30 Aralık 2009 Çarşamba

Yeni Yılımız Kutlu Olsun

Şöyle dönüp bir baktığımızda Milenyumun ilk on yılını devirmiş oluyoruz ...Ne umutlarla girmiştik oysa milenyuma sanki çok farklı şeyler olacakmış gibi umutlanmıştık ...Bu on sene benim ve ailem için zor geçti sanki önemli bir sınav verdik kendimizce hepimiz...

Gerçi bir çok şeyi fark ettik ancak zorlu bir parkuru tamamladık ...Büyüdük olgunlaştık sevdiklerimizi daha çok sevdik sevmediklerimizi hayatımızdan çıkarmaya çalışıyoruz ,büyük bir bölümü gitti ...En önemlisi hayata daha sakin ve huzur dolu gözlerle bakabiliyoruz...

Bu sene ikinci yarısından beri sanki daha iyi günler yaşar olduk ...Kendi gücümüzün farkına vardık ve hayata bakışımızla birlikte hayatımızda değişiyor ...

Bundan sonra hayatımızdaki yeni hedeflerimize doğru yol almalıyız ...Bu gün oturup yeni hedefler belirlemeliyim ...En önemliside kendi farkındalıklarım oldu ...Artık daha sakin ve dinginim ...Buda çevreme yansıyor ve kendime olumlu şeyler çekmeme neden oluyor en önemliside artık varsayım üretmemeye çalışıyorum ...Herşeyin mutlaka birnedeni vardır diyiyorum...

Buradan herkesin yeni yılını kutluyorum aydınlık ve güzel günlere...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Bu aralar çok hamaratım

Bu aralar bihamaratım sormayın gitsin habire yeni tatlar deniyorum ...Ayrıca dikiş dikiyorum kendime yeni ciciler diktim ...Tabi zorunlu olarak kendim için birşeyler bakıp bulamyınca zorunlu dikiş günleri başladı...

Kendime ince triko kumaşlardan iki tünik diktim çok hoş oldular ...Metresini 10liraya aldım bir siyah birde kırmızı ...Bana 1.10cm den çıktılar yarasa kol diktim hem kolay hem şık ...Kendim için birşeyler almaya gittiğimdeki sonuç hep böyle oluyor yada eve gelip tadilat yapmak zorunda kalıyorum sanki kollar dev gibi beden dar bana göre hiç birşey yok deyip eve geliyorum ...Birazda farklı şeyler aramamdanda kaynaklanıyor ama biz kilolular için sanki hep tektip şeyler var ...Yaşalnınca bile giyinmeyeceğim şeyleri çıkarıyorlar ...
Benim garip bir huyum vardır yeni şeyleri hemen kabul edip giyinemem ...Bu diktiklerimede biraz gözüm alışmalıki öyle beğenerek giyinmem lazım ...Bende dolabın kapağına asıyorum gözüm alışıncaya kadar orada duruyorlar bir sürede nereye gidersem gideyim onları giymeye gayret ediyorum ...

Dün ağacımın evdeki süslerinide buldum onları yerleştirip ışıklarını takacağım ...Bu sene dileklerimide ağaca asmayı düşünüyorum...Bu dilek meselesi aslında insanın kendine hedefler koymasına neden oluyor fark ettirmeden bekliyorsunuz ...

Dün insanlara ne yaparsanız yapın kendi istemedikçe mutlu olmayacağını gördüm ve kendi beklentilerimi kendime yöneltmemin beni mutlu eden şeyler olduğunu gördüm ...Başkalarının sizi mutlu etmesini beklemek hayal kırıklıklarına neden oluyor ...Kendinizi mutlu etmek istemeniz hayata daha güçlü bakmanıza yardım ediyor...

Artık dış etkenler beni üzemiyor ve tepkilerim sakin ne istediğini bilen bir kişinin tepkileri olduğu için insanlara yaklaşımımda daha sakin ve pozitif oluyor kendim değiştiğim için çevremde değişiyor...

Bu yıl bana kendi iç huzurumu verdiği için 2009 seviyorum ...

26 Aralık 2009 Cumartesi

Güzel Bir Günün Ardından

Dün güzel bir gündü benim için sabahtan başladık doğu günümü kutlamaya çocuklarımla güzel bir kahvaltı yaptık nefis sobet eşliğinde...Sabah Faces'e girip sevdiklerimin sevgi dolu sözleri beni ne çok duygulandırdı sevinç göz yaşları döktüm...

