30 Kasım 2010 Salı

Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.

Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır.
Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır.
Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır.
Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır.
İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?
Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.
Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."

ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun...


Alıntı

Zaman alacak ama

Zaman alacak biliyorum fakat, eğer öğretebilirsen ona,
Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen,
Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...
Eğer yapabilirsen, ona kitapların muzicelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzündeki kuşların, güneşin altındaki arıların, ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği.
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret.
Herkes ona yanlış olduğunu söylediğin de dahi,
Tüm insanları dinlemesini öğret ona,
Fakat tüm söylediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini, ve sadece iyi olanları almasını da öğret.
Eğer yapabilirsen, üzüldüğün de bile nasıl gülümseyeceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,
Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona.
Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.


(Abraham Lincoln tarafından oğlunun öğretmenine yazılmış bir mektup.)

Bana öyle

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.

Günlük yaşamda"ben"yerine, daha çok"sen" sözcüğünü kullanabileyim...

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsındaha da sevdikçe,doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...

BANA ... ÖYLE BİR GÜÇ VERKİ:

Herkestendaha çok çaışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim veçocuklarımı da mutlu etki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim...

BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim...

BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim...

BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, her şeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim...

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

Düşünebildiğim, yargılayabildiğim,inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim...

BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ:

Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsunlar ve ben de huzur içinde olabileyim...

BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

Bir gün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim...

BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

Sükuneti bulayım, durulabileyim, düşünebileyim...

-alıntı-

Evren boşlukları sevmez

Yaşamınızda boşluk oluşturun Evren boşluk SEVMEZ ve mutlaka DOLDURUR.

Eğer eviniz TIKA basa eşya DOLU ise ve eşyaları yenilemek istiyorsanız PARANIZIN olmasını beklemeyin.

Eşyaları daha en başından atın (tabi yaşamak için gerekenleri değil)

Bir süre SONRA yeni eşyalar bir şekilde GELECEKTİR.

Yeni elbiseler istiyorsanız eskileri fakirlere verin.

Eğer yaşamınızda yeterince BOLLUK ve bereket yoksa bunun için YER açıp açmadığınıza BAKIN.

Yaşamınızda yeniliklere ve bolluğa yer açın ki gelsin.

Bunun için önce EVDE kullanmadığınız eşyalarla, eskimiş elbiselerle, uzun süredir birikmiş ıvır ZIVIRLA başlayın.

Siz eskiyi bıraktıkça yeni GELECEK.

UNUTMAYIN evren boşluk SEVMEZ.

Shakespeare derki

* Kendimi her zaman mutlu hissederim.



Neden biliyor musunuz?



Çünkü kimseden bir şey ummam.



Beklentiler daima yaralar.



* Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.



Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.



Sadece kendiniz için yaşayın ve;



- Konuşmadan önce dinleyin,



- Yazmadan önce düşünün,



- Harcamadan önce kazanın,



- Dua etmeden önce bağışlayın,



- İncitmeden önce hissedin,



- Nefret etmeden önce sevin,



- Vazgeçmeden önce çabalayın,



- Ölmeden önce yaşayın.



*Hayat budur.



Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.



alıntı

26 Kasım 2010 Cuma

Artık yavaş yavaş kış geliyor

Havalar her ne kadar iyi gitsede kış kapımızda sonbaharın son demlerini yaşıyoruz....Dün güneş hiç yüzünü göstermeden devamlı yağmur yağdı ...Sonbaharı seviyorum arasıra kışı hatırlatsada sıcakların son demlerini yaşamak güzel ...

Dün ıhlamur kaynatmıştım alerjim biraz azar gibi oldu ağazım su toplamış gibi kabardı bu gün kendime EFT yapacağım ıhlamur alerjim için sanki hersene bir tur tekrarlamam gerekiyor tetikleyen olayı buluncaya kadar ...Dün düşündüm acaba ne tetikliyor diye aklıma gelen bir arkadaşımız evlendiğimizde bize iki kişilik bir fincan takımı getirmişti bende ıhlamuru o fincanda içiyordum sonradan o arkadaş gıcık olmaya başladım belkide o tetiklemiş olabilir o konu üstünde çalışma yapayım baklım ne çıkacak...

Bazen hiç akla gelmeyecek küçük ve önemsiz olaylar bizde çapalar ata biliyor ...Bu yüzden hiç bir olayı önemsiz diye atlamayın ben böyle olaylara bir tur atıyorum bazen hiç birşey hissetmiyorum bazen olayın kaynağını buluyorum ...

