30 Ocak 2011 Pazar

Ankara'ya kar yağdı ve bu gün de meşhur soğunu iliklerimzde hissettik ...Eski anılar üşüştü birden ne çok üşüdüğüm ve soğuktan nefret ettiğim ...Bir yumru geldi boğazımda düğümlendi...

Annemi hatırladım yine ilgisizliğini ve hayatan ta o zamanlar bile vazgeçmişti hep herkesin onu mutlu etmesini beklemesini ...Bizim küçük omuzlarımıza yüklediği ağır yükleri hatırladım ...Ne çok onu memnun etmeğe uğraştımı ve sonucun saman alevi gibi söndüğünü hatırladım ...Belkide soğu bu yüzden hiç sevmedim başaramadıklarımı iliklerime dek hissetmeme neden olduğu için ...Bütün suçu soğuğa yükledim daha kolay olduğu için oysa içimdeki soğuk acıtmıştı hep canımı ...

Bazen hatalarımı yanlışlarımı yüklemek çok kolay gelsede dönüp dolaşıp yine kendime geliyorum ...Birde şu lafa gıcık oluyorum Keşke yapmasyadın ...Yaptım işte zaman , şartlar ve durum onu gerektiriyordu veya başka şansım vardı da ben onu seçmişim gibi ...Bu kadir kıymet bilmezlik yoruyor beni ...

Dün bütün gün kitap okudum ve aralarda uyudum sanki yenilendim ...Bazen uykunun sarıp sarmalayan kollarına kendimi bırakmak bana çok iyi gelir ve dalar giderim ...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Günler birbiri ardına geçip giderken ne çabuk geçtiğini anlamadan bir bakmışsınız hafta bittiyor...Kimi zaman inanası gelmiyor insanın hiç bir şey yapmaya fırsat kalmadan hafta bitmiş ...

Bu aralar kendi işlerim dışında benden istenen veya beklenen şeyleri yapmak bana angarya gibi geliyor ...Birde sanki insanların ben mecburmuşum gibi istekte bulunması çileden çıkmama neden oluyor ...Buda bende kasılmalara neden oluyor geriliyorum ve bacağımdaki damarlar sanki kasılıp ağrıyor ...Bu sabah kendime bu konuda EFT yaptım biraz gerginliğim azaldı şimdi daha rahat yürüye biliyorum...

Ah beklentiler ne çok beklenti ile karşı karşıyayız hayatımız boyunca ...Karşımızdakinin ne durumda olduğuna dikkat etmeden bekliyoruz ...Bende bu ara çevremin beklentilerinden yorgun düşmüş durumdayım artık yoruluyorum dediğimde insanların tavırları beni incitmeye başladı...

Bu ara sakin bir deniz kenarında veya bir su kenarında olmayı doğayla başbaşa kalmayı ne kadar çok istiyorum bilemezsiniz...Gözlerim bile doğayı hayal edemez oldu ...Baktığım ve gördüğüm heryer taş kaya ...Şöyle bir toprağa dokunmak ve doğanın kokusunu içime çekmek istiyorum ...Evde tipik ev kokuları yemek kokusu tost kokusu bir de aşağı dönercinin et kokusundan fenalık geldi ...

Bazen çocuklarımı yetiştirirken keşke şimdi bildiklerimi bilseydim diye hayıflanıyorum ancak şimdiki annelere bakınca kendimi çok başarılı buluyorum ...Çocuğun üstünde otorite kuramayıp ay istiyor veya sözümü dinlemiyor diye her dediklerini yapan ve bunuda onları çok sevdikleri için yaptıklarını söyleyen annelere gıcık oluyorum...Bende çocuklarımı çok sevdim ancak sevgiyle tepeme çıkarmayı asla bir birine karıştırmadım...Kızımda artık bana hak veriyor ve oda çocuğu olsa herhalde benim gibi olur ...

Canım kuzularım sizleri çok seviyorum iyiki benim çocuklarımsız...

13 Ocak 2011 Perşembe

Bir yastıkta 28 yıl

Dün evlenme yıl dönümümüzdü...

Eşim her zamanki gibi kırmızı güllerle geldi...

