları görmek çok konuşmak beni çok yormuş iki gündür sürekli uyuyorum ...

Annem :söylenecek ne çok şey var hakkında hep iyi şeyler söylemek istediğim ancak çok kırgın olduğum üzüldüğüm incindiğim olayların çok olduğu hatıralarım var ...Ne çok hırpaladı beni gücümün son damlasına kadar onu memnun etmeye çalıştım yıllarca ...Ben onu herşeye rağmen sevdim ancak o hep eğer sevgisi ile sevdi beni ...Eğer şunu yaparsan ,eğer şuraya gidersen gibi her dediğini fazlasıyla yaptım gücümün üstünde çalıştım annemi memnun etmeye ...Ancak yetmedi kendimi sevdirmeye ...Ne acı bir annenin çocuklarını böyle sevmesi ...

Okadar çok konuştum ki birde bakmışım annemi affetmişim herşeye rağmen ...Sırtımdan büyük bir ağırlık kalktı gitti sanki ...Tabi bu affetme işi okadar kolay olmadı yaptığım EFTlerde ne çok şeyde annem çıkmıştı ve ne çok içimde biriktirdiklerimi çözmüştüm de ondan bu kadar kolay oldu affetmem...

Ben annemi çok sevdim ...Annemde benim çocuklarımı sevdi bizlere göstermediği her ilgiyi benim çocuklarıma gösterdi ...onları mutlu etmek için elinden geleni yaptı ...Diğer torunları şansızdı bu konuda hastalık zamanına geldiler ...

Hayatımda bir dönem kapandı bakalım hayat bana bundan sonra neler gösterecek ...Annem son zamanlarda hayata olan ilgisini kaybetmişti artık ölümü bekliyordu en ufak bir çaba harcamıyordu yaşamak için ... Gördüğüm rüyada huzurlu bir yüzü vardı ...Dilerim gittiği yerde huzur bulur ...Mekanın cennet olsun nur içinde yat ..

14 Haziran 2010 Pazartesi

12 Haziran 2010 Cumartesi

Karmaşık duygular içindeyim

Bu aralar sanki yeni başlangıçlar arifesindeyim ...Öğrendiklerimle kendimle yaptığım çalışmalarla yeni bir yolun başına geldim ...Hani odanın içinde bir çok kapı vardı ya bende hepsini açıp keşfettim ve en son açtığım kapıdan kırk kapılı bir yeni oda gördüm tam kapı aralığındayım rehberimi beklerken şimdiye kadar göz ardı ettiğim ön yargılı yaklaştığım Nil Gün rehberim oldu kendisini Melda Tuncel'de dinlerken işte aradıklarım dedim ...

Ben şimdiye kadar meğer çevre temizliği yapmışım ...Hala içimdeki benden uzaktım ...Nil Günü dinlerken kendimi keşfetmenin yollarını gördüm ve şimdiye kadar bu rehberin rehberliğine hazır olmadığımı anladım ...artık hazırım ve bakalım ne olacak ...Nil günün rehberliğinde nerelere geleceğim ...

Yayımı gerdim okumu atmaya hazırım ...Ok bu sefer nereye gidecek ...


11 Haziran 2010 Cuma

Kendinizi idealı biri olmaya ikna edin




Onları diğerlerine eşit ve değerli olduklarını düşündüren şey nedir?
“Kimlikleri” elbette; yani kendilerini algılayış biçimleri. Geçmişimiz, yetiştirilme tarzımız, genetik kodlarımız ya da eğitimimiz ne olursa olsun, hepimiz kimliğimizi değiştirebiliriz.

Kimliği biçimlendirmenin temel bileşenlerinden birisi iç konuşmalardır. İç konuşma, kaydedilmiş bant kayıtları gibi zihnimizde sürekli tekrarlanan mesajlardır. Bir an için bunun anlamını düşünün. Aşağıdaki durumları yaşadığınızda kendi kendinize ne diyorsunuz?

Hata yaptığınızda:
(“Hay Allah, salağın tekiyim ben” mi “Bunu yapabilirim” mi?)