Bu ara çok tembelim kendimle ilgili birşey yapmak içimden gelmiyor ...hatta hiç birşey yapmak gelmiyor yine bir çok şeyi ertelemye başladım ...Ama en kısa zamanda kendime gelme çalışmalarına başlamalıyım...

19 Kasım 2010 Cuma

Oh nihayet bayram bitti

Böyle bir başlık atmıştım facese herkes merak etmiş kendince...Çok misafir mi geldi ? diyenler var ...Ben misafiri çok severim sohbet etmeye de bayılırım ancak bayramlarda şöyle hazır olda beklemek beni sıkan üst giy evi temiz tut bu zorunluluk sıkıyor yoksa sevdiklerimizle bir arada olmak beni mutlu bile ediyor ..

Çeşit çeşit bayram ikramlıkları hazırlamak gelenlere ikram etmek güzel bir duygu benim için ...Bu sene ilk gün yufka böreği yaptım kahvaltıya ...Güzel bir bayram kahvaltısının ardından canım babacığıma gittik ailece ...Biraz ev toparlayıp bayramlaştık ...Kendimi kötü hissettim babamın yalnız kahvaltı etmesinden dolayı ama elden ne gelir ...

Hep birlikte kızkardeşime gittik erkek kardeşimlerde oraya geldiler ...Ailece güzel bir öğlen yemeği yedik bayramlaştık ...Minnoşlar hepimizi bir arada görünce çok sevindiler...Güzel bir gündü her nekadar çıkıntılar olsada...

İkinci gün bize gelen çok oldu kurban geldi et faslı derken yorucu geçti ...Üçüncü gün biz bayram gezmesi yaptık ...Dördüncü gün evde misafir karşıladık yeniden ...Vel hasılı busene huzur içinde geçti bayramımız gelenksel osman ve anne kavgası yaşanmadı sakin ve huzurluyduk ...

Ben elimde olsa bayramda kesin tatile giderim ...Şöyle hazır kuvvet beklemekten kurtulmak için...Her neyse bir bayramda böyle bitti...


15 Kasım 2010 Pazartesi

Yine bir bayram sabahı

Erkenden kalkıp oturdum pc başına ...Dolaştım faceste yılllardır görmediklerimle hiç tanımayıp sanaldan tanıştığım kişilerle bile iyi dileklerde bulunduk birbirimize ...Birlik beraberlik ve iyi dilek alış veirişi yaptık ...bir olduk yine...

Henüz bayram başlamadı bizim evde ancak birazdan dananın kuyrğu kopar ...Geleneksel Osman ve annesi kavgalrı başlar potansiyel bir şekil de içeride kahvaltıyı bekliyor...

Biz bu bayramda kolaya kaçıp yufka böreği yaptık ...Birazdan onu pişireceğim ...Henüz ev halkı uykuda ...

Sabah erken kalkıp ev ahalisi için dualar ettim ...İyi dileklerde bulundum ,dileklerimi gök yüzüne saldım...Daha sonra faceste aborjinlerin duasını okudum ...Onlarmı ilkel bizmi diye düşündüm bir an ...Buradan sizlerlede paylaşmak istiyorum...

Aborjinlrin duası

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim...

Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum...

Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum...

Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum...

Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar kazanç diliyorum...

Sahip olduğun herşeyi taktir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum ...

Son ELVEDAya yetecek kadar MERHABA diliyorum...

Bu sözler beni çok etkiledi bende kendim ve sevdiklerim için aynısını diledim ...

Herkesin bayramı huzur ve esenlik içinde geçsin yolda olanlar içinde hayırlı yolculuklar dilerim ...Unutmayın emliyet kemeri hayat kurtarır...

İYİ BAYRAMLAR

13 Kasım 2010 Cumartesi

Minik Kuzulzrım bir yaşına girdi

Geçen cumartesi minnoşlar yaşlarına girdiler ne büyük bir heyecan yaşamıştık bir yıl önce ...Kuzucuklarım erken yürüdüler doğum günlerinde yürüyorlardı ...Alp'in 7 mert'in 5 tane dişleri var artık o günde diş ağrısından dolayı çok huzursuzlardı ...