Ben bu sene hiç hazırlık yapmadım sanki elim kolum kalkmadı ...

Ne garip hayatımın büyük bölümünü acı tatlı bir çok anıyı hatırladım birden ...Keşkelerim ne kadar çoktu bu geçit töreninde ...Ancak geçip gittiler gençliğimide birlikte götürerek ...

Bazen bakıyorumda gereksiz ne çok şey için üzülüp ağlamışım veya kendimi ne kadar boş şey için hırpalamışım ...Düşünüyorum neden diye ve hep ben evli olmayı sevmişim ...Tekrar tekrar aynı sonuca varıyorum ...Yeniden başlasam yine evlenirdim veya bundan sonra yeniden fırsat olsa yeniden evlenirim ...Bu ara Mustafa Ceceli ve Elvan günaydının birlikte söyledikleri Eksik parçasına takıldım çok güzel ...

Bizim hayatımızda da bir şeyler eksik kaldı ancak yinede güzelliklerde vardı ...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Yolun sonuna geldim kendime yeni bir yol haritası çizmeliyim

Bu aralar ne yapacağımı bilmez bir şekilde beklemedeyim ...Biraz garip gelsede durdum bekliyorum...Neyi? kimi ?hangi yolu bilmiyorum ama yeni bir şey bekliyorum ...

Belkide kendim yeni yolcular alacğım hayatıma ...

Bu gün güneşli bir güne uyandım içim kıpır kıpır ...Kızımla yeni yılda yeni kararlar aldık rejime girdik kendimizi kasmadan yapacağız bu sene idealıyız zayıflamaya eylülde düğün var İstanbulda ...buda bahanesi olsun...

Bu sene şimdiye kadar hiç istemediğim birşey istedim kendime yeni bir ev diledim ...Şöyle asansörlü,manzaralı ,nezih insanların yaşadığı , makul büyüklükte sade döşenmiş bir ev diledim ...

Birde kişisel gelişim çalışmalarımda başarı ve yeni yollar diledim....

Bu ara bunlardan başka birşey aklımda yok ....


Hayatımda beni yoran bazı kişilere rağmen hayat bana tüm ihtişamı ile geliyor ...

31 Aralık 2010 Cuma

EVET KOCA BİR YIL DAHA BİTTİ

Neler geldi , neler geçti kimilerini yolcu ettik kimlere merhaba dedik ...

Bu sene benim için hem güzel hemde hesaplaşmalarla dolu bir yıl olarak geçti ...Hayatımı en çok etkileyen insanı annemi kaybettim ...Ne çok hesaplaşmıştım içimde affettim zannetmişim ama hala yaptığım çalışmalarda etkileri görülüyor ...Tamamen affetmeden kurtulamayacağım ...

İnsanlarla olan bağlarımı gevşettim koparmadım ama akışa bıraktım arada bi dizginleri geriyor kendimi hissettiriyorum kendimi ...

Şu anda bana bir masal anlat baba şarkısını dinliyorum ...Kimi yerinde içim sımsıcak bir sevgiyle doluyor ...Bana sevgiyle bakmayı öğreten adama sonsuz şükürlerimi sunuyorum ...Kimi yerinde dinlediğim şeylerin sadece masal olduğunu gösterdiği için içim acıyor ...Ama yinede alıp götürüyor beni sevgiye şefkate...

Bu gün faceste paylaştığım çalıkuşu şarkısı benim yeniden çalıkuşu romanını okuma zamanımın geldiğini hatırlattı ...Ne çok okudum ve izledim ancak yinede çevirip çevirip yeniden okurum hatta arasıra özlerim hatta hayret ederim bir erkeğin bir kadının duygularını bukadar güzel anlatmasına ...

Bu sene yeniden okumalıyım dediğim bir diğer kitapta yüzüklerin efendisi serisibayılmıştım 2kez okudum ...

Nermin Bezmenin kurt seyitleride çok hoş bir kez daha okumak isterim...

en okuyamadığım kitaplarsa kişisel gelişim kitapları alıyor ...Nedenini hala bulamadım bir değil bir çok nedni var ...
Mesela karmaşık anlatılması,yabancı yazarların türçeye çeviri hatarı gibi...

