21 Mayıs 2011 Cumartesi

Ben ne kadar yavaşlamak istesemde hayat beni koşturuyor ...Bu aralar kendi evim yetmezmiş gibi babamın evi hatta yakında kız kardeşimin evinide temizletmem gerekiyor ...Kendi evimde müthiş bir bahar temizliği yapıldı ve her yer sanki kazındı...Evdeki fazlalıklar verildi yıkandı ve arıtıldı ...dünde babamın evinde aynı şeyler yapıldı ...
Canım Halimem ellerin kolların dert görmesin en büyük yardımcım oldu ikimiz bir olunca dere tepe dümdüz oldu...
Annemin ölüm yıldönümü yaklaştı ...Ben o günü anma ve dua günü şeklinde yapmak istiyorum ancak her kafadan bir ses çıkıyor ama ortada iş yapmak isteyen yok ben yaparım dedğimde de ay bu kadar kendini yorma deniyor ...Anne ölünce mezarının başına giderek sevgi gösterisinde bulunmak zannediliyor ...Neyse bakalım neler olacak ...

Evettt...Bu ayın sonunda resmen emekli oluyorum hadi hayırlısı ...Canım babam ona nekadar teşekkür etsem azdır beni isteğe bağlı bağkurlu yapmıştı ve ben nihayet emekli oluyorum ...Artık kendi paramı gönlümce harcıyacağım...

bu ara okuduğum vampir ve meleklerle ilgili kitaplarda ve seyrettiğim dizilerde her ne düşünürseniz onu yaşayacağınızı ancak aslolan şeyin sevgi olduğunu görüyorum ...

Bu aralar çok fazlaca duymaya başladığım bir söz beni sonderce rahatsız etmeye başladı ...Bu senin imtihanın ya ben böyle bir imtihan girmek istemiyorum ki...Bu söz beni sıkmaya başladı yok böyle birşey hayat böyle anlamları biz insanlar yüklüyoruz...hayat sadece yaşamak içindir ...Başımıza her geleni imtihan olarak yorumlarsak hiç bitmeyen imtihanlara tutuluruz...

Bence hayata aslolan tek şey sevgidir gerisi sadece dayatmadır...

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Annemsiz ilk anneler günü

Nerdeyse bir yıl olacak annem bizden ayrılalı ...Ne hissediyorum henüz bilmiyorum sanki duygularım köreldi hissizim gibi geliyor ...Ama her gün annemi anıyoruz söylediklerini hatırlıyoruz iyi kötü hala güldürüyor bizi...

Belki de annemi unutmaya başlayınca içimde hüzün oluşacak ve özleyeceğim onu ama henüz sanki bizimle ve yaşıyormuş gibi ...Öldükten sonra unutulmak neysede ya yaşarken unutulanlar için ne kadar acı ...

Artık anneler günü benim için kendi anneliğimi yaşayacağım bir gün ...Bazen iyi bir annemiyim diye düşünsemde görüyorum ki iyi bir anne olmuşum ah keşke şimdiki bilgilerimi çocuklar küçükkende bilseydim çok daha iyi olurdu diyorum ama yinede fena değilmişim ...

Bu hafta kendimle bir kez daha gurur duydum ...Kız kardeşimle teyzeme gitmiştik ve onun sadece anneliği yemek içmek ve giyidirmek olduğunu zannetmesi çocuklarını eğitmekten yoksun olması bazen acaba dediğim şeyleri iyiki yapmışıma dönüştürdü...Çocuklara hiç kızmadan veya ceza vermeden büyütmek istiyormuş ancak onun dışında bu olaydan herkes rahatsız ...Anneannemin bir sözünü hatırlattı bakısız yongayı yel alır derdi ...Ne kadar doğru olduğunu yaşayarak görüyorum ...Ya çocuğuna bir takım şeyleri öğreteceksin yada bilemiyorum artık...

Aldığınız her nefesin sevgi ve huzurun sarmalamsı dileğile yaşamınızdan mutluluk güneşi hiç eksik olmasınaneler gününüz kutlu olsun...


Annemsiz ilk anneler günü

15 Nisan 2011 Cuma

Bu aralar okuyacak kitap bulamayınca kızımla dizi izlemeye karar verdik ...Vampir günlüklerini izliyoruz ...İkimizde bayıldık hipnotize bir şekilde izliyoruz...Bize iyi geldi ...