Zor bir işin üstesinden geldiğinizde:
(“Vay, amma da şanslıyım” ya da “Çok zekiyim, çok”)

Övgü aldığınızda:
(“İndirimden aldığım eski bir gömlek sadece” ya da “Ya evet, ben de seviyorum”)

Başarısız olduğunuzda:
( “Bunu yapmayı asla başaramıyacağım” ya da “Hımm, bu işe yaramadı –başka nasıl yapılabilir acaba?”)

İnsanlar özgüvenlerini kendilerine başarıyı içselleştiren mesajlar (Heyoo, başardım! Bu bende yetenek olduğunu gösteriyor) ile başarısızlığı dışsallaştıran (Kişisel bir şey değil, sadece kötü gününde) mesajlar yollayarak oluştururlar. Özgüvenimizi olumlu ya da olumsuz anlamda kimliğimizi doğrulayan iç konuşmalarımızla pekiştiririz.

“Benim neyim eksik ki?” görüşünü geliştirmek, iç konuşmanızı etkin biçimde yönetmenizle başlar. İç mesajlarınıza dikkat edin. Olumsuzlarsa, değiştirin ve yerlerine olumlu olanları koyun. Bu mesajları önce yüksek sesle söyleyin, sonra da zihninizde tekrarlayın. O eski ve yararsız mesajların yerini alıp yeni kimliğinizin parçası olana kadar bu mesajları tekrarlayın. Eski alışkanlıkları değiştirmek yaklaşık sekiz haftalık etkin uğraşı gerektirir; bu nedenle aksatmadan bu süreye uyun. Sonuçta, onlarca yılda yerleşmiş bir süreci tersine döndürmeye çalıştığınızı unutmayın.

Kendinizle yaptığınız konuşmaları etkin biçimde denetim altına almanız kendiniz hakkında sahip olduğunuz inançları değiştirecektir. Dahası, inançlar edimleri etkilediğinden, davranışlarınızın da değiştiğini göreceksiniz. Daha güvenli olacak ve diğerleriyle denkliğiniz konusunda daha “eşitlikçi” bir görüş edineceksiniz.

Kendiniz ve fikirleriniz konusunda güven duygunuzun arttığını hissettiğinizde, kendinizi daha etkin ve iddialı biçimde ifade etmenize yardımcı olacak bazı yetenekler geliştirmeniz gerekir.

İddialı insanlar görüşlerinin duyulduğu duygusuna sahiptir, çünkü güç mesajları karşılarındakilerin kişilik zırhlarını kuşanmalarını gerektirmeyecek biçimde iletebilirler. Bunu yapmak biraz pratik gerektirir, ama hiç de zor değildir. İddialı kişileri bunu yaparken tarafsız bir dil ile “Ben” dili karışımını kullanırlar.

İşte iddialı iletişim için size basit bir reçete:

- Bir seferde sadece tek bir konuyu ele alın.

- Karşınızdakini yaralama ya da lafı ağzına tıkayıp zafer kazanma arzunuzu bastırın.

- “Sen” dili yerine “Ben” dilini kullanın.

- Dilinizi “Hep” ya da “asla” gibi sözcükler dahil, kışkırtıcı ya da duygusal ifadelerden arındırın.

- Kişiye değil, olaya ya da davranışa odaklanın.

- Fark ettiğiniz ya da doğru bildiğiniz konular hakkında konuşun.

- Davranışın siz dahil insanlar üzerindeki somut ve soyut etkilerini açıklayın.

- Gerçekleşmesinden hoşnut olacağınız şeyleri ifade edin.

- Dinleyin ve karşınızdakilere temel ölçüde saygı gösterin.

Olumlu iç konuşma ve iddialı iletişim becerilerini birlikte kullanabilirseniz düşlerinizi gerçekleştirme ve ilişkilerinizi geliştirme yolunda ilerlemeye başlarsınız.

Unutmayın, başarısızlık sadece işe yaramayan yöntemlerden biridir, öyleyse kaybedecek neyiniz var ki?