Daha sonra sevdiklerimden gelen kutlama telefonlarım oldu güzel bir günündü ...Kendime hediye olarak bir tünik diktim ...Akşam eşimin aldığı pastayı yedik iyi dilekler eşliğinde ...Ne güzel bir duygudur insanın sevdikleri ile güzel anlar paylaşması...Sımsıcacık sarıpsarmalayan anlar ...En son ben yatmadan yakınlardaki bir düğünden havai fişek gösterisi ile final ...Geçen senede aynı şey olmuştu ...Bu aralar pek düğün olmadığı halde bana denk geldi...

Dün iki canımı gözüm hep aradı sanaldı belki dostluğumuz ancak ben onları çok sevdim ...Belki benim bloğu okuyorlardır ...Lütfen beni kendinizden haberdar edin sizi özledim ...Aysun ve Şule canlarım Facesdede gözlerim sizi arıyor ...

Bu gün sabah su sesleri ile uyandık apartmanı su basmıştı ...Askinin bağladığı su borusu patlamış şakır şakır akıyordu ...Adamlar gelip yeniden bağladılar tamda eşimin yöneticiliği devredeceği zamana denk geldi...







25 Aralık 2009 Cuma

Bu Gün Benim Doğum Günüm


Yaşlanıyorum diye hiç üzülmedim hatta bu 40lı yaşları sevdim bile ben ...
Belkide kendim olduğum içindir bilmiyorum ...Hani kadınlar üzülür bu yaşlara geldiklerinde genç kız havasına girerler ya belkide genç kızken bile öyle şeyler giyinmemişlerdir ...Bendede tam tersi oldu bu yaşları sevgiyle kabul ettim ve gerçekten ne istiyorsam onu yapıyorum bu yüzden olsa gerek...

Bu gün Facese girip gelen kutlama mesajlarını okuduğum da yüzümde güller açtı herbirinin sımsıcacık mesajlarındaki içtenlik beni çok mutlu etti iyiki hepsini tanıyorum ve iyiki benim sevdiklerim ...

Kutlamaya canım kızım Gamzenin (namı değer saycorox )sun kocaman gülümseyen tebesümü ile başladım ...Muhteşemdi ya iyiki varsın canım kuzum seni seviyorum...

Benim doğum günlerim hep özel olmuşlardır ,hep kutlanırlar ...Ben küçükken doğum günümü unuttukları bir yıl canım babam işten gelmemişti ve ben üzgün bir şekilde dışarıyı seyrediyordum vakitte epey geç olmuştu ...Dışararda kar kıyamet artık araba bile geçmiyordu yoldan ...Karlara bata çıka birinin geldiğini gördük gelen babamdı ...Osman Nuriye gidip bana pasta almış yollar kar nedeniyle kapalı olduğu için yürüyerek gidip gelmiş ve gecikmiş elindeki yaş pastayı görünce çok mutlu olmuştum
Canım babam ya beni hep özel hissetirmiştir hayatım boyunca kendimi prenses gibi hissettirdiğin için sana sonsuz teşşekür ederim...
Bir yılda doğum günüm kurban bayramına geldi annem hamile ve benim doğum günümde bana dünyanın en güzel hediyesini verdi...Minik bir can canım Kız kardeşimi ne güzeldi kızkardeşimle aynı gün doğmuştuk 11 sene arayla...

Ben büyüdükçe kutlamalarımı kendim yapar oldum hazırlandım sevdiklerimle güzel sofralarda birlikte oldum ...

Artık sevdiklerim benim için sofralar hazırlıyorlar ...Biliyorlar bu huysuz kadının neler sevdiğini ve hazırlıyorlar sevdiklerimi...
Ben hayatım boyunca hep kendim olmak kendi tarzımı yaratmak için uğraşmışım ve gerçekten kendimce bir marka oldum ...Bir ara çevremdeki anneler beni örnek gösteriyorlardı çocuklarına ...Bir çok kişi ne giydiğime nasıl yediğime dikkat eder olmuştu ...Kendimce yaptığım herşeye dikkat ediliyordu...

Bu durum biraz sorumluluk getirsede güzel bir duygu ...Bende hepsini sevgiyle kabul ediyorum...
Hayatımın kırklı yaşalrını sevdim ben güzel geçiyor vesselam...

24 Aralık 2009 Perşembe

23 Aralık 2009 Çarşamba

Günaydın Günlük

Günaydın puslu bir Ankara sabahında kalkıp bloğları dolaştım içim sımsıcak oldu birden ...Ne güzel insanlar ne çok duygu ve paylaşım karşılıksız nice sevgi ...Hala umut vaadediyor yaşam...Mesela fokla balık fok bir Türk kızı balık bir japon ne hoş bir yaşamları var japonyada bayıldım ...
Hep gitmeyi istemişimdir japonyaya ...Hani hep derler ya nereye gitmek istersindiye? Ben 20yaşalarımdan beri japonya demişimdir ...Onların kültürleri sadeliklerindeki incelik zariflikleri hayat felsefeleri hep hoşuma gitmiştir ...