Bu sene kendime yeni bir giyisi dolabı ve yeni giyisiler yapmayı planlıyorum ...

İngilizce unuttuklarımı yeniden hatırlamak istiyorum ...

Kilo vermek istiyorum artık kesin kararlıyım fazla kilolarımdan kurtulacağım ...Pazartesi klasik gelsede rejime başlıyorum ...65 kilo olmak hedefim ...

Artık yeni yılda kendime koyduğum hedeflerime ulaşmak istiyorum ve kendime yalan söylemke istemiyorum ...Ben kendime saygı göstermeliyimki başkalarının da bana saygı duymaları kolay olsun...

en önemlisi artık hayatımda ertelemlerden kurtulmek istiyorum ...

Her ne yaşarsam yaşayayım bu sene ginede güzel geçti yenini yılda benim kendice hedeflerime ulaşma yılım olacak ...Kendimi seviyorum hatta hastasıyım ben bu kadının...


27 Aralık 2010 Pazartesi

Kahve Fincanı

Is yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, isin yarattığı strese ve hayatin zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:

"Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.

Yasam kahveyse, is, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca ‘Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz."


26 Aralık 2010 Pazar

TANRI HAYIR DEDİ

Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim,

Tanrı hayır dedi gurur benim yok edebileceğim bir şey değil dedi ....

Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini diledim ,

Tanrı hayır dedi ,onun ruhu sağlam vücut okadar önemli değil dedi ...

Tanrıdan bana sabır vermesini diledim ,

Tanrı hayır dedi ,sabır büyük acılar çekilerek öğrenile bilecek birşeydir .

Sabır verilmez hak edilir dedi...

Tanrıdan beni mutlu etmesini diledim,

Tanrı hayır dedi ,ben sadece nimetlerimi sunarım mutlu olmak senin elinde...

Tanrıdanbeni çektiğim acılardan kurtarmasını diledim

Tanrı hayır dedi ,çektiğin acılar günlük kaygılardan uzaklaşmanıve bana yaklaşmanı sağlar...

Tanrıdan ruhumu olgunlaştırmasını diledim ,

Tanrı hayır dedi,Kendi kendine olgunlaşmalısın,

ama meyvelerini almanda yardım edeceğimden

emin olabilirsin...

Tanrıdan hayatı sevmemi sağlayacak herşeyi diledim

Tanrı hayır dedi,ben sana hayatı vereceğim ,

böylece hayata dair herşeye sen sahip olacaksın

Tanrıdan tanrıya duyduğum sevgiyi başkalarınada duya bilmeyi diledim .

Tanrı şöyle dedi:

Oh nihayet doğru birşey istedin ,ruhu olgunlaşmamış bir ruh ,tanrıya hep

ver bana ile biten dualar eder.Olgunlaşmışbir ruhta vermemi sağla diye

bitirir duasını

STEVE GOODİER

24 Aralık 2010 Cuma

İki gündür Ankara'nın asık yüzü ile kalkıyoruz sanki hiç uyanmak istemiyorum ,hatta ben bile geç kalkar oldum saat 8 de kalktım ...

Bu aralar havalarında etkisiyle nasıl bahane ama iyice uyuştum ...Yarın doğum günüm yeni bir yaşa gireceğim ve üstümdeki bu yüklerden kurtulmalıyım ...Sanki yüzüklerin efendisindeki Rohan kralı gibi kabuk değiştirmeliyim ...Atmalıyım katkat birikmişlikleri üstümden içinden yeni bir ben çıkmalı ...Kendi hayatım için yeni kararlar almalıyım ...Gerçi ay dönümünde yazdım bütün dileklerimi altınada imzamı attım ...Bu arada ne güzel kendimce dileklerim olduğunu gördüm ...Eskiden olsa en son kendim için dilerdim bir iki şey onlarda yine içinde başkalarının olduğu dilekler olurdu ...