Alıntı

Bu yazıyı okuduğumda bilmeden ne çok şeyi yaptığımı fark ettim birde oğlumun bir zamanlar kendine nekadar güvendiği aklıma geldi ondakide çok fazla idi ...

9 Haziran 2010 Çarşamba

hedef belirleme ve geliştirme

Hedef Belirleme ve Gerçekleştirme
Paylaş


Hedef belirleme, kişiyi başarıya götüren son derece güçlü bir tekniktir; ama hedef belirlemenin gerçekten etkili olabilmesi için, neyi başarmak istediğimizi yazmak yeterli değildir. Bu yazıda, hedefleri daha başarılı bir biçimde tanımlamaya ve yaşama geçirmeye yardımcı olacak önemli adımlar sunulmaktadır.

Hedef Belirlemenin Yararları: Hedef belirleme, önceliklerimizi saptamamıza, kendimizi düzene sokmamıza, büyük kararlar vermemize ve hayallerimizi gerçekleştirmemize yardımcı olur. Neredeyse tüm motivasyon uzmanları, hedef belirlemeyi, önemli bir bileşen olarak programlarına dahil ederler. Zig zaglar, hedeflerin öneminden bahsederken, şu soruyu sorar: “Başıboş dolaşan bir genelleme mi, yoksa anlamlı bir özel durum musunuz?”. Hedefe ulaşma, aşağıdakilerin yapılmasını gerektirir:

1.İyi tanımlanmış hedef önermeleri: Hedef önermesi, tüm sürecin temelini oluşturur. Bu yüzden, açık ve kesin bir hedef cümlesi kurmak için azami özen gösterilmelidir. Hedefi tanımlarken, şu özelliklerin olmasına dikkat edin: Belli bir alana ait, Ölçülebilir, Eylem odaklı, Gerçekçi, Zaman ve kaynak ile sınırlı.

Hedef, gayet açık ve net bir alana ait olmalı ki ne için uğraştığımızı tam olarak bilelim. Hedefin ölçülebilirliği, ona ulaştığımızda bunu rahatça ifade edebilmemizi sağlar. Ayrıca hedef, sonuç üretecek bir faaliyeti belirtecek şekilde eylem odaklı ve hem pratiklik, hem de ulaşılabilirlik bakımından gerçekçi olmalıdır. Son olarak hedefin, tamamlanmak üzere kesin bir son tarihi bulunması ve kısıtlı kaynaklarla gerçekleştirilebilmesi açısından zaman ve kaynak ile sınırlı olması gerekir.

2.Hedefleri, yönetilebilir adımlara bölmek: İyi tanımlanmış bir hedef önermesi oluşturduktan sonra, bu hedefi başarmak için izlememiz gereken bir yöne ihtiyaç duyarız. Hedef adımlarının yaratılması, bize bu hedefe ulaşmak için yapılması gereken önemli işlerin bir listesini, bir eylem planı, sunar ve hedefe doğru ilerleyişimizi izleme imkânı verir. “Mali yılın sonunda reklam harcamalarını artırmadan satışları % 25 artır” cümlesi, büyük bir hedef önermesi olsa da daha küçük ve ayrıntılı adımlara bölmeden bu hedefi gerçekleştirmek çok zordur.

3.Motivasyon ve taahhüt: Motivasyon ve taahhüt, bizi başarıya taşıyan unsurlardır. Hedef sürecindeki diğer tüm adımları tamamlamak için gerekli itici gücü, arzuyu ve kararlılığı sağlarlar. Bu motivasyon, başarıyı garantileyen yüksek düzeyde duygusallık ve enerji yaratacak bir önerme geliştirmek suretiyle kazanılabilir. Taahhüt, bizi doğrudan hedeflerimize götüren unsurdur ve başarısızlık durumunda, olumsuz ve bedeli yüksek sonuçlar doğurur.

4.Hatırlatıcılar ve belli bir rotada ilerlemek: Hedeflerimize ulaşmak, ısrar ve sürekli dikkat gerektirir. Bizi her zaman uyaracak ve sorumlu tutacak bir sisteme ihtiyacımız vardır. Herhangi bir sorumluluk sistemi kullanılmazsa, yolumuzu kaybedip başarısız olabiliriz.