Sonra cafe fernando mütiş bir genç bayıldım ...bir ekeğin hemde genç bir erkeğin bu kadar başarılı yemekler yapması hayat görüşü ve yaşam tarzı çok hoş hala gençlerden ümitli olmam gerektiğini gösterdi teşşekürler...

Sonra nane limon'dan öğrendiğim dulce de leche tarifini denenmem benimkinin onun ki kadar koyu olmaması ancak tadı mükemel oldu caramionun ortasındaki hayran olduğum sıvı gibi ...Bu arada caramioyu ısırarak yiyenlere gıcık oluyorum o damağa yapıştırılıp eritilerek yenir...
Dün kendimi 16-20 yaş arasındaki kendim gibi hissettim ne çok zaman geçmişti aradan böyle hissetmeyeli ancak çok iyi geldi ...Kendince tatları ve yaşam dokuları olan insanlara bayılıyorum ...Bu arada teknolojiyede iyiden iyiye ısınmaya başladım yakında yeni şeyler öğrenip yenilikler yapabilirim...

Yemek blogları yeniden beni yeni tatlar denemeye yöneltti ...bir zamanlar ne çok şey deneyip sonra kendi tatlarımızı yartıp kalıplaşmışım meğer ...Uzun süredir değişik bir şey denemiyordum hayatımda herşey bildiğim kıvamda gidiyordu ...Artık değişim zamanı gelmiş ve ben yeni tatlara daha açığım herhalde ...

Üstümde ağır bir birikmişlik var sanki bunu atıp yeni başlangıçlar yapmalıyım ...Her konuda yenilik yapmalıyım sıradanlıklardan uzaklaşmalıyım...Bu sıradanlık hiç bana göre bir duygu değil...

Bu ara parfümün dansı diye bir kitap okuyorum biraz ağır gidiyor ama güzel ...Ben kokusunu sevmediğim hiç bir şeyi yiyemem ve içemem ...Bakalım kitap nasıl bitecek ...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Günaydın Günlüğüm

Bu gün erkenden kalıp yine blog turu yaptım yeni dostlar edindim kendime henüz alışamadım bloğ dünyasına ancak bunu da aşarım zamanla ...Başka insanların yaşantısına kendi pencerelerinden bakmak çok hoşuma gitti ...Ne okurlar ,ne yerler ,nerelerde nasıl gezerler ilginç fikirleri neler gibi şeylere dikkat ettim seçerken ...

Bende kendimce yaptıklarımı yazıyorum mesela bu gün gezerken okuduğum kitapları listelemem gerektiğini gördüm benim içinde güzel bir arşiv olur ...

Bu yıl benim için güzel geçti iyi başladı ve iyi bitiyor ...İlk önce oğlum beni mutlu etmişti canım ya kendisi A.Ü. Kimya 1 öğrencisi idi ve yüksek onur öğrencisi olmuştu ...Daha sonra ikizlerin bebek müjdesini almıştık ...temmuz sonunda eşim yeni bir işe başaldı ...Kızımın açık öğretimde sosyal hizmetler uzamnlığını kazanması ve mutlu son ikizlerin doğumu...

Şöyle bir baktığımda kendim için birşey yapmamış gibi görünsemde aslında çok şey başardım kendimle ilgili içimi boşaltmayı henüz bitiremesemde iç huzurumu yakaladım ve mutluyum...
Artık hedeflerim var kendimce isteklerim var ...Bunlarla ilgili hayaller kura biliyorum artık ...Gitmek istediğim yerler var, okumak istediğim kitaplar var ,denemek istediğim tatlar var ,dikmek istediğim dikişler var ,örmek istediğim örgülerim bile belli...

Artık ne istediğini bilen bir ben var ne güzel bir başarıdır bu...

20 Aralık 2009 Pazar

SİMURG

"SIMURG EFSANESİ
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan simurg anka, bilgi ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
kuşlar simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da simurg'u bekler dururlarmış. ne var ki, simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan kaf dağı'nın tepesindeymiş. oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış) :
kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen altıncı vadi 'şaşkınlık' ve sonuncusu yedinci vadi 'yokoluş'ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... kaf dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
farsça 'si', 'otuz' demektir.
...murg' ise 'kuş'...


'30 kuş', anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir.onların hepsi simurg'muş. her biri de simurg'muş. simurg anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır..."