Küçük iki can emanet edilmişti ellerimene büyük bir sorumluluktu şimdi daha iyi anlıyorum ...sadece doyurup uyuttuğumuz günlerde bile hissettik birbirimizi kalplerimiz sevgiyle kucak açtı birbirine ...Artık sevgiyi daha yoğun hissediyoruz ,kocaman gülücüklerde...Canlarım sizi seviyorum ...

Hayırlı uğurlu bir ömür diliyorum sizlere ...İyiki doğdunuz ve benim kuzularımsınız...

4 Kasım 2010 Perşembe

Ankara'da Aşık olmak

Ankarada aşık olmak Ege'ye Akdeniz'e benzemez, yaz aşkı yoktur orda. Karakışın, ayazın içerisinde aşık oldumu adam iliklerine kadar işler. Sezonluk değil ömürlüktür. Kumsalda değil lapa lapa yağan karda beklersin aşkını, parmakların buz tutmaktadır, tutunmu sevgilinin elini kan aynı damara ...akmaya başlar, o yüzdendirki ... Ankara'da aşık oldunmu sezonluk değil ömürlüktür aşk. Sevgiliye güzel görünmek uğruna popon donsada çatırmassın, oda yetmezmiş gibi delikanlılık yapar ceketinide atıverirsin sevdiğinin omuzlarına. Angara'da aşık olmak herkese göre değildir yani. Gözler hep buğuludur yağan karın, esen rüzgarın etkisiyle. Baktınmı gözgöze sadece sevinçleri değil hüzünleride paylaşıverirsin. Onun içindirki Ankara'da aşık olmak başka yere benzemez. Sezonluk değil ömürlük aşklar bulursun. Hayati DOGAN Ankaralı olamak gurubundan aldım çok güzeldi paylaşmak istedim.

21 Ekim 2010 Perşembe

Eski doslar

Dün 15 yıllık arkadaşlarım bana geldiler güzel dolu dolu bir gün geçirdik özlemişiz birbirimizi hepimizin çocukları küçüktü tanıştığımızda okuldaki kermeste tanışmıştık güzel günler geçirmiştik ...Dost olduk sonra sımsıkı bağlandık birbirimize bakışlarımızla konuştuk kimi zaman bir bakış bir duruş yetti birbirimizi anlamamıza ...

Dün bir baktık ki çocuklar büyümüş onlar olmasa biz yine aynı hissediyoruz kendimizi ...Hepimizin çocukları evlenme çağına gelmiş iş güç derdinde ...Bundan sonra iyi ve mutlu günlerde birlikte olucağız inşallah ...Güzel bir günün ardından tadı damağımda kalmış sohbetlerden sonra güzel bir uyku çektim uzun süredir duymadığım bir huzur eşliğinde...

18 Ekim 2010 Pazartesi

ESKİ BİR MEZAR YAZITI

Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş. Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun, bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol. Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları. Çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen. Hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki insanların yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsalın tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir. Aşka burun kıvırma sakın. O çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakabileceğin en büyük miras dürüstlüktür. Yılların geçmesine öfkelenme. Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkânsızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine rağmen dünya, insanoğlunun biricik güzel mekânıdır.


17 Ekim 2010 Pazar

Çaresizlikle ilgili son EFt turları

Geri kalan maddelerle ilgili yaptığım EFtlerde her ne kadar kendimi çaresiz hissetsemde aşmışım bir çok sorunu ...Kimi zaman kişiliğimin inatçı yanı ,kimi zamanda kendime olan öz güvenim beni kurtarmış yaptığım birer turluk çalışmalarda kendimi çok güçlü buldum...

Hayatımda hep kendime güvendim ben yaparım altından kalkamayacağım hiç birşey olamaz dedim ...Bu yüzdende aştım bir çok zorluğu ...

Hayatımda yalnız kalmamın da çok olumlu yanları olmuş kimi zaman kalabalıklar içinde yalnızdım ...Buda bana kandi işimi kendim yapmam gerektiğini öğretmiş ...Aşmışım bir çok şeyi kendimce ama yinede sağolsun EFT diyorum kendime dönmeme çok faydası oldu...

Vardır Bir Hayır


Padişahın biri ava gitmeye çok düşkünmüş, ava her gittiğinde yanında vezirinide götürürmüş. Bir gün yine ava gittiklerinde av esnasında veziri kazayla padişahın bir parmağını kılıcıyla keser. Padişah acı içerisinde sitem ederken, vezir:

“Padişahım, her işte bir hayır vardır.” demiş. Padişah parmağının da acısının etkisiyle:

“Vezir! Bu işte ne hayır vardır ki?” diye sitem eder ve veziri zindana attırır.

Günlerden bir gün padişah yine ava gider. Yollarını insan eti yiyen bir kabile keser ve herkesi yakalarlar. Ama bu kabile bir kimsenin vücudunda bir noksanlık görünce o kimseyi yemezmiş. Padişahın çevresinde ki herkesi yerler sadece padişah kalır, onun da parmağı kesik olduğu için serbest bırakırlar. Padişah saraya döndüğünde muhafızlara veziri bırakmalarını söyler. Muhafızlar veziri zindandan aldıkları gibi padişahın huzuruna getirirler. Vezir şaşkınlık dolu gözlerle padişahı izlerken padişah vezirin boynuna sarılır ve af diler. Vezirine olan bitenleri tek tek anlatır:

“Nolur beni affet, sen benim hayatımın kurtulmasına vesile oldun, bense seni zindana attırdım." der.Vezir:

“Padişahım, her şeyde bir hayır vardır. Siz canınızı sıkmayın ben sizi affettim. Sizin parmağınızın kesilmesi kadar benim de zindana attırılmamda hayır vardı.” der. Padişah:

“Sen benim hayatımın kurtulmasına vesile oldun, bense seni zindana attırdım hayır bunun neresindedir?” der. Vezir padişaha şu cevabı verir:

“Padişahım, eğer siz beni zindana attırmasanız ben de o gün ava sizinle gelecektim ve benim vücudumda hiçbir noksanlık olmadığından öldürülecektim. Bu sebeple sizin beni zindana attırmanızda da büyük hikmetler vardır.” der.

Her işin sonunda bir hayır mevcuttur. Unutmamalıyız ki hayırda Allah’ tandır, şer de. Eğer şer gelmişse buna sitem etmemeli, aksine biraz düşünüp şükretmeliyiz.

(Alıntıdır)

14 Ekim 2010 Perşembe

Çaresizlikle ilgili çalışmalarım

Öncelikle oturup kendimi çaresiz hissettiğim olayları hatırlamaya çalıştım ...Yazdım yazdım sayfalar dolusu içimde birikenleri dışıma döktüm ...Sonra yazdıklarımı okudum ve alt başlıklar belirledim kendi cümlelerimle ...sonra yeniden bir kaç defa okuyup yazdıklarımı yırtım ...Sanki un ufak etmek istedim hiç birini hatırlamak istemedim..

Kocaman su dolu bir bardak aldım yanıma daha öncede kana kana içtim suyumu ...Başladım alt başlıklara EFT yapmaya ...10 tane alt başlık belirlemiştim ...Daha ilk turda 3tane daha eklendi...

Ben hayatımda çaresiz kaldığım anlarda elim kolum bağlanmış hatta dilim bile bağlanmış hissederim ...
1- elim kolum hatta dilimin bağlanmasından duyduğum çaresizlikten dolayı kendimi tamamen ve derinden kabul ediyor onaylıyor ve seviyorum...Diye ilk tura başladım sanki kulaklarım tıkandı nefes alamaz hale geldim ...her turda ancak bir sayı azalıyordu ...meşhur diz ağrım dayanılmazdı ...Kulaklarımın tıkanması, ben çaresizlik hissettiğim zaman elimden birşey gelmiyorsa herşeye kulaklarımı tıkarım ya da duymazlıktan gelirim yada yok sayarım ...10 turda bitirdim ancak diz ağrım geçmemeişti kulaklarım açıldı...

2-annemle babamın kavgaları 10 vedim ikinci turda 5 oldu ve 0 landı bu konu ile ilgili çok çalışma yaptığım için fazla bir etkisi yoktu ancak yinede yaptım ...Birde sonturda bu sorundan özgürleşmeyi seçiyorum diyorum...

3-var gücümle çalışmama rağmen elimden birşey gelmemesinden duyduğum çaresizlikten dolayı kendimi tamamen ve derinden kabul ediyor onaylıyor ve seviyorum dedim bu konuda da yaptığım eski çalışmalarım etkili olmuş pek birşey hissedemedim...