5.Sık sık gözden geçirmek ve yeniden değerlendirmek: Hedef belirleme, zamanla başarılan, devamlı bir süreçtir. İlk kez oturup hedef belirlemeye başladığımızda, zor ve sıkıcı bir iş gibi görünebilir; ama zamanla kolaylaşır. Sabır gerekir. Gelecek yıla kadar ulaşılması gereken tüm hedefler, en azından haftada bir kez ve mümkünse her gün gözden geçirilmelidir. Sık sık gözden geçirmenin en güzel yanı, bizi büyük kararlar almaya ve yaşamımızdaki öncelikleri belirlemeye itmesidir. Zamanında başarılamayan ya da son tarihini sürekli ertelediğimiz hedeflere dikkat etmeliyiz.

Yazar: Paul Christenbury

Bu yaazıyı faces book ta kişisel gelişim de paylaşılmış sizlerle paylaşmak istedim ...Ben deneyeceğim sizlerde tavsiye dedrim...

7 Haziran 2010 Pazartesi

Geçmiş yordu beni

Hafta sonunu gçemiş hesaplarla geçirdik eşimle arada didiştik içimizdekileri döktük sakince ve kırılmadan çözümsüz bıraktık yerlerine ...Eskiden dünya savaşlarının çıktığı konular artık sakince konuşulur hale geldi çözüm bir dahaki bahara kalsada ...

Pazar her zamanki gibi ne yenilecek diye düşünülerek geçti ...Uyudum uyandım ,tekrar uyudum uyandım ...Havada mütiş bir ağırlık vardı sanki ve birden kocaman ceviz büyüklüğünde dolu yağdı ...Hayatımda hiç bu kadar büyük dolu yağdığını görmemiştim ...Hayırdır inşallah dedik ...Yağmur biraz dinince alış verişe gittik ...Yolda yağmura yakalandık ...Dün bir başka yağdı yağmurda...

Neyse sevgili pazartesiye ulaştık ...Benim en sevdiğim günlerdendir pazartesi ...Oh ne güzel ev normal haline döndü...Bu gün güzel güneşli bir gün insanın içi sımsıcak sevgiyle doluyor...
Yarın kuzucuklarıma gideceğim aşı günleri yarın 8. aylarına giriyorlar...Canlarım benim onları çok seviyorum...

5 Haziran 2010 Cumartesi

Ne çok istedim Japonyaya gitmeyi




Ben ne çok istedim Japonya'ya gitmeyi...İnsanların zarifliği ,ülkenin zor şartlara dayanıklılğı ,güzellikleri herşeyi beni kendine çekti ...

Bir kitap okudum Şibumi onda anlatmış Japonya'yı bir kez daha vuruldum ...
Japon bahçelerinin hazırlanmasındaki titizliği 15 senede falan akustik açıdan hazır oluyormuş bir bahçe ...
Hele kiraz zamanı muhteşem mutlaka gitmeliyim bir gün...




Hayatlarına teknolojiyi alamışalar bir çok yeni icatta yapmışlar ancak geleneklerdende vazgeçmemişler ...hayatlarındaki sadelik beni çok etkiliyor ...Saygılı ve sade yaşam öz veriyle birleşince çok hoş bir karışım olmuş ...

3 Haziran 2010 Perşembe

EFT ile kazandıklarım


Bu sene alerjilerimin ne kadar azaldığını anlatmakla başlyayım eskiden nefes alamayıp boğulacağımı zannetiğim zamanların sıkıntılarını yaşamadım doya doya iğde kokularını içime çekiyorum ...polenler yoğun olmadıkça bana dokunmadı ...Kase kase çilekleri yedim gönlümce eskiden kokusu bile benim kötü olmama yetiyordu ...

Hele temizlik işkence gibiydi o kadar yorgunluğun üstüne birde hastalanıyordum...Artık köşe bucak temizliyorum tık yok sadece yoruluyorum...