Çok güzel bir efsanedir simurg ben hep kendi ülkemin halkına benzetirim bu efsaneyi kaç kere yok olup küllerinden yeniden doğmuştur ...Taa orta Asya'dan gelip kaç devlet kurmuşlardır ...Bizler yok olup veya yok olmanın eşiğine gelip yeniden kurtulmaktan bir vazgeçe bilsek bu dejavuyu bitirip sağlam güçlü olabilsek işte bütün mesele bu ...

Bizler bireyler olarak bunu başarırsak zannediyorum toplumda bunu başaracak ve güçlü olacağız ...Yıllardır kendimi anka kuşuna benzetip yeniden yeniden çok doğmuştum ...Ancak artık kendimin farkına vardığım için yeni farkındalıklarımla kuruyorum hayatımı ...

Bu efsaneyi ilk duyduğumda bana simyacıyı hatırlattı simyacıdada dönüp dolaşıp kendi içinde bulmuştu hazineyi...


19 Aralık 2009 Cumartesi

Günaydın Günlüğüm

Bu gün yine sabahın huzuruna uyandım oturdum pc başına blogları gezindim ...Bu aralar yemek bloglarına takıldım ne hoş şeyler yapmışlar bir çoğunu ekledim iyi fikirler var ...Ne güzel paylaşımlarda bulunulmuş ...Bir çoğunu deneyeceğim...

bu sabh kahvaltıya birşeyler yapmak istiyorum ancak henüz karar veremedim eskiden pazar kahvaltılarımız çok özenli olurdu hatta bir ara brunch tadında ouyordu uzun sohbetlerle geçiyordu ...Babaanne bizimle kalmaya başladıktan sonra hepimizi huzursuz ettiği için artık ara sıra birlikte kahvaltı yapar olduk ...Ne çok şeyi değiştiriyor bir başka hayatın sizin hayatınıza girmesi...

Eşim kalktı mutfakta çay suyu koyuyor ...Bu gerçekten inanılmaz bir olay yıllarca beklemiştim hazır bir kahvaltı sofrasına oturmayı ancak hep ben hazırlamıştım...

Hayatıma bakış açım değiştiğinden beri ben kendimle uğraşmayı şeçtiğimden beri yani çevremdeki kişilerde değiştiler ...Ben onları oldukları gibi kabul etmeye başladım değiştirmeye çalışmaktan onlardan beklentiler içinde olmaktan vazgeçtiğimden beri daha uyum içindeyiz ...Kendileri oldukları için daha çok seviyorum onları ...Ne giyindiklerinden ne yediklerine dikkat etmekten çok ne konuştuklarına dikkat ediyorum artık çevremi daha çok dinliyorum bu yüzden onları daha iyi anlaya biliyorum ...Hepsini çok seviyorum...İyiki varlar ve benim hayatımdalar...

18 Aralık 2009 Cuma

Günaydın Günlüğüm

Sabaları erken kalkıp huzurla güne başlamak gibisi yok ...Evdeki herkes için kör sabah benim için vazgeçilmez saatler...Sabah ritüellerimi yapıyorum şükürlerim koruma kalkanlarım ,sevdiklerime minnetle doluyor kalbim ...

Bu sıralar hayır deme çalışmalarına başladım önceliği kendime vermeliyim yine ...Bencillikle karıştırılmasın sakın ...okuduğum bir yazıyı burada paylaşmak istiyorum .
HAYAT
Hayat kimi sevdiğinve kimi incittiğindir.
Kendin için neler hissettiğindir.
Güven,mutluluk,şevkattir,
Arkadaşlarına destek olmakve neferetin yerine sevgiyi koymaktır.
Hayat,kıskançlığı yenme,önemsenmeyiöğrenmek ve güven geliştirmektir.
Ne dediğin ,ne demek istediğindir.
İnsanların sahip oldukları değil,kendileri oldukları gibi görmektir.
Herşeyden önemlisi hayatı başkalarının hayatını olumluyönde etkilemek için kullanmayı seçmektir...
İşte hayat bu seçimlerden ibarettir.
İnsanların en acizi dost edinemeyendir,daha acizi ise dost kaybedendir....
CHARLES EGUONE

Ara sıra beğendiğim yazıları eski usul defterime yazarım ...Bir yere giderkende defter yanımda olur açıp okurum ...Gittiğim yerlerde ilgiç bulduğum şeyleri de yazarım ...Bu gün açtığım sayfada bu yazı vardı ...
Bu aralar yine benim doğaya açılıma zamanım geldi sanki bir sürü negatif enerji beni sarıp sarmalamış gibi...Şöyle bir toprağa ayaklarımı basıp gözümüde doğanın renleri ile doldurmalıyım... ben buna doğalanmalıyım diyorum zaman zaman olurum böyle kimi zaman gözüm su görmek ister kimi zaman yeşil hasreti çekerim ...Bu ara ikisini birden istiyorum ...
Bu soğuk Ankara havasında nereden bulacaksın öyle bir yeri ama bellimi olur...