Hayatımda şöyle ger dönüp baktığımda en büyük pişmanlığım neden öğretmen olmadım demek oldu ...Bir arkadaşımın söylediği bir söz biraz teselliği gibi geliyor öğretmek için illa ki öğretmen okulunda okuman gerekmiyor demişti ...Bende hayatıma giren insanlara bir kelime bile olsa yardım edebiliyorsam bu beni çok mutlu ediyor ...

Geçen haftanın yoğunluğundan sonra bu haftayı sakin ve huzurlu geçirdim ...Bü gün canım babama gidiyorum ...Biraz temizlik biraz sohbet ...


Bazen bakıyorum 47 yıl nasılda hızla geçip gitmiş ben ne yapmışım diye ...Hayatıma güzel şeyler kazandırmışım beni hatırlayan insanların yüzlerinde bir tebessüm bıraka bilmişim beni hatırlatacak birkaç güzel sözüm olmuş sevmiş sevilmişim ...Eeee daha ne olsun ...Kendimi seviyorum hastasıyım bu kadının...

23 Aralık 2010 Perşembe

Kocaman bir yılın sonuna geldik

Bu yıllıda geçirdik gidiyor kazanılanlar ve kaybedilenlerle yine ...

Geçen sene dünyaya gelen minoşlar bu sene yürüyorlar ...Artık sizin farkınızdalar ve çok sevimliler...Yalın ve riyasızlar ...

Kızım hayatının farkına vardı artık boş hayallerin peşinden koşmayı bıraktı kendi çizgisini bulmaya başladı ...Kendi değerinin farkına vardı...Canım seni çok seviyorum...Yeni yıl sana bütün dileklerinle gelsin...

Sevgili oğluşum hayatının gereksiz ilişkilerle vakit kaybetmeyecek kadar değerli olduğunu fark etti yeni bir ilişkisi var mutlu dersleri iyi ...Ne istediğini bilen ve hedeflerine ulaşmak için çaba harcayan sorumluluk sahibi...Canım senide çok seviyorum ...

Sevgili eşim hayat yoldaşım bu seneyi huzurlu geçirdi işinden memnun artık kendini düşünme çalışmaları yapıyor daha çok yolu var ama olsun hiç birşey için geç değil...

Canım babam bocalama döneminde hayatında birileri olsun mu olmasın mı karmaşasını yaşıyor ancak kendi iç çelişkilerini çok güzel yönlendirmeye başladı ...

Gelelim bana , bende bu sene kendi içsel yolculuğumda iç huzuruna kavuştuğumu hissdiyorum ...Kendimle barışık sakin ve dingin bir halde hissediyorum ...ancak ertleme ve kendi hedeflerime ulaşma konusunda başarısızlıklar yaşıyorum ...En kolayı seçip kendimi kandırıyorum vaktimi boşa harcadığımın bilincindeyim ...Herşeye rağmen kendimi seviyorum ...

Bu sene aile büyüklerimizden dört kişiyi kaybettik iki kuzenim annem ve en sonda halam ...Her gidenin ardından anılar üşüyor beynime yaşanmış acı tatlı anılar geçiyor gözlerimin önünden ,kimi incitmiş ,kimi acıtmış olsada yinede güzel anlarla dolu ...

En son halamı 20 aralıkta kaybettik ...Halamla çok farklı düşünen insanlardık zor kadındı benim halam ancak öldüğünü duyduğumda burnumun direği sızladı ... Anılar canlandı geçmişten halam bize gelirdi kalmaya annemle pek anlaşamazlardı ancak bizi çok severdi annem bize kızdığı zaman doğruca halamın koltuğunun altıma sığınırdık o da kocaman sarardı bizi halan kurban olsun diye kocaman sevgiyle öperdi bizi ...

Ben hayatımda annemin beni şefkatle öptüğü ve sarıldığını hiç görmemiştim ...Hep işi vardı ve öğle cıvık hareketlerden hoşlanmazdı ...Ancak benim çocuklarımı çok sevdi ...Bir insanın annesi tarafından sevildiğini hissedememsi çok zor ve acı verici bir olay ...Halam birkez daha hatırlatmış oldu bana bu olayı ...