Bu gün babamın evin badanası bitiyor ve bizde kızımla hizmette sınır yok deyip kadınla birlikte işe koyulacağız...Ne garip bizden başka ilgilenen yok ancak lafa gelince fikir beyan eden çok ...Her neyse ben elimden geleni yaparım gerisi neyaparsa yapsın veya yapmasın beni ilgilendirmez...

Bu sene bilgi sayar kursuna gitmeye karar verdim birde yanına ingilizce kursu ekledimmi süper olacak kendim için birşeyler yapmış olacağım ...2 yıldır kendime verdiğim sözüde tutmuş olacağım ingilizcemi yeniden canlandıracağım ...

Annemin ölüm yıl dönümü yaklaştıkça hala ona olan kızgınlığımın geçmediğini fark ediyorum...Hayatı böylesine hoyrat kullananve gereksiz detaylarla kendinide bizide yormasını henüz affedemediğimi fark ediyorum...

Kendime yeni hedefler ve yeni yönler çizmeliyim baharla birlikte bende uyanmalı canlanmalıyım...

4 Nisan 2011 Pazartesi

Üstümden tır geçti

Dün kızım ve oğlumla çalışmalar yaptık ...Oğlum henüz ikna olmuş değilhala bahaneler arasada benimle çalışıyor ...Hala kendini saklamakta karalı ancak dirençte göstermemeye başladı yakında dökülmeye başlar ...

Gamzeyle yaptık çalışmalarımızı yoksunluk bilinci için yazdık yoksunluğunu hissettiğimiz şeyleri ...Başladım ben anne sevgisinden yoksun olmama rağmen diye kendimi çok kötü hissettim nefes almakta zorlandım boğazım burnum tıkandı 10 tur yaptıktan sonra üzerimden tır geçmiş gibi yorgun hissetmeye başladım ...Nefesim açıldıama çok yorgundum kitap bile okuyamadan uyudum ...Gamzeyi çok zor dinledim ve bu gün yeniden tekrar edeceğiz...

Biz ailece 2000 yılından beri madi bir sıkıntı yaşadık ...Bu birazda benim paraya bakış açımdan kaynaklanıyordu ...Ben yıllarca para benim için araç hiç bir zaman amaç olamaz derdim ...Para bana araç olmadığını gösterdi ...Ben artık bunu çok zor bir dönem yaşıyarak öğrendim ve artık parayla ilgili kalıplarım için çok fazla çalışma yaparak değiştirdim ...

Bu arada bizde yoksunluk bilinci güçlü bir şekilde ortaya çıktıve bu bizim ailede herkesin kilo almasına neden oldu ...Hiç kilo alamayan Gamze bile artık kilolu ...Yokluk bilincinde insan ne yapar hemen depolamaya başlar ve bizde elimizden geldiğince depoladık ...

Benim geçmişten gelen depolarımla birleşince rahatsız olmaya başladım ...Kızımla içimizdeki bu yoksunluk bilincinden kurtulmak için çalışmalara başladık ...Ben bir çok kere rejim yaptım ciddi kilolarda verdim ancak zaman içinde tekrar aldım hatta misli ile ...Artık kilo verdiğimde kalıcı olsun istiyorum ve içimdeki bu birikimlerden kurtulmak istiyorum ...Sanki dünki çalışmadan sonra çok daha kolay nefes alıyorum...Ben bazen konuşurken bile nefesim kesilie soluk soluğa kalırdım...

Umarım bu çalışma bana iyi gelir ve blokajlarımı yıkarım ...

29 Mart 2011 Salı

öz güven eksikliğine dün EFt yaptım

Dün gece bir ara uyandım saat 3 civarıydı...Uykum kaçınca sürekli ertelediğim özgüven eksikliği için EFT yapmayabaşladım direk daldım konuya gecenin bir yarısı detaylandırmadım...ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİMDEN DOLAYI KENDİMİ DERİNDEN KABUL EDİYORUM ONAYLIYORUM VE SEVİYORUM son turlarda ARTIK BU DUYGUDAN ÖZGÜRLEŞMEYİ SEÇİYORUM DEDİM...
Önce nerede hissettiğimi pek kestiremedim ancak fark ettim ki burnum sanki mandala kapatılmış gibi tıkanmıştı ve ben nefes alamıyordum ...son turda ben özgürleştikçe sanki burun açıcı kullanmışım gibi derin derin nefesler almaya başladım ...