Ne çok şey istiyorum Elbete şarkısındaki gibi kırlık bir alanda bütün sevdiklerimle birlikte olmayı ...Belki biz çocuken pikniklere giderdik her hafta ona özlem duyuyorum ...Bütün aile toplanır giderdik neredeyse...Her yaştan her boydan insan olurdu çocukluğumun pikniklerinde ...Sevgiyle neşeyle geçerdi piknikler...Artık sabah kahvaltılarını seviyorum ben kimsecikler olmuyor ...Biz sesiz kendi halimizde kahvaltımızı ediyoruz daha sonra piknikçiler gelmeye mangal kokuları dolmaya başlayınca eve dönüyoruz...





Mevlanayı anma törenlerini görünce bir gün mutlaka gideceğim diyorum...o maneviyatı yaşamak çok güzel bir duygu ...Mevlana öğretisi ile dünyaca tanınan bir kişi ve ne çok kişiye etki etmiştir ...Bende kendi hayatımda onun öğretilerini yaşamay çalışıyorum ancak daha çok hamım ,çok pişmem gerek ...

Bir gün konyaya mutlaka gidip mevlanayı ziyaret edeceğim lütfen en kısa zamanda olsun...

17 Aralık 2009 Perşembe

Puslu bir Ankara gününde

Bu gün yine kalktım sabahın köründe kapalıydı Ankarada hava ...Ancak güzel başladım güne şükrederek kalktım yataktan ...Akşamdan kuzumun bana doldurduğu yeni Candan Erçetin yeni albümü kulağımda yine süper olmuş içimi deşiyor ...Mütiş bir kadın ve özel bir yorumcu ...

Dün kuzularıma gittim 40ları çıktı onları yıkadım çok güzeller ya insan koklamaya doyamıyor...

Bu gün evimdeyim kendime bir sürü kumaş aldım onlara model bulup dikmem lazım ...Ben kendime göre birşeyler bulmakta zorluk çektikçe dikiş dikmeyi bırakamayacağım anlaşılan ...Sanki herkes çok zayıfmış gibi kıyafetler hep küçük olanlarda benim tarzım değil ...
Zaten kendi diktiklerimde daha çok rahat ediyorum...

Dikiş günleri yeniden başladı ...Kıyafetlerle başlayalım kendimle uğraşmaya ...Kendimle ilgili çalışmalar yapmıyorum araştırma ve öğrenme aşamasına girdim yine...Ortalıkta acayip bir bilgi kirlliği var insan kendine ve mantığa uygun olanı şeçmekte zorlanıyor ancak R.Şanalın iyi bir rehber olmanın şartlarını okuduğumdan beri kendime rehber edindiğim kişileri inceler oldum neredelermiş nerye gelmişler ...
Sadece fiziksel özellikler değil önemli olan kendinde ne başarmış buna daha çok önem veriyorum satır aralarını iyi okumaya onlar hakkındaki karşı görüşleri değerlendiriyorum buda kişi hakkında ne çok ip ucu veriyor aslında ...

Ben kendimde olan hatalarımı kendi içimde kabullenip budavranışlarım üstünde çalışmalar yapıyorum...Henüz bir arpa boyu yol aldım ancak hayatımdaki fazlalıklardan kurtuldum böylece...

Birde bu aralar kızılderililere ilgi duymaya başladım çok özel insanlar yaşamları öğretileri çok güzel ...En çokta dinleme konusundaki tavırları beni çok etkiledi ...Bende susup karşımdakini dinlemeye başladım songünlerde neçok ses varmış duymadığım ...Ne çok gürültü kirliği ne çok gereksiz konuşma onları duymuşum şimdiye kadar ancak ne güzel seslerde varmış bütün bu kirliliğin içinde artık varsayım üretmediğim içinde güzelsesleri duyar oldum ...Hayatı hangi gözle görürseniz hayata size o yüzünü göseriyor...

.


15 Aralık 2009 Salı

Hayatıma Yeni Bir Düzen Lazım


Bu aralar başkalrı için koşuşturmaktan kendim için birşeyler yapamaz hale geldim ... Zaman geçiyor ve ben hep başkaları için koşuşturuyorum ...Hayır deme zamanım yine geldi anlaşılan ...Nedense herkesin bana ihtiyacı var...Sanki ben olmazsam olmazmış gibi...