18 Aralık 2010 Cumartesi

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı

Evet ,buluşmaya gidebildim çokta mutlu oldum eşim bırakıp aldı beni...Hepimiz büyümüşüz ...Yüzlerde çizgiler saçlarda aklar olsada ,herne kadar ruhlarda örselensede hepimiz yine de aynı kalmışız ...Yaşanmış kayıplarımız olmuş iki arkadaşımızı trafik kazasında kaybetmişiz Allah rahmet etsin ...Bir çoğu yurt dışında imiş ancak yinede 25 kiyi bulduk ...Güzel sohbetlerin yapıldığı güzel bir gün geçirdik ...

Hayat kimimize sonsuz imkanları ile gelmiş ,kimizi çok incitmiş , kimilerinide uzaklara savurmuş ...Ama yinede içimizdeki sonsuz enerjiyi bitirememiş ...Güzeldi vesselem ...

Cuma günü Utkuyla bir araya geldik ve EFT ana hatları ile ben ona anlattım ve kendini bana tanıtmasını istedim...Canım ya kendini kendi cümleleri ile öyle güzel anlatmış hayretler ettim ...Günümüzde bir çok yetişkinin yapamdığı şekilde yalın ve öz anlattmış...Bütün takıldığı olay dış görüntüsü haline gelmiş kendini yakışıklı bumuyor ...Onunla oturup sadece konuştuk ve okula gitmeden bana uğramasını ve onunla çalışmalar yapmaya karar verdik ...Bakalım nasıl bir sonuç alacağız...

Kendimi çok güçlü hissettim bir an öğrendiğim bilgiyi anlatacak ve ona faydam dokunursada yardım edebilmenin hazzını yaşayacağım ...Utkuya şimdiden şükrediyorum iyiki yollarımız kesişti diye ...

Bu ara kendimi dinlemem için çok zamanım oldu ...Karşıma çıkan Serpili kimi zaman çok beğendim ...Her zaman için kendimle yarıştım kimseyi kendime hedef olarak koymadım aaa şu arkadaşım şöyle yapmış bende ona yetişeyim gibi hırslarım olmadı ...Hatta uzun zamanda hedeflerim olmadı ...Sonra koyduğum hedeflere baktığımda kolay ulaşıla bilecek akılcı hedefler koymuşum kendime ...Bir de ütopik hedeflerim var onlar bile eğlenceli ...Kimi zamanda baktığımda acaba yaptıklarım yeterlimi diye karamsarlığa kapılıyorum...İşte Serpilin karanlık yönü ...Bazen kendi güçümü zorladığımı fark ediyorum...Çatışma çıkıncada saklanmak için dalıyorum uykunun kollarına ...

Bundan sonraki çalışmalarım karanlık yönlerimi ortaya çıkarmak olacak ...bakalım neler kurup dökeceğim kendimle ilgili yine...

15 Aralık 2010 Çarşamba

GEÇMİŞTEN GELEN SESLER

Bu cumartesi benim lise arkadaşlarım buluşuyorlar 30 yıl sonra birbirimizi yeniden göreceğiz çok hoş olacak ...Ancak ben gidemeye bilirim çünki hava çok soğuk ve benim soğuk alerjim beni rahatsız etmeye başladı ...Şimdi bir çok kişinin bana neden kendine EFT yapmıyorsun dediğini duyar gibiyim yaptım ama hala geçmedi hava gerçekten soğuk ...Az da olsa etkisi hala sürüyor ...henüz kar yağdığından beri dışarı çıkmadım sadece evi havalandırırken bile etkilendim ...

Her neyse ne güzel insanlardı benim arkadaşlarım ...Faceste bulduk birbirimizi ,onları hatırladığım gibiler tabi hepimiz büyümüş olgunlaşmışız ortak bir çok yönümüz var bir çoğu ile hala ...

İçimi yokladım acaba gitmekten çekindim mi diye ancak ben kendimi buldum bulalı böyle bir çekincem yok ...Çünki kimseyle bir yarışım olmadı kendimle yarıştım hep ...Kendilerini geliştirmiş başarılı insanları takdir ederim onların başarıları beni mutlu eder ...Ayrıca kendimide başarılı buluyorum ...Gitmemem için bir tek neden soğuk daha güzel günlerde buluşmak dileği ile hepsini çok seviyorum ...