Belki bir çoğunuz yok artık abartıyorsun diye bilirsiniz ancak kendimde deneyip aldığım sonuçları yazıyorum ...Bazı şeylerde etkisini henüz hissetmiyorum veya bana özel olduğu için yazmıyorum ...Belkide içimde hallettikten sonra onları bile paylaşa bileceğim ...

Ben yıllarca boğazımda çok şey biriktirmişim ve en çok boğaz rahatsızlıkları yaşamıştım...
Boğaz çakram ne kadar dolu imiş yaptığım EFTler çok iyi geldi ...Eskiden üzüldüğüm veya içinden çıkamadığım bir konu için boğazıma bir yumru gelir otururdu artık olmuyor çünki içimde biriktirmiyorum ya hemen paylaşıyorum yada EFt ile hallediyorum ...

Hayatımın 2, on yılına henüz geçemedim henüz sanki ilk on yılda atladığım bir şeyler var ...Sanki okul dönemine geçersenm yanlızlıkla yüzleşeceğim gibi geldiği için bir türlü göze alamıyorum erteliyorum gibi...

Artık ilk ou kapatma zamanı geldi ertelemeyi bırakıp çalışmaya başlamalıyım ...

Eft sadece vuruşlar değildir kendini olduğun gibi kabul edip sevmektir ...Yıllarca kendini kabul edip seven insanlara bencil gözüyle bakmış birinin bunu söylemesi ilk zamanlarda zor oluyordu ...Bencil kişilerin kötülük yapanla eş tutulduğu kalıplarımı kırmak çok zor oldu ...

Birde annemin bir lafı kırk yıl unutayıp yeri zamanı geldiğinde söyleme kalıbı benim insanlar karşısında konuşma zamanını beklemem ve bir türlü gelmeyen zaman ...Artık konuşuyorum zamanını beklemeden içimde biriktirmiyorum ...İnsanlara bana daha dikkatli olmaları gerektiğini fark ettirdim ...Artık benim çelikten yapılmadığımın farkındalar ...Bir kaç kişinin dışında...onlar üzerindede çalışmalar yapacağım...Şimdilik çok yolun başındayım ama yılmak yok ...


Anla sahiplen değiştir tekniği

Oncelikle sakin bir zamaninizda yalniz basiniza bir odaya cekilin, telefonunuzu kapatin ve kimsenin sizi rahatsiz etmeyeceginden emin olun.

- Sonra elinize bir kagit ve kalem alin ve mevcut sorunu kisaca bir cumle ile yazin.

- Sonra sizce bu soruna yol acan nedenleri akliniza gelen tum maddelerle yazin. Ancak baskalarini suclayan bir ifade yazmayin, sorunun sizinle ilgili kismini yazin. Esinizin yuzunden olan bir borc söz konusu ise, esimin yuzunden oldu demek yerine, esimi bu konuda ikna edebilseydim bu borc olmazdi yazabilirsiniz. Buradan sizin rolunuz onemli, baska insanlarin degil. Bu kendinizle ilgili bir icgörü kazanmaniz icin yapilan bir uygulamadir ve teknigin icindeki tek rolu budur.

- Arkasindan ne yapsaydiniz bu sorun yasanmazdi bunu yazin. Yazarken uzun cumleler kurmayin, kisa ve net bir yazim sekliniz olsun. Ornegin, o gun sinirlenmeseydim bu sorun olmazdi, arkadasimi dinleseydim bu sorun olmazdi, mali durumuma dikkatli yaklassaydim bu sorun olmazdi gibi kaliplar kullanin.

- Daha sonra ne yaptiniz ve bu sorun oldu ve neyi yapsaydiniz bu sorun olmayacakti konusunda iki net goruse sahip oldugunuzu fark edin. Yazdiklarinizi bu sekilde sadelestirin ve iki tane cumleye indirgeyin. Ornegin; Bu sorununum nedeni, mantikli dusunmeden hareket etmemdir ve kendime zaman taniyip daha saglam ve mantikli dusunseydim bu sorun olmazdi gibi bir kalip elinizde olacak.