Annem bakıccının izin günü bana göere ayarlar ,kardeşim çocuklara yardım bekler ,evde yapılması gereken işler beni bekler bu listeede uzar gider ...

Biraz hayır diye bilmeli arkadaşlarımla buluşmalıyım ...Ne çok özledim sevdiklerimi ne güzel dostluklar yaşadık ...Bu arada hayata en cimri olduğum konu dosat kavramı ...Herkesle tanışa bilirim seve bilirim konuşa bilirim arkadaşta olabilirim ancak dost olmak zaman alır herkese dostum diyemem ...Ancak azımsanamayacak kadarda dostum vardır bu kadar cimri olmama rağmen ...Arkamı hiç kollamadan döne bileceğim koşulsuz sevdiğim...Ne güzel insanlardır kendileri sevgi saygı hoş görülüdür genci yaşlısı ...Gözleri sevgiyle bakar içlerindekileri yansıtır yüzleri...Kendilerini incitmiş insanlar için kötülük düşünmezler...OFfffffffffff ya ben çok özlemişim hepsini en kısa zamanda görüzşmek istiyorum hepsiyle...


Dün kuzularıma gittim ay çok güzeller ya bu arada yaşantımdaki en güzel iki minik kendileri...Her gördüğümde yeniden aşık oluyorum onlara ...Gün güne büyüyorlar ...Artık biliyorum Mert beni çok iyi seçebiliyor ...Alp'de uykudan gözünü açamıyor bile...



Kalp çakrama çok iyi geliyorlar sanki kırıkları onarıyorlar yeniden minik bir canı sevmek bana çok iyi geliyor ...Koşulsuz sevmek mütiş bir duyğu ...
Dün onlar için hazırladıklarımın resimlerini çektim ...Bu gün buradan sergilerim ...Çok fazala örgü yapmadık gerektikçe öreriz diye ördüklerim küçük gelmeye başlamış bile uzata bileceklerimi uzatacağım...

13 Aralık 2009 Pazar

Güzel Bir Pazar




Dün güzel bir pazar geçirdik uzun süredir eşimle birlikte birşeyler yapmıyorduk ...Dün bir hasta ziyaretinden sonra birlikte yemek yedik hava yağmurlu olduğu için bir alış -veriş merkezinde gezinti yaptık ...Eskiden ne çok isterdim kocaman çarşılar olsun sabah girip akşam çıkayım diye ancak artık çok hoşlanmıyorum özelliklede kendime göre giyisi bulamadığım zamanlar...
Ancak D&R girdiğimizde çok mutlu oldum ...Mütiş bir yer benim için sanki buday ambarına düşmüştüm ... Kitapların kokusu ve dokuları bile beni mutlu etmeye yetiyor ...Derin derin içime çektim yalnız kitaplar el yakmaya devam ediyor kitap alamdan çıktım olsun yinede güzeldi...Eşimle birlikte kitapçıda olmak bile çok farklı bir duyguydu ...Kendisi pek okumaz ancak o bile benim coşkuma ortak oldu...Gırgır dergisi alıp çıktık eskiden pazarların vazgeçilmezi idi...

Eve geldik yorugun ancak huzurlu bir günün ardından güzel bir uyku ile kendime geldim Gamze'yle akşam kahvelerimizi içip fallarımıza baktık ...Daha sonra yeni bir kitaba başladım parfümün dansı diye ..
Bu aralar Aydın Boysan okuyordum ancak sıkıldım ...Ben Aydın Boysanı dinlediğim de seviyorum mütiş bir insan onunla aynı dönemde yaşamak çok hoş bir duygu ...



11 Aralık 2009 Cuma

Doğum Günüm Yaklaşırken

Ben hep hatırlatırım doğum günümü kimsenin unutmasına izin vermem...Sanki unutulmuşluk hissi yaşamaktan korkarım hep ...Bazen sevgi arsızlığı yaparım ...Şunuda isterim bunuda isterim habire...Genelde kendim hazırlarım kutlamalrımı ancak canım Gamzem bana süprizler yapıyor...

Bir keresinde minik kurabiyelerden iyiki doğdun anne yazmıştı gece kalkıp yapmış ve sabah çok duygulanmıştım...Sonra pastalar ve yemekle beni mutlu hissettirmişti ...

Canım oğlumda bana kitap alır genellikle en sevdiklerimden ...