Bu cumartesi sabah buluşma var öğleden sonra da Utku ile EFT çalışması yapacağız ...Size kısaca bildiğim kadar Utkuyu anlatayım ...UTKU:12 yaşında küçük yaşlardan beri saçları ,kaşları dökülüyor ...Bir çok DR gitmesine rağmen henüz bir teşhis konulamadı ... Okulda arkaşlarının sözlerinden etkilendiğini tahmin ediyorum çünki bariz bir şekilde belli oluyor ...Baklım hafta sonu çalışacağız ne gibi sonuçlar çıkaçak ...Utkuyla çalışmak istememin sebebi Utkuya kan testleri yapılıyor ...EFT videolarının birinde hasta kişilerin kanlarını EFt uygulandıktan sonraki karşılaştırmaları vardı ...Umarım iyi sonuçlar alırız ...

İçim içime sığmıyor birine faydalı olabileceğim ve bilgilerimi aktara bileceğim birilerinin olması ve bana yeni bakış açıları kazandırıyor ola bilmeleri çok önemli ...Öğretirken öğrenmenin hazını yaşayacağım ...Bu yüzden kendi bilgilerimi yeniden gözden geçirdim ...Yani ders çalışıyorum...

Cumartesiyi iple çekiyorum...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bu aralar havalar çok güzel geçiyor güneş pırıl pırıl parlıyor baharın son günlerini yaşayıyoruz....Üstümde bir ağırlık var sanki bütün enerjim öğlene kadar tükeniyor...Yeni öğrendiğim bir teknikte yapılan bir uygulamada sabah uyanmadan uyku ile uyanıklık arasındaki zamanda alfa durumundayken kendimi çok güçlü hissediyorum çok enerjik vedinamik bir güne başlayacağım sapa sağlamım hiç bir yerim ağrmıyor vücudum bütün ağrlarımı kendi iyi ediyor diyorum ve birmüddet öyle kalıyorum sonra uyanıyorum ...bu olayın çok faydasını gördüm meşhur diz ağrım sabah kalktığımda yoktu kendimde innamadım henüz deniyorum bakalım neler başaracağım göreceğiz...

Annem öldükten sonra Babam kendini yanlız hissetmeye başladı ...Hayatına yalnızlık penceresinden bakacak telkinler vermeye başladılar yalnızlık zor gibi...geçen gittiğimizde yaptığımız bir konuşmada hangi pencereden bakarsan orayı görürüsün elinde olmayanlara bakarsan orayı görürsün olanlara bakarsan olanların çokluğuna şükredersin dedim aklına çok güzel işlemiş ...

Babam yıllardır yanlızlıktan hep hoşlanmıştır ...Ayrıca kendine çok güzel bir hobi edindi çok güzel yemk yapar ...Buda onun ve annemin açkalmalarını önledi şimdi kendine ve bizlere çok güzel yemekler yapıyor ...hatta bizim yaptıklarımızı beğenmiyor ...Çevresindeki bütün kadınlar onu merak ediyor (ben,kız kardeşim,halam)bizler evlatları sık sık arayıp soruyoruz ...Kardeişime iş yerinde yardımcı oluyor onunlada hep beraberler ...Sağlığı elverdiğince iyi 8 sene önce baypass geçirmesine rağmen ...

Bende bu arada yine herkese koşturmaktan bihaldeyim ...Bazen kendime verdiğim sözleri tutamamaktan çok şikayetçiyim ...hayat ellerimin arasından akıp gidiyıor ve ben seyrediyorum sanki ...Şakamaka yakında 47 yaşına giriyorum ...Ben hep söylüyorum ben 40 yaşlarımı sevdim ...Ben bu yaşlarda kendimle buluştum kendimi tanıdım ve 30 yaşından sonra kendi adıma yaptıklarımdan memnun oldum ...Belki kendim için birşey yapmadım değim zamanlarda bile çok artılar kazanmış olduğumu fark ettim...Molozların aralarında bile çok güzel detaylar yakalamışım meğer...hayatı seviyorum güneşi içime doldurup onu yüzüme yansıtıyorum ...KENDİMİ SEVİYORUM ...hASTASIYIM BU KADININ ...Her ne kadar bu aralar tembellik yapsada...