Çekirdek inaç sitesindeki anne sevgisinden yoksun kalan insanlarda huysuz bacak sendromu olacağı Kendini sevdirmek ve annenin beğenisini kazanmak için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışmak gibi şeyler sıralanmıştı daha sonra Nil Gün ün bir programda söylediğiyle birleşince işte bende olan sonuç ortaya çıktı öz güven eksikliği ...

Beni tanıyan bir çok kişi buna pek inanmaz ancak olan bu ...Ben hayatım boyunca anneme kendimi onaylatmaya beğendirmeye çelıştım ...Bu beni çok yordu incindim kırıldım ...Fakat yinede başkalarına tanıdığı toleransı bana tanımadı...Benim ayağım sürekli hareket halinde idi ayakabının içinde ara sıra çıkan veya hareket eden buda annemi çileden çıkaran bir olaydı hatta birtek annemin ayağına basardım servis yaparken ...Annemin vefatından sonra bende bu ayak hareketleri neredeyse yok oldu ...
Bu sonuca varmışken erteleme huyum yüzünden dün geceye kadar EFT yapamadım dün gece nihayet yapa bildim ...Bu gün detaylı bir çalışma yapayım artık ...Ben alerjilerimde de hep burnumun tıkandığını hissderrim bu konuyla bağlantısı ola bilir ...

Kendimi güvensiz hissettiğimde nefes alamıyorum sanki boğulacak gibi oluyorum...

Benim annem beni özellikle hep EĞER sevgisi ile sevdi...Eğer şunu yaparsan seni severim yaptığım şey bitince yeni eğerler buldu hep ...Bu yüzden ben sevdiklerimi kaybetmekten hep korktum sevdiklerimi herşeye RAĞMENsevdim ...

Ama artık benimde sevgim çeşitlilik kazandı kimilerini EĞER ,kimilerini ÇÜNKÜ,kimilerinide RAĞMEN sevgisi ile sevmeyi öğrendim ...

27 Mart 2011 Pazar

Hoş geldin bahar

Uzun süre bahar gelecek diye korkan ben artık mutlulukla karşılıyorum baharı ...Eskiden yolun karşısındaki badem ağacından anlardım ilk bademler çiçek açar bina yapıldı gereksiz yere kestiler bademi ...Şöyle çevreme bakınca hiç birşey hatırlatmıyor artık mevsimleri ...Bizim milletin yoketme arzusundan dolayı doğru dürüst ağaçta kalmadı çevremizde taş kaya her yan ...Neyse çok uzun mevzular bunlar ...

Sabahları kalkıp dışarıdaki güneşi hissetmek çok güzel kıştan sonra ...Bu aralar kendimi dinleme modundayım yine kimi zaman kırıcı, kimi zaman can acıtıcı olsada aradan güzelliklerde sıyrılıp çıkıyor ...Bir tat bir doku bir koku alıp geçmişe götürüyor insanı ...Bu aralar bimdeki jöle şekerlere taktım çocukluğumun şekerleri ...Ayrıca güllü lokum ve gül şerbeti ...Azmı aşırmıştım anneannemin gül mayalarını ...

Hele kahve içerken çocukluğumun dipleri içmem aklıma geliyor hatta telveleri yerdim ...Sonra nescafe ,Türkiyede yoktu ozamanlar yurt dışından gelirdi sabahları ders çalışırken iyi giderdi...Sonra annemle kahve keyifleri başladı ...Emine teyzemle hem içtik hem fal baktık ...Şimdide canım kızımla içiyorum sakızlı lokumla birlikte ...

Kaybettiğim tatlara ve kişilere özlem duyuyorum... Elimdekilerinde kıymetini biliyorum ...

17 Mart 2011 Perşembe

Ohhh nihayat bloguma kavuştum

Bloglar kapanınca kendimi yanlız kalmış hissettim ...Benim yakın arkadaşım bloğum içimi döktüğüm geri dönüp ne yapmışım baktığım bazende karalama defteri gibi kullandığım ...Ne çok girmiş hayatımın içine farkında olmadan ...

Lütfen birdaha gitme...