- Bu sorunu yasamanizin nedeni ve yapmaniz durumunda sizi sorundan koruyacak seylerin arasindaki iliski sizin yasaminizdaki hatalarinizin buyuk bir ozeti gibidir. Eger karsimdaki insana guvendigim icin bu sorunu yasadim, eger bu kadar guvenmeseydim bu sorun olmayacakti demisseniz, sizin sorununuz guven duygusudur.

Guven duygusu yasaminizda ki hatalarinizin onemli bir kisminin nedenidir. Guven konusundaki sorunu cozmeden benzer hatalari yapacaksiniz demektir. Eger duygusal davranmasaydim bu sorunu yasamazdim diyorsaniz, duygu durumunuzla ilgili bir denetim kazanmadikca ayni hatalari yapacaksiniz demektir. Her ne yazdiysaniz simdi elinizde cozmeniz gereken bir kavram, duygu yada dusunce sorunu oldugunu anlamaya calisin. Bunu asil sorun olarak defterinize yazabilirsiniz.

- Bundan sonraki adimda ise yapmaniz gereken sey bu duyguyu yada dusunceyi sahiplenmek olacaktir. Onu yok sayarak, ya da ondan nefret ederek ondan kurtulma sansiniz olmayacaktir.
Kagida sunu yazmanizi istiyorum. " ..... duygumu/dusuncemi/hatami sahipleniyorum, bunun bana ait oldugunu kabul ediyorum" Arkasindan gozlerinizi kapatin ve bu duygunuzu icinizde hissetmeye calisin. Bu biraz yogun yada yorucu olabilir ama unutmayin bu sadece bir duygu yada dusunce ve duygularinizda,dusuncelerinizde sizin kontrolunuzde, her an degistirebilirsiniz. Icinizde hissettikten sonra, kendinize sunu soyleyin;

" ... duygumu/dusuncemi kabul ettim, hissettim ve deneyimledim. Ama artik bunu degistirmemin zamani geldi ve kontrol tamamen bende. Bu andan itibaren eski duygumla/dusuncemle sevgiyle vedalasiyorum ve onun yerine ...duygusunu/dusuncesini koyuyorum.

Degisim benim icin bu kadar kolaydir ve degistirdim deyin.

(burada .... kismina istediginiz baska bir duygu yada dusuncenin adini koyun)

Sonra bir kac kere bu duyguyu tekrarlayin, hissedene kadar tekrarlamak iyi olacaktir.

- Simdi yeni duygunuza yada dusuncenize odaklanin ve onu hissetmeye calisin. Bu sizin seciminiz ve kendinizi mumkun oldugu kadar iyi hissetmeye calisin. Hayatinizda sonuclari buyuk olacak bir degisim yaptiniz. Bu gunden sonra akliniza eski dusunceniz gelirse yada eski duyguyu yeniden deneyimlerseniz hemen o anda icinizden yada sesli olarak sunu soyleyin.

" Sen artik bana ait degilsin ve ben misafir olarak bile seni kabul etmiyorum, bu duyguyu reddediyorum, bu bana ait degil" deyin. Sonra yeni duygunuzu icinizden bir kac kere tekrarlayin. Iste hepsi bu kadar.....

(B.Demir)

Dün bu yazıyı faces bookta bana üye olduğum bir yerden yollamışlar okuyunca işte dedim hep aradığım şey ...EFT de olumlamaları hazırlamak çok zor olmuştur belki görünenleri değil ama gizlide kalmış kendimize bile söyleyemediklerimizi olumlama cümlesi olarak derinlerden çıkarmak için kullanacağımız bir teknik ...Bu teknikle EFT birleşince süper olacak ben kendimde deneyeceğim ...Kilo problemimle ilgili gizlide kendime bile itiraf edemediklerime belki bu yöntemle ulaşa bilirim...Aslında ben kilolu olmamı çok kafama takmıyorum ama sağlık sorunları çıkarsa diye kafamda bir kalıp oluşturdum bunu yıkmam lazım...