3 Aralık 2010 Cuma

Ve Aralıktayız

Aralık ayı benim için önemli bir aydır 26 aralık doğum günüm , ardından yıl başı gelir sanki kutlama ayı ...Dün Efe'ciğimin doğum günü idi ...Canım ya tanıştığımızda 2 yaşındaydı küçük sevimli bir maymundu ...Elini kaldırarak carli adındaki maymunu taklit ederdi ...Çok güzel ela gözleri vardı benim tanıdığımda biraz kormuş ürkmüştü bakışları ...Karşılıksız ne çok sevdik birbirimizi...Dün ona hep istediği pelerini diktim çok mutlu oldu ...İsterken bile kont draculanın pelerini gibi olsun şöyle yakası geniş olsun diye istiyor ..12 yaşına girdi annesinin üstün çabalarıyla 3 senedir bale yapıyor ...Devlet Opera ve Balesinde çocuk sannatçı...Onun sayesinde Hep isteyip bir türlü gidemediğim Operaya gittim Toska süperdi ...

Dün geçmiş gözümün önünden geçtiğinde çok mutlu oldum ...Efeyi ne çok etkilemiştim ...Önüne geldiği zaman küfür etmekten vazgeçirmiştim ...Onun oynaması sakıncalı şeylere dokunmasına engel olmak için aklından bile geçirme dediğimde dokunmuyordu ...Bir gün anneside söylemiş sen kimden duydun diye sormuş Serpil teyzenden deyince ...O Serpil teyzenin sözü bir daha söyleme demiş ...Mutfakta benim yerime kimsenin oturmasından hoşlanmazdı herkesi uyarırdı ...Annesiyle konuşurken sürekli araya girip sonunda bana Aman be dedirtinceye kadar uğraşır deyincede işte bunu bekliyordum der...

Kocaman olmasına rağmen hala gelip kucağıma kıvrılıp yatar ...Sevgili Efe seni seviyorum Allah yolunu aydınlık ve açık ettsin ...Benim küçük yıldızım daima parla...

30 Kasım 2010 Salı

Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.

Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.
Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."

ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun...


Alıntı

Zaman alacak ama

Zaman alacak biliyorum fakat, eğer öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...
Eğer yapabilirsen, ona kitapların muzicelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi,
Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini, ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.


(Abraham Lincoln tarafından oğlunun öğretmenine yazılmış bir mektup.)

Bana öyle

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.

Günlük yaşamda"ben"yerine, daha çok"sen" sözcüğünü kullanabileyim...

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsındaha da sevdikçe,doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...

BANA ... ÖYLE BİR GÜÇ VERKİ:

Herkestendaha çok çaışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim veçocuklarımı da mutlu etki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim...

BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim...

BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim...

BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, her şeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim...

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

Düşünebildiğim, yargılayabildiğim,inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim...

BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ:

Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsunlar ve ben de huzur içinde olabileyim...

BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

Bir gün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim...

BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

Sükuneti bulayım, durulabileyim, düşünebileyim...

-alıntı-

Evren boşlukları sevmez

Yaşamınızda boşluk oluşturun Evren boşluk SEVMEZ ve mutlaka DOLDURUR.

Eğer eviniz TIKA basa eşya DOLU ise ve eşyaları yenilemek istiyorsanız PARANIZIN olmasını beklemeyin.

Eşyaları daha en başından atın (tabi yaşamak için gerekenleri değil)

Bir süre SONRA yeni eşyalar bir şekilde GELECEKTİR.

Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin.

Eğer yaşamınızda yeterince BOLLUK ve bereket yoksa bunun için YER açıp açmadığınıza BAKIN.

Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer açın ki gelsin.

Bunun için önce EVDE kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun süredir birikmiş ıvır ZIVIRLA başlayın.

Siz eskiyi bıraktıkça yeni GELECEK.