Bende bu ara çok kitap okudum ...Kendimi yine bir yolun başında tercih yaparken buldum ...Sipiritüel konulara hep merakım vardı şimdi önüme yeni kapılar açıldı ve ben yeniden hiç birşey bilmez bir haldeyim ...Bir odaya girerim kırk kapılı tektek açarım bakarım merakımdan ve en sonunda yeni bir kırk kapılı odaya girerim ...Şimdide yeni kırkapılı odanın başındayım yine ...Çok derin konular ...Ancak körü körüne inanmıyorum soruyor sorguluyorum...Bakalım gelecek ne getirecek bana ...

Bu arada dün oğlumla ilk seansımızı yaptık ...Sadece beni mutlu etmek için başladı ancak güzel geçti ...Tabi hep ben konuştum ikinci seansımızı pazartesi yapacağız ve bana kendini anlatan bir yazı getirecek ...

Dün oğlumun yüzünde ben konuşurken bir şaşkınlık oluştu ...Benim bu kadar şeyi bilmeme şaştı biraz ...Güzeldi böyle bir duyguyu yaşamak ...Aramızda görünmez duvarlar var çok yüksek olmayan ve onları yıkmak için çalışıyorum ...


25 Şubat 2011 Cuma

Kendime yeni bir ben lazım

Bu aralar ne yapacağımı bilmez bir şekilde kitap okuyup dinleniyorum ...Kendimle ilgili ne yapmam gerektiğini bilemez bir haldeyken kendime sorular sormaya başladım neden kilo veremiyorum diye içimdeki çekirdek inaç nedir diye tamda bunları düşünürken Abdullah Canıtezin bu konu ile ilgili yaptığı çalışma ile karşılaştım ...

Ben çekirdek inancımı bulmuştum ancak konu ile ilgili yazıyı okuyunca doğru yolda olduğuma inancım biraz daha pekişti ...Ben annemle ilgili konların hep etrafında dolanıp durdum asıl mesleyi ya görmek istemedim yada görmedim ...Asıl mesele annemin bana karşı sevgisizliği ...Benim gibi sevgi arsızı biri için ne büyük bir eksiklik ...

Şu anda bu yazıyı yazarken dizimdeki ağrının şiddetlendiğini hissediyorum sanki dizime bir bıçak sokup çeviriyorlar bu gün mutlaka buna EFT yapacağım ...

Bazen sorun önümüzde dağ gibi dursada biz ancak görmek istediğimiz zaman göerebiliyoruz ...

Benim sevgi açlığım hayatımda hep yemek yiyek doldurmuşum ...Kızımla yaptığımız bir konuşmada bunu fark ettik ...Ben ne zaman kendimi yanlız hissetsem sevgiye susarım ...Çevremde insanlarım olduğu zaman bilirim sevildiğimi kilo bile veririm ancak yanlızken boşluğu doldurmak için yerim ...Buda çocukluğumda yanlız kaldığımda annemin sevgisini hissedemediğim zaman içimde oluşan boşluk gibi ...Ben annemin sevgisini kazanmak için çok uğraştım ancak annem insanları ancak eğer sevgisi ile seven biri olduğu için onun istediği kişi olduğum veya istediği işi yaptığım süre içinde sevdi ...

Annem daha bana kocaman bir kucak açıp sarılmadı ben çocukken annnemin kucağına çıkmak istediğimde bana kocaman kucak dolusu hiç sarılmadı ...
Benimgibi sevgi arsızı biri için çok can acıtıcı bir durumdu ...Ancak çevremdeki halalar amcalar ve akrabalar beni çok sevdiler ve şımarık bir kedi gibi kendilerine sokulmama izin verdiler ...

Bu yüzdendirki ben sevdiklerime dokunarak sevmeyi hatta sevgimle canlarını bile acıtsam hissettirmeyi seçtim ...Çevreme hep kucak dolusu sevgi sundum ...Sevgimi paylaştığım sürece mutlu oldum ve kendimi iyi hissettim ...

Kayınvalide bizle yaşamaya başladığından beri çevremdeki insanlarla görüşemez olduğum için kilo almaya başladım ...

Bu konuda kendimle ilgili yaptığım çalışmaları paylaşacağım bakalım neler değişecek...

Hepimizin yolu açık ve aydınlık olsun sevgi ile kalın...

22 Şubat 2011 Salı

Utku'yla 4. ders

Cumartesi günü Utkuyla yaptığımız çalışmada Korkularımız üzerinde çalıştık çok fazla bir korkusu yoktu ...Ancak kapalıyer fobisi vardı kapalıyerde kalmaktan kortuğum için dedik ve biryede kilitli kalmaktan kortuğum için dedik kapalı yerde kalmaktan kortuğuna 4 tur yaptık sanki göğüsünün üstünde bir ağırlık varmış gibi hissetti ...