Biz önemli günleri birlikte kutlarız genellikle ...Güzel bir sofrada hep birlikte yenen bir yemek ve ardından pasta ...Önemli olan birlikte ve sevgiyle yapılmasıdır ...Eşimin hakkını yemeyelim ne çok çiçek ve parfümle gelmiştir yıllarca...

Bu ara bizde önce benim doğum günüm sonra yılbaşı ve daha sonra evlilik yıl dönümü daha sonra şubata gamzenin doğum günü kutlama dönemi diyorum ben ...

Kışın soğunu bizim sevgimizin sıcağı eritiyor...

Hep isterim sevdiklerimle büyük kocaman sofralarda bir arada olayı ve bu hayalim gitgide gereçlşeiyor ...Güzel sohbetlerin olduğu dostlukların pekiştiği sofralar kuruyorum bu aralar ve dostlarla bir araya geliyorum ...

Hatta şımarıklık yaptık dışarda buluşuyoruzki kimse yorulmasın diye ... yakında paylaşırım...

Osmanlı Mutfağı Denemelerim



Bu aralar Sertab'ın bu şarkısı dilime dolandı çok hoş bir şarkı olmuş ...

En çok sevdiğim bölümü o zor günler solan günler eskidendi geçti geçti kısmı beni çok etkiledi...
Benimde hayatımdaki solan günlerim geçti geçti...Kendimle ve çevremle artık ne yapmam gerektiğini biliyorum benin kararlı halimde artık insanların bana bakışlarını değiştirdi...Kendi hedeflerime doğru emin adımlarla ilerliyorum ...



Bu aralar evdekilere Osmalı yemekleri yaparak işkence ediyorum ...Hani yemekteyizde insanlar Osmanlı yemekleri deyip duruyorlardı ya hadi deneyelim dedim ve başladım yapmaya ...İlkönce terbiyeli ıspanak kökü ile başladım işe ...daha önce terbiyesiz yapmıştım güzel olmuştu terbiyelisini sadece ben yedim ...



Sonra ayvalı saray yahnisine geldi sıra dünde onu denedim tam bir felaket oldu aslında güzel ancak şimdiki bizlerin damak tadına hiç uymuyor ..güzel desem diyemiyorum ama kötüde değil ...Ancak pek denenmesi tavsiye olunmaz...

Neyse ben en iyisi pazar günü güzel bir Kayseri yemeği olan yağlamayı yapayımda gönüllerini alayım...

Birden aklıma ilk evlendiğimiz yıllarda dünya mutfaklarını denediğim kobay olarak üstünde denediğim eşim geldi canım ya hiç ses çıkarmadan yemişti ...Ancak içlerinden eleyerek kendi mutfağımızı oluşturmuştuk ...

Bizim ikimizin ailesindede karnıbahar yenmezken biz herşeyi deneyerek kendi lezzetimizi bulduk şimdi severek yiyiyoruz...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Dünden Bu Güne




Dünden bu güne dediğimde kendimle ilgili ne çok şey aşmışım artık bariz bir şekilde görebiliyorum...Ben her konuda bilgi sahibi olmaktan çok hoşlanırım ancak hayatıma uyguladıklarımda her daldan gitmem ...Öğrenmek sınırsız bir denizdir ancak bilmekle uygulamak arasında büyük farklar vardır ...Bildiğim bir çok şeyin tamamını hayatıma geçiremedim hala deneme aşamasında olduğum şeyler var ...

Bir konuya girip denemeye başladığımda sonuna kadar gidiyorum ...En sonartık öğrenecek bir şeyim klamayınca yeni bir şey daha deneyimlemeye geçiyorum ...Buda ilgilendiğim konuda başarılı olmamı sağlıyor...

EFT de bunlardan biri başka bir çok teknik okudum ancak EFT üstünde deneyimler yaptım ...Başka teknikleri karıştırmadan ...Mesele peat tekniği EFT ile bir birlerine çok yakın teknikler olmasına rağmen ben sadece EFT konusu ile ilgilendim ...Bu konuda kendimle çok çalışmalar yaptım...Buda beni EFT yi iyice öğrenmiş hale getirdi ...Artık PEAT tekniğini daha iyi kavraya bileceğime inanıyorum...Peat konusu daha derin daha kapsamlı bir çalışma gerektiriyor ...
Mesela EFT de ben alerjilerim üstünde çalışmalra yaptım ve başarı elde ettim ...Peatla bunun kökenine inip geçmiş atalarımızdan gelen bölümü ile ilgilene biliyorsunuz ...Bu biraz zaman alacak ancak olsun ...Şimdi sıradaki teknik peat ...