4-Sınırlamalar ve kısıtlamlardan duyduğum çaresizlikten dolayı kendimi tamamen ve derinden kabul ediyor onaylıyor ve seviyorum ...Kendinizi sevdiğinizi mutlaka söyleyin çünki bizler kendimizi sevmeyi ayıp günah gibi gören bir toplumdan geliyoruz ...
Hissettiğim duygu sanki boğuluyormuşum gibi idim ..Ben denize ancak boğazıma kadar girebiliyorum daha derine gidersem sanki boğulacakmışım gibi hissediyorum aynen o duyguyu hissettim ...Sanki boğulmamak için derin derin nefesler alıyordum ...10 dan sonra duygu 7 düştü boğulma hissine uzun bir eft yaptım göz çevreasinde tur atarak içimden geçen duyguları söyledim ...7 indi ..7 den 5 indiğinde mide bulantısı kulaklarda basınç hissettim ...Sanki araba tutmaya başlamıştı ...Ben araba tutmaya başladığında kendimi sınırlandırılmış hissetmeye başladım genelde yolculuklarda yanımızda kayınvalide faktörü vardı ve herşeye karışan orda onu yapmayın burda bunu yapın diye sürekli konuşan biri hatta onunla aynı arabada olmak bile benim kendimi sınırlandırılmış gibi hissetmeme neden oluyor ...Uzun bir turdaha attım ve 2ye indi Burada artık bu sorundan özgürleşmeyi seçiyorum demeye başladım ...ve 0,landı...

Dünki Seansalar bir son verip kocaman bir bardak su içtim ...Bu çalışmalardan sonra kulaklarım açıldı nefesim açıldı hatta diz ağrım ilaç almadan geçti ...Muhteşm bir çalışma yaptım çok iyi geldi yalnız dün içimde ki boşluk kocamandı çok yemek yedim hiç doymayacakmışım gibi geldi bende meyve ile geçiştirmmeye çalıştım açlık hissimi ...Kendimle ilgili çalışmalarımı buradan yayınlayacağım belki birilerine bir faydam dokunur...

12 Ekim 2010 Salı

ÇARESİZLİK


Hayatımda ne kadar çok çaresiz kaldığım elimin kolumun bağlandığı zamanlar oldu bir çok şeye EFt yaptım ama en son aklıma gelen çaresizlik oldu ...Yaşadığım bir çok olayda kendimi gökdelenin tepesinden düşmüş gibi hissettim paramparça sargılar içinde kımıldayamaz halde belkide yükseklik korkumda bu yüzdendir ...Yüksekten korkmuyorum aslında salanırken veya hareket halinde korkuyorum yüksekten ...Belki bu düşüşler neden ...Ne çok elimden birşey gelmeden kendi hayatımı dışardan seyrettim ...acıdım incindim ama müdahale edemedim kıvrandım çaresizlikten bu gün buna EFT yapacağım bakalım neler dökülecek içimden ...Bu yukarıdaki resimi sanki Salvador Dali benim için yapmış parçalanmış bir ben ancak yinede kendi ışığını bulmuş parçalardan yeni bir insan yaratma çabası içinde kendi ile barışık ne istediğini bilen birini inşa ediyor içim ...

9 Ekim 2010 Cumartesi

Geçmişe yolculuk

İzmir yolculuğu ne zamandır ertelediğim EFT turlarına yeniden başlamama neden oldu yolda araba tutmaya başladı ...Asıl kaynağa inmeyi hep göz ardı etmiştim...Artık ihmal edilemez hale geldi belkide zamanı geldi ...Bu gün sabah yataktan kalkmadan üşüştü sorular kafama işte geçmiş bir kez daha zorluyor beni ...

Bundan 20 yıl önce bir Akçay seyahati ve yaşanan tatsız olaylar annemle eşimin arasında çekiştirilmem hiç biri ne yaparsam yapayım mutlu değil sanki benimle top gibi oynuyorlar ...Bende ne tarafa gideceğini bilmez bir şekilde aralarında kalıyorum ...Kendimi çaresiz hissediyordum işte Hissettiğim duygu bu ÇARESİZLİK ne yapacağımı bilememezlik...Bu duyguya EFT yapmaya başladım Akçaydan dönerken duyduğum çaresizlikten dolayı kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum onaylıyorum ve seviyorum diye çok ilginçtir hala hep hayret ediyorum bu hissetme olayına midem bulanmaya başladı ,öğürdüm hatta ...Bu yaşanan olaydan sonra Ankara'ya dönerken Sivrihisarda beni araba tutmya başlamıştı çok kötü mide bulantısı ve nefes alamaz halde idim ...Birdaha ne zaman sivrihisardan geçsem başladı araba tutmaya beni hatta geçmesemde ...