Kilitli yerde kalmaktan korktuğu içinde 3 tur yaptık ...Başında hissetti ve arada kendini affettiğni söyledi ...Neden kendini affetme gereği duyduğunu araştırmaya başladık ...Başından ne geçmiş olabileceğini araştırdık ve küçükken dedesinin arabasınının bagajında kuzeni ile saklambaç oynarken ikisinin kaplı kaldığını bulduk ...Bir daha ki dersimizin konusu bu olay olacak ...


15 Şubat 2011 Salı

Canım Babam

Baba çınar ağacıdır

Ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,

işte o zaman gerçekten b...üyüyorsunuz.

Çünkü ç...ınarın gölgesi yok artık üzerinizde.

Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.

Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,

sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor

ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.

Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.

Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,

takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,

korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.

Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...

Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,

sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...

Büyüyorsunuz o zaman işte.

Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.

Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...


Geçen hafta bizi çok korkuttu ayın 9da anjiyo oldu ...ertesi günde balon yapıldı sitend takıldı ...Aslında öksürük ve nefes alamamaktan şikayetçiydi ancak bay-pas geçirdiği için DR danışmak için gitmiştik ...Ben hafta sonunu babamla geçirdim cuma günü eve çıktı ...Bu hafta yoğun ve üzüntülü bir hafta oldu ...

Pazartesi kızımın doğum günü için ve geldim sevgililer günündeki en sevdiğim için ocaman bir pasta yaptım mütiş olmuştu ...

Aynı gün kuzenimin eşini kaybettik daha halamın cenazesinde yeni karşılaşıp konuşmuştuk ...İnsanlar kuş misali zamanı geldikçe göçüp gidiyorlar ...Daha sonra akşam eşim gelip kuzeninin vefaat ettiğini söylediinanmakta güçlük çektim önce canıp muzaffer ablam ya aynı gün içinde hem Nihat enişteyi hem muzaffer ablayı kaybetmenin acısını yaşadık ...Allah rahmet etsin mekanları cennet olsun...


Üçüncü ders

Utkuyla geçen perşembe üçüncü dersimizi yaptık...Annesini anlatmasını istedim ...Annesinin biraz kızgın olduğunu ve onu kızdırdığı için kendini suçlu hissettiğini yazdı EFT turları yaparkende omuzlarında hissetti ve kendi de şaşırdı ne çok şeyi omuzlarına yüklendiğine ...Çok naif ve kırılgan bir çocuk ,bunun yanı sırada kendine güvenen ve sorumluluk sahibi bir çocuk ...İlk dersimizden beri önüne koyduğum suyu çok az içiyordu ancak bu derste iki bardak su içti ...

Benim ona tavsiye ettiğim şeyleri hiç aksatmadan yapıyor kendine bir şükür listesi hazırladı ve şimdide hayal panaosu yapıyor ona hayal kurarken olabilirliği yakın hayaller kurmasını tavsiye ettim ...

Bu salı ders yapmadık onu sıkmak istemiyorum ne zaman gelirse ozaman çalışırız ...

3 Şubat 2011 Perşembe

Bu gün Utku'yla ikinci dersimizi de yaptık çok verimli geçti ...Benim ona anlattıklarımı çok iyi dinliyor ve yapmasını istediğim şeyleri harfiyen uyguluyor ...
Bu gün dış görünüşünü beğenmemesinden dolayı EFt yaptık ...Hissederken omuzlarında yük varmış gibi hissetti ...3 turda bitirdik kendini rahatlamış hissetti...Hatta bir yerinde kendimi tamamen ve derinden affediyorum diye kendiliğinden söyledi ikimizde turun sonunda söyledik ...Bugün ona ikimiz arasında konuşulanların sadece ikimiz arasında kalcağını söyledim ve bana güvendiğini hissettim ikinci kere söylediğimde biliyorum aramızda kalcak dedi ...Onun güvenini kazandığımı hissettim ...

Bu günilk çalışmada yaptığımız konu hakkkında düşüncelerini yazmasını söyledim ve artık başkalrının onu yakışıklı bulmamasının önemli olmadığını yazmıştı ben kendimi yakışıklı buluyorum dedi ...