Bu ara üstünde çalıştığım EFT yaptığım çalışmayı bitirdim ...Işık Elçinin Rehber rüyalar kitabını okuyan kızımın etkisinde kalarak gördüğüm bir rüya beni uyarmıştı ve bu çalışmayı yapmıştım ...Hayatımda aklımdan silmek istediğim bir dönemdi üstünü çok derin kapatmışım ...Her nekadar kapatırsam kapatayım acısı içimde çok taze imiş ve çalışmam uzun sürdü ...Sanki hava almamı zorlaştıran üstümdeki filler gittiler ve ben şu ara kendimi çok yorgun hissediyorum ...

Bu çalışma beni acıttı ancak şu ara kendimi sarıp sarmalıyorum nekahat dönemindeyim ...Kendimle yüzleşmelerim bittiğinde ne çok şey başarmış olacağım...

Bazılarınız düşüne bilir eğer bu kadar zorlanıyorsanız neden yapıyorsunuz diye ?Ancak kendi içimizdeki kapıları açamazsak hayatımızda yaşadığımız olaylar sanki yerler ve kişiler değişiyor sürekli tekrarlar oluyor ...
Mesela aile ile ilgili sorunlarımızı aşamamışsak ilerde kuracağımız ailelerdede aynı sorunları yaşıyoruz...Diyelimki babamızla veya annemizile ilgili sorun yaşıyorsak evlendiğimizde eşlerimizle de sorunlar yaşıyoruz...

Kendimizi özgür bırakalım ve kendi iç barışımızı bulalım...

İkizlerle İlgili Küçük Tüyolar

Bende dün kuzucuklarımı doyasıya sevdim ...


İkiz büyütmek gerçekten zor bir durum ...Anne baba
bitmiş durumdalar ben gidince çocukları bana verip kendilerinin yapmaları gereken ne kadar iş varsa onu yaptılar bir sürü yemeği pişmeye hazır hale getirdik...Dolaplar yerleşti alış-veriş yapıldı ...Haftaya babanın izni bitiyor anneleri ile başbaşa kalacaklar evleri yakın olsa ben daha sık giderim ancak sapa bize biraz...

Canlarım ya sevgi pıtırcıklarım beni hatırlıyorlar sanki bana sokuluyorlardı yavru civcivler gibi ...Dün birde yeni doğan bebekler için yapılmış sarı tulumlarını giydirdik ...Az daha giydirmeseymişiz küçülüp gideceklermiş...Artık piyasada bebekler için olan ürünler çok güzel ...Seba medin yağlı mendillerine hayran oldum bir parça mendile çocuğu tamamen yağlıya biliyorsun büyük kolaylık ...Bebişleri yağlayıp güneşe yatırdım ...Gerçi camdan giren güneşin D vitamini için bir değeri yok ancak çocuklar güneşi hissetsinler istedim ...Güneş insanın daha mutlu olmasını sağlayan en büyük enerji kaynağı ...Onlarda gevşediler ve bütün gün boyunca sakin ve huzurluydular...



8 Aralık 2009 Salı

Bu Gün Kuzuları Görmeye Gidiyorum

Bu gün bebişlerimi görmeye gidiyorum ...Aycanlarım ya çok özledim onları onlara yeni ciciler aldım götürüyorum...Artık büyüdüler newborn tulumları olmuyor ...Bir ayda bir kilo almışlar ...

Bunlar benim kalp çakramı sonuna kadar açıyorlar sevgi ve şevkatle ile doluyorum ...Mis gibi kokularını doya doya içime çekiyorum ...Canlarım ya onlara güzel telkinlerde bulunuyorum ...Daha şimdiden telkinler işe yaradı bir çok şeyi yapıyorlar ...Yüzlerini çiziyorlardı no yüz çizilmez değince elleri havada kalıyor ...Bu yüzdende eldiven giydirmedik ...

Gelince anlatırım ...

Öğrendim Ki!

Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki…
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki…
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki…
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki…
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki…
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki…
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki…
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki…
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki…
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki…
‘Bittim’ dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki…
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki…
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki…
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki…
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki…
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki…
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden
bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki…
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki…
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki…
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki…
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki…
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki…
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam
yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki…
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki…
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki…
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven
öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki…
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki…
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki…
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki…
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun
yıllar sürüyor...

Ataol Behramoğlu


ne çok şey anlatır bu şiir ...İlk okuduğumda çok beğenmiştim şiir okumadığım bir dönemde karşıma çıkmıştı ve şiir seven dostlarımın katkısıyla hergün yeni bir şiir okumuştum ...Sevgili lier kardeşim ne güzel bir dostu ...Kendisini sevgi ile anıyorum...