UNUTMAYIN evren boşluk SEVMEZ.

Shakespeare derki

* Kendimi her zaman mutlu hissederim.



Neden biliyor musunuz?



Çünkü kimseden bir şey ummam.



Beklentiler daima yaralar.



* Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.



Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.



Sadece kendiniz için yaşayın ve;



- Konuşmadan önce dinleyin,



- Yazmadan önce düşünün,



- Harcamadan önce kazanın,



- Dua etmeden önce bağışlayın,



- İncitmeden önce hissedin,



- Nefret etmeden önce sevin,



- Vazgeçmeden önce çabalayın,



- Ölmeden önce yaşayın.



*Hayat budur.



Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.



alıntı

26 Kasım 2010 Cuma

Artık yavaş yavaş kış geliyor

Havalar her ne kadar iyi gitsede kış kapımızda sonbaharın son demlerini yaşıyoruz....Dün güneş hiç yüzünü göstermeden devamlı yağmur yağdı ...Sonbaharı seviyorum arasıra kışı hatırlatsada sıcakların son demlerini yaşamak güzel ...

Dün ıhlamur kaynatmıştım alerjim biraz azar gibi oldu ağazım su toplamış gibi kabardı bu gün kendime EFT yapacağım ıhlamur alerjim için sanki hersene bir tur tekrarlamam gerekiyor tetikleyen olayı buluncaya kadar ...Dün düşündüm acaba ne tetikliyor diye aklıma gelen bir arkadaşımız evlendiğimizde bize iki kişilik bir fincan takımı getirmişti bende ıhlamuru o fincanda içiyordum sonradan o arkadaş gıcık olmaya başladım belkide o tetiklemiş olabilir o konu üstünde çalışma yapayım baklım ne çıkacak...

Bazen hiç akla gelmeyecek küçük ve önemsiz olaylar bizde çapalar ata biliyor ...Bu yüzden hiç bir olayı önemsiz diye atlamayın ben böyle olaylara bir tur atıyorum bazen hiç birşey hissetmiyorum bazen olayın kaynağını buluyorum ...

Bu ara çok tembelim kendimle ilgili birşey yapmak içimden gelmiyor ...hatta hiç birşey yapmak gelmiyor yine bir çok şeyi ertelemye başladım ...Ama en kısa zamanda kendime gelme çalışmalarına başlamalıyım...

19 Kasım 2010 Cuma

Oh nihayet bayram bitti

Böyle bir başlık atmıştım facese herkes merak etmiş kendince...Çok misafir mi geldi ? diyenler var ...Ben misafiri çok severim sohbet etmeye de bayılırım ancak bayramlarda şöyle hazır olda beklemek beni sıkan üst giy evi temiz tut bu zorunluluk sıkıyor yoksa sevdiklerimizle bir arada olmak beni mutlu bile ediyor ..

Çeşit çeşit bayram ikramlıkları hazırlamak gelenlere ikram etmek güzel bir duygu benim için ...Bu sene ilk gün yufka böreği yaptım kahvaltıya ...Güzel bir bayram kahvaltısının ardından canım babacığıma gittik ailece ...Biraz ev toparlayıp bayramlaştık ...Kendimi kötü hissettim babamın yalnız kahvaltı etmesinden dolayı ama elden ne gelir ...

Hep birlikte kızkardeşime gittik erkek kardeşimlerde oraya geldiler ...Ailece güzel bir öğlen yemeği yedik bayramlaştık ...Minnoşlar hepimizi bir arada görünce çok sevindiler...Güzel bir gündü her nekadar çıkıntılar olsada...

İkinci gün bize gelen çok oldu kurban geldi et faslı derken yorucu geçti ...Üçüncü gün biz bayram gezmesi yaptık ...Dördüncü gün evde misafir karşıladık yeniden ...Vel hasılı busene huzur içinde geçti bayramımız gelenksel osman ve anne kavgası yaşanmadı sakin ve huzurluyduk ...

Ben elimde olsa bayramda kesin tatile giderim ...Şöyle hazır kuvvet beklemekten kurtulmak için...Her neyse bir bayramda böyle bitti...