Dersimiz çok verimli geçti ve bu sömestr tatilinde hergün yapmaya karar verdik ...




1 Şubat 2011 Salı

EFT dersim

Dün Utkuyla ilk dersimizi yaptık ...Benim için çok verimli geçti kendimi öğretiyor olmanın hazına kaptırdım birden ...Keşke öğretmen olsaydım deyip hayıflandığım günler geldi aklıma sonra sevgili samaniğin başka şekillerlede öğretmen oluna bileceğini sözünü hatırladım...Artık bir danışanım var ve ben bildiklerimi onunla paylaşa bileceğim....

Biraz size Utku'dan bahsedyim ...Utku Oniki yaşında son derce zeki ince kırılgan ve naif bir çocuk ...Üç yaşından beri saçları ve kaşları dökülüyor ve yeniden çıkıyor ...Baş vurmadıkları Dr kalmamış Pisikolog herşeyi denemişler fakat sonuç alamamışlar ...

Ben kendilerine Utkuyla çalışmak istediğimi söyleyince anneside bana teklif etmekten çekindiğini söyledi ...Sonra 17 aralıkta bir ön görüşme yaptık ve dün ilk çalışmamızı yaptık ...

Utku'nun en büyük sorunu şu anda kendini yakışıklı bulmaması ...Bu bende biraz panik yarattı çünki iyiki onunla bu yaşta karşılaşmışız dedim bir de ergen olduğunda bu duyguyu yaşamış olsaydı ne çok üzülürdü diye düşündüm...

Okulda ve çevresindeki insanlar Utku'nun saçlarının ve kaşlarının dökülmesi yüzünden onunla alay etmemişler veya bu olayı Utku çok takmamışa benziyor ...

Dün onun bana karşı olan direncini kırmak için fazla yormak istemedim henüz birbirimizi tanıma aşamasındayız...Bana güvendiğini hissediyorum ama henüz çekingen ...

İlk görüşmemizde kendini analtmasını istediğimde çok güzel ve içtenlikle anlatmıştı ...Bir çok erişkin insandan daha çok kendinin farkında idi...İlk sorduğumda bir çok kişi eeeee ığğğğ diye kemküm ediyorlarken o hiç düşünmeden yazmıştı ...Kendini yakışıklı bulmadığını ...Bende dün kendini neden yakışıklı bulmadığı konusunda bir anlatım istedim yazdıkları hep beğenilme arzusu idi ...

İlk yaptığımız EFT saçlarının ve kaşlarımın dökülmesine rağmen kendimi kabul ediyor onaylıyor ve seviyorum olumlaması ile başladık On verik duygumuza ve başladık yapmaya ilk turun sonunda ona nerede hissettiğini sordum anlamadı mesela vücudunun neresinde karıncalanma ağırlık hissi veya uyuşma gibi birşey hissettin dediğimde şakalarında ve başında sıkışıklık varmış gibi hissettiğini söyledi ve diğer turlarda hafifledi ve rahatladı ...

Ona ertesi günde aynı olumlama ile çalışmasını söyledim ...

Ayrıca kendine hedef koymayı öğrenesini küçük hedeflerden büyük hedflere yönelmesini söyledim ...Birde şükür listesi yapmasını hayatta elde edemdiği şeyleri düşünerek değilde elinde olanların kıymetini bilmesini anlattım şükür listesini her gün okumasını tebih ettim ...Bir nevi NLP çalışmasıda yaptık ...Giderken ki yüz ifadesi çok hoştu yüzünüde kocaman bir gülücük vardı işte dedim benim ödülüm...Perşembe günü görüşmek üzere ayrıldık...

30 Ocak 2011 Pazar

Ankara'ya kar yağdı ve bu gün de meşhur soğunu iliklerimzde hissettik ...Eski anılar üşüştü birden ne çok üşüdüğüm ve soğuktan nefret ettiğim ...Bir yumru geldi boğazımda düğümlendi...

Annemi hatırladım yine ilgisizliğini ve hayatan ta o zamanlar bile vazgeçmişti hep herkesin onu mutlu etmesini beklemesini ...Bizim küçük omuzlarımıza yüklediği ağır yükleri hatırladım ...Ne çok onu memnun etmeğe uğraştımı ve sonucun saman alevi gibi söndüğünü hatırladım ...Belkide soğu bu yüzden hiç sevmedim başaramadıklarımı iliklerime dek hissetmeme neden olduğu için ...Bütün suçu soğuğa yükledim daha kolay olduğu için oysa içimdeki soğuk acıtmıştı hep canımı ...