Bu olayda sadece yaşadığım çaresizlik değildi sanki özgürlüm elimden alınmş gibide hissetmiştim ben bir kukladan farksız iplerle oynatılıyordum ipler kimin elinde ise o sahibimdi ...Bu benim gibi özgürlüğüne düşkün birine ağır gelmişti kendimi ne zaman bu duygunun içinede hissetsem yine kötü oluyorum arabada olduğumda araba tutuyor evde iken uykunun kollarına sığınıyorum kaçıyorum uyurken kimse dokunamıyor bana ...

Birde kayınvalideli yolculuklar var ...İşte tam bir kabus yolda çileden çıkaıyor beni zaten kaçacak yer yok küçük arabanın içinde ...Laf sokmalar ben ne yeriçersen içinden çıkmalar durduğumuz her yere karışmalar tam bir kabus ...Yine öyle bir yolculuğun ardından evde kendime gelmem zaman aldı...Bu konu üzerinde çalışma yapacağım ...
merhaba mustang anladığım kadarıyla eft ile pek çok sorununu çözmüşsün bende son bir haftadır bu tekniği deniyorum malesef bu aralar korkunç yoğun olduğum için dolu dolu vakit ayıramıyorum ama uygulamalarımdan sonra uzun zamandır ilk defa derin ve rahat uyku uyumaya başladım diyebilirim fakat aklıma takılan bazı şeyler var ve deneyimli olduğun için sana sormak istedim şimdi illaki hangi teknik olursa olsun mükemmel uygulamak gibi takıntım var bu nedenle uzun turu uyguluyorum ama oluşturduğum listeye durmadan bişeyler ekleniyor ve buda bana yıldırıcı gelmeye başlıycak sanki kısa tur atsak daha yararsızmı olur birde sen nasıl uyguladın kısa turmu uzun turmu ve ne kadar zamandır uyguluyorsun bana biraz bilgi verirsen çok sevinirim şimdiden teşekkürler sevgiyle kal
Dün eşimle sigarayı bırakması için eftçalışmaları yaptık .Kendisinden ve içtiği sigaradan öylesine mutlu ki ona ne dersem karşısına bu nasıl oluyor diyor .Birtürlü hissedemedi onun yerine ben onu gözlemlediğim için ben fark ettim sanki iç geçiriyor gibi nefes alıp verirken zorlanıyordu .Ama bu işten yılmayacağım ve ona sigarayı bıraktıracağım.Bütün gelişmeleri buradan yazarım .Dün sigara içtiğinden dolayı kendini tamamen ve derinden kabul ediyorum ve onaylıyorum diye 5 tur eft yaptık her gün böyle devam edersek bu işi çözeriz.
Ben dünde ıhlamur ve ağaç kokusuna eft yaptım.
1-ıhlamur-3 turda bitirdim burnumda hissettim

2-ağaç kokusu-3turda bitirdim.Buçok ilginçdilimde ve boğazımda hissettim .Bualerjim benim dilimi yara yapıyordu ve boğazım şişiyordu nefes almak çok zor oluyordu .

Dün şu dikkatimi çekti EFT yaparken hissetiğim nokta o alerjen benini nerede etkiliyorsa orada hissediyorum.Bu yüzdende artık hissetmem daha kolay oluyor.

Eylülzen sen söyleyince aklıma geldi beninde metaleve naylon giyisilere alerjim var iyiki hatırlattın.Bir ara ince çorap giyemez olmuştum .

Bu hissettme olayına gelince mesela benim burnumda hissetmemden örnek vereyim burnum sanki tamamen tıkanıyor hiç nefes alamıyorum on diyorum EFT yaptıkça durup her turda ne kadar geçmiş diye kontrol ediyorumbunu sen kendin belirliyorsun bazen iki turda bazen on turda bitiyor bazendeiçinden başka olaylar çıkyor onlarada yapıyorsun uzuyor.

Bence öncelikle listeni yap seni üzen yoran sıkan önüne set çeken ne varsa hepsini listele.Ben annemden eşime çocuklarıma dostlarıma kadar herşeyi listeledim ve onlara eft yapıyorum daha listemin çok başlarında olmama rağmen çok faydasını gördümlistene döndüğün zaman tekrar kaldığın yerden devam edebiliyorsun.