Bazen hatalarımı yanlışlarımı yüklemek çok kolay gelsede dönüp dolaşıp yine kendime geliyorum ...Birde şu lafa gıcık oluyorum Keşke yapmasyadın ...Yaptım işte zaman , şartlar ve durum onu gerektiriyordu veya başka şansım vardı da ben onu seçmişim gibi ...Bu kadir kıymet bilmezlik yoruyor beni ...

Dün bütün gün kitap okudum ve aralarda uyudum sanki yenilendim ...Bazen uykunun sarıp sarmalayan kollarına kendimi bırakmak bana çok iyi gelir ve dalar giderim ...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Günler birbiri ardına geçip giderken ne çabuk geçtiğini anlamadan bir bakmışsınız hafta bittiyor...Kimi zaman inanası gelmiyor insanın hiç bir şey yapmaya fırsat kalmadan hafta bitmiş ...

Bu aralar kendi işlerim dışında benden istenen veya beklenen şeyleri yapmak bana angarya gibi geliyor ...Birde sanki insanların ben mecburmuşum gibi istekte bulunması çileden çıkmama neden oluyor ...Buda bende kasılmalara neden oluyor geriliyorum ve bacağımdaki damarlar sanki kasılıp ağrıyor ...Bu sabah kendime bu konuda EFT yaptım biraz gerginliğim azaldı şimdi daha rahat yürüye biliyorum...

Ah beklentiler ne çok beklenti ile karşı karşıyayız hayatımız boyunca ...Karşımızdakinin ne durumda olduğuna dikkat etmeden bekliyoruz ...Bende bu ara çevremin beklentilerinden yorgun düşmüş durumdayım artık yoruluyorum dediğimde insanların tavırları beni incitmeye başladı...

Bu ara sakin bir deniz kenarında veya bir su kenarında olmayı doğayla başbaşa kalmayı ne kadar çok istiyorum bilemezsiniz...Gözlerim bile doğayı hayal edemez oldu ...Baktığım ve gördüğüm heryer taş kaya ...Şöyle bir toprağa dokunmak ve doğanın kokusunu içime çekmek istiyorum ...Evde tipik ev kokuları yemek kokusu tost kokusu bir de aşağı dönercinin et kokusundan fenalık geldi ...

Bazen çocuklarımı yetiştirirken keşke şimdi bildiklerimi bilseydim diye hayıflanıyorum ancak şimdiki annelere bakınca kendimi çok başarılı buluyorum ...Çocuğun üstünde otorite kuramayıp ay istiyor veya sözümü dinlemiyor diye her dediklerini yapan ve bunuda onları çok sevdikleri için yaptıklarını söyleyen annelere gıcık oluyorum...Bende çocuklarımı çok sevdim ancak sevgiyle tepeme çıkarmayı asla bir birine karıştırmadım...Kızımda artık bana hak veriyor ve oda çocuğu olsa herhalde benim gibi olur ...

Canım kuzularım sizleri çok seviyorum iyiki benim çocuklarımsız...

13 Ocak 2011 Perşembe

Bir yastıkta 28 yıl

Dün evlenme yıl dönümümüzdü...

Eşim her zamanki gibi kırmızı güllerle geldi...

Ben bu sene hiç hazırlık yapmadım sanki elim kolum kalkmadı ...

Ne garip hayatımın büyük bölümünü acı tatlı bir çok anıyı hatırladım birden ...Keşkelerim ne kadar çoktu bu geçit töreninde ...Ancak geçip gittiler gençliğimide birlikte götürerek ...

Bazen bakıyorumda gereksiz ne çok şey için üzülüp ağlamışım veya kendimi ne kadar boş şey için hırpalamışım ...Düşünüyorum neden diye ve hep ben evli olmayı sevmişim ...Tekrar tekrar aynı sonuca varıyorum ...Yeniden başlasam yine evlenirdim veya bundan sonra yeniden fırsat olsa yeniden evlenirim ...Bu ara Mustafa Ceceli ve Elvan günaydının birlikte söyledikleri Eksik parçasına takıldım çok güzel ...

Bizim hayatımızda da bir şeyler eksik kaldı ancak yinede güzelliklerde vardı ...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Yolun sonuna geldim kendime yeni bir yol haritası çizmeliyim

Bu aralar ne yapacağımı bilmez bir şekilde beklemedeyim ...Biraz garip gelsede durdum bekliyorum...Neyi? kimi ?hangi yolu bilmiyorum ama yeni bir şey bekliyorum ...

Belkide kendim yeni yolcular alacğım hayatıma ...

Bu gün güneşli bir güne uyandım içim kıpır kıpır ...Kızımla yeni yılda yeni kararlar aldık rejime girdik kendimizi kasmadan yapacağız bu sene idealıyız zayıflamaya eylülde düğün var İstanbulda ...buda bahanesi olsun...

Bu sene şimdiye kadar hiç istemediğim birşey istedim kendime yeni bir ev diledim ...Şöyle asansörlü,manzaralı ,nezih insanların yaşadığı , makul büyüklükte sade döşenmiş bir ev diledim ...

Birde kişisel gelişim çalışmalarımda başarı ve yeni yollar diledim....

Bu ara bunlardan başka birşey aklımda yok ....


Hayatımda beni yoran bazı kişilere rağmen hayat bana tüm ihtişamı ile geliyor ...

31 Aralık 2010 Cuma

EVET KOCA BİR YIL DAHA BİTTİ

Neler geldi , neler geçti kimilerini yolcu ettik kimlere merhaba dedik ...

Bu sene benim için hem güzel hemde hesaplaşmalarla dolu bir yıl olarak geçti ...Hayatımı en çok etkileyen insanı annemi kaybettim ...Ne çok hesaplaşmıştım içimde affettim zannetmişim ama hala yaptığım çalışmalarda etkileri görülüyor ...Tamamen affetmeden kurtulamayacağım ...

İnsanlarla olan bağlarımı gevşettim koparmadım ama akışa bıraktım arada bi dizginleri geriyor kendimi hissettiriyorum kendimi ...

Şu anda bana bir masal anlat baba şarkısını dinliyorum ...Kimi yerinde içim sımsıcak bir sevgiyle doluyor ...Bana sevgiyle bakmayı öğreten adama sonsuz şükürlerimi sunuyorum ...Kimi yerinde dinlediğim şeylerin sadece masal olduğunu gösterdiği için içim acıyor ...Ama yinede alıp götürüyor beni sevgiye şefkate...

Bu gün faceste paylaştığım çalıkuşu şarkısı benim yeniden çalıkuşu romanını okuma zamanımın geldiğini hatırlattı ...Ne çok okudum ve izledim ancak yinede çevirip çevirip yeniden okurum hatta arasıra özlerim hatta hayret ederim bir erkeğin bir kadının duygularını bukadar güzel anlatmasına ...

Bu sene yeniden okumalıyım dediğim bir diğer kitapta yüzüklerin efendisi serisibayılmıştım 2kez okudum ...

Nermin Bezmenin kurt seyitleride çok hoş bir kez daha okumak isterim...

en okuyamadığım kitaplarsa kişisel gelişim kitapları alıyor ...Nedenini hala bulamadım bir değil bir çok nedni var ...
Mesela karmaşık anlatılması,yabancı yazarların türçeye çeviri hatarı gibi...

Bu sene kendime yeni bir giyisi dolabı ve yeni giyisiler yapmayı planlıyorum ...

İngilizce unuttuklarımı yeniden hatırlamak istiyorum ...

Kilo vermek istiyorum artık kesin kararlıyım fazla kilolarımdan kurtulacağım ...Pazartesi klasik gelsede rejime başlıyorum ...65 kilo olmak hedefim ...

Artık yeni yılda kendime koyduğum hedeflerime ulaşmak istiyorum ve kendime yalan söylemke istemiyorum ...Ben kendime saygı göstermeliyimki başkalarının da bana saygı duymaları kolay olsun...

en önemlisi artık hayatımda ertelemlerden kurtulmek istiyorum ...

Her ne yaşarsam yaşayayım bu sene ginede güzel geçti yenini yılda benim kendice hedeflerime ulaşma yılım olacak ...Kendimi seviyorum hatta hastasıyım ben bu kadının...


27 Aralık 2010 Pazartesi

Kahve Fincanı

Is yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, isin yarattığı strese ve hayatin zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:

"Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.

Yasam kahveyse, is, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca ‘Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz."