17 Mart 2011 Perşembe

Ohhh nihayat bloguma kavuştum

Bloglar kapanınca kendimi yanlız kalmış hissettim ...Benim yakın arkadaşım bloğum içimi döktüğüm geri dönüp ne yapmışım baktığım bazende karalama defteri gibi kullandığım ...Ne çok girmiş hayatımın içine farkında olmadan ...

Lütfen birdaha gitme...

Bende bu ara çok kitap okudum ...Kendimi yine bir yolun başında tercih yaparken buldum ...Sipiritüel konulara hep merakım vardı şimdi önüme yeni kapılar açıldı ve ben yeniden hiç birşey bilmez bir haldeyim ...Bir odaya girerim kırk kapılı tektek açarım bakarım merakımdan ve en sonunda yeni bir kırk kapılı odaya girerim ...Şimdide yeni kırkapılı odanın başındayım yine ...Çok derin konular ...Ancak körü körüne inanmıyorum soruyor sorguluyorum...Bakalım gelecek ne getirecek bana ...

Bu arada dün oğlumla ilk seansımızı yaptık ...Sadece beni mutlu etmek için başladı ancak güzel geçti ...Tabi hep ben konuştum ikinci seansımızı pazartesi yapacağız ve bana kendini anlatan bir yazı getirecek ...

Dün oğlumun yüzünde ben konuşurken bir şaşkınlık oluştu ...Benim bu kadar şeyi bilmeme şaştı biraz ...Güzeldi böyle bir duyguyu yaşamak ...Aramızda görünmez duvarlar var çok yüksek olmayan ve onları yıkmak için çalışıyorum ...


25 Şubat 2011 Cuma

Kendime yeni bir ben lazım

Bu aralar ne yapacağımı bilmez bir şekilde kitap okuyup dinleniyorum ...Kendimle ilgili ne yapmam gerektiğini bilemez bir haldeyken kendime sorular sormaya başladım neden kilo veremiyorum diye içimdeki çekirdek inaç nedir diye tamda bunları düşünürken Abdullah Canıtezin bu konu ile ilgili yaptığı çalışma ile karşılaştım ...

Ben çekirdek inancımı bulmuştum ancak konu ile ilgili yazıyı okuyunca doğru yolda olduğuma inancım biraz daha pekişti ...Ben annemle ilgili konların hep etrafında dolanıp durdum asıl mesleyi ya görmek istemedim yada görmedim ...Asıl mesele annemin bana karşı sevgisizliği ...Benim gibi sevgi arsızı biri için ne büyük bir eksiklik ...

Şu anda bu yazıyı yazarken dizimdeki ağrının şiddetlendiğini hissediyorum sanki dizime bir bıçak sokup çeviriyorlar bu gün mutlaka buna EFT yapacağım ...

Bazen sorun önümüzde dağ gibi dursada biz ancak görmek istediğimiz zaman göerebiliyoruz ...

Benim sevgi açlığım hayatımda hep yemek yiyek doldurmuşum ...Kızımla yaptığımız bir konuşmada bunu fark ettik ...Ben ne zaman kendimi yanlız hissetsem sevgiye susarım ...Çevremde insanlarım olduğu zaman bilirim sevildiğimi kilo bile veririm ancak yanlızken boşluğu doldurmak için yerim ...Buda çocukluğumda yanlız kaldığımda annemin sevgisini hissedemediğim zaman içimde oluşan boşluk gibi ...Ben annemin sevgisini kazanmak için çok uğraştım ancak annem insanları ancak eğer sevgisi ile seven biri olduğu için onun istediği kişi olduğum veya istediği işi yaptığım süre içinde sevdi ...

Annem daha bana kocaman bir kucak açıp sarılmadı ben çocukken annnemin kucağına çıkmak istediğimde bana kocaman kucak dolusu hiç sarılmadı ...
Benimgibi sevgi arsızı biri için çok can acıtıcı bir durumdu ...Ancak çevremdeki halalar amcalar ve akrabalar beni çok sevdiler ve şımarık bir kedi gibi kendilerine sokulmama izin verdiler ...

Bu yüzdendirki ben sevdiklerime dokunarak sevmeyi hatta sevgimle canlarını bile acıtsam hissettirmeyi seçtim ...Çevreme hep kucak dolusu sevgi sundum ...Sevgimi paylaştığım sürece mutlu oldum ve kendimi iyi hissettim ...

Kayınvalide bizle yaşamaya başladığından beri çevremdeki insanlarla görüşemez olduğum için kilo almaya başladım ...

Bu konuda kendimle ilgili yaptığım çalışmaları paylaşacağım bakalım neler değişecek...

Hepimizin yolu açık ve aydınlık olsun sevgi ile kalın...

22 Şubat 2011 Salı

Utku'yla 4. ders

Cumartesi günü Utkuyla yaptığımız çalışmada Korkularımız üzerinde çalıştık çok fazla bir korkusu yoktu ...Ancak kapalıyer fobisi vardı kapalıyerde kalmaktan kortuğum için dedik ve biryede kilitli kalmaktan kortuğum için dedik kapalı yerde kalmaktan kortuğuna 4 tur yaptık sanki göğüsünün üstünde bir ağırlık varmış gibi hissetti ...

Kilitli yerde kalmaktan korktuğu içinde 3 tur yaptık ...Başında hissetti ve arada kendini affettiğni söyledi ...Neden kendini affetme gereği duyduğunu araştırmaya başladık ...Başından ne geçmiş olabileceğini araştırdık ve küçükken dedesinin arabasınının bagajında kuzeni ile saklambaç oynarken ikisinin kaplı kaldığını bulduk ...Bir daha ki dersimizin konusu bu olay olacak ...


15 Şubat 2011 Salı

Canım Babam

Baba çınar ağacıdır

Ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,

işte o zaman gerçekten b...üyüyorsunuz.

Çünkü ç...ınarın gölgesi yok artık üzerinizde.

Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.

Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,

sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor

ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.

Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.

Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,

takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,

korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.

Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...

Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,

sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...

Büyüyorsunuz o zaman işte.

Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.

Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...


Geçen hafta bizi çok korkuttu ayın 9da anjiyo oldu ...ertesi günde balon yapıldı sitend takıldı ...Aslında öksürük ve nefes alamamaktan şikayetçiydi ancak bay-pas geçirdiği için DR danışmak için gitmiştik ...Ben hafta sonunu babamla geçirdim cuma günü eve çıktı ...Bu hafta yoğun ve üzüntülü bir hafta oldu ...

Pazartesi kızımın doğum günü için ve geldim sevgililer günündeki en sevdiğim için ocaman bir pasta yaptım mütiş olmuştu ...

Aynı gün kuzenimin eşini kaybettik daha halamın cenazesinde yeni karşılaşıp konuşmuştuk ...İnsanlar kuş misali zamanı geldikçe göçüp gidiyorlar ...Daha sonra akşam eşim gelip kuzeninin vefaat ettiğini söylediinanmakta güçlük çektim önce canıp muzaffer ablam ya aynı gün içinde hem Nihat enişteyi hem muzaffer ablayı kaybetmenin acısını yaşadık ...Allah rahmet etsin mekanları cennet olsun...


Üçüncü ders

Utkuyla geçen perşembe üçüncü dersimizi yaptık...Annesini anlatmasını istedim ...Annesinin biraz kızgın olduğunu ve onu kızdırdığı için kendini suçlu hissettiğini yazdı EFT turları yaparkende omuzlarında hissetti ve kendi de şaşırdı ne çok şeyi omuzlarına yüklendiğine ...Çok naif ve kırılgan bir çocuk ,bunun yanı sırada kendine güvenen ve sorumluluk sahibi bir çocuk ...İlk dersimizden beri önüne koyduğum suyu çok az içiyordu ancak bu derste iki bardak su içti ...

Benim ona tavsiye ettiğim şeyleri hiç aksatmadan yapıyor kendine bir şükür listesi hazırladı ve şimdide hayal panaosu yapıyor ona hayal kurarken olabilirliği yakın hayaller kurmasını tavsiye ettim ...

Bu salı ders yapmadık onu sıkmak istemiyorum ne zaman gelirse ozaman çalışırız ...

3 Şubat 2011 Perşembe

Bu gün Utku'yla ikinci dersimizi de yaptık çok verimli geçti ...Benim ona anlattıklarımı çok iyi dinliyor ve yapmasını istediğim şeyleri harfiyen uyguluyor ...
Bu gün dış görünüşünü beğenmemesinden dolayı EFt yaptık ...Hissederken omuzlarında yük varmış gibi hissetti ...3 turda bitirdik kendini rahatlamış hissetti...Hatta bir yerinde kendimi tamamen ve derinden affediyorum diye kendiliğinden söyledi ikimizde turun sonunda söyledik ...Bugün ona ikimiz arasında konuşulanların sadece ikimiz arasında kalcağını söyledim ve bana güvendiğini hissettim ikinci kere söylediğimde biliyorum aramızda kalcak dedi ...Onun güvenini kazandığımı hissettim ...

Bu günilk çalışmada yaptığımız konu hakkkında düşüncelerini yazmasını söyledim ve artık başkalrının onu yakışıklı bulmamasının önemli olmadığını yazmıştı ben kendimi yakışıklı buluyorum dedi ...

Dersimiz çok verimli geçti ve bu sömestr tatilinde hergün yapmaya karar verdik ...




1 Şubat 2011 Salı

EFT dersim

Dün Utkuyla ilk dersimizi yaptık ...Benim için çok verimli geçti kendimi öğretiyor olmanın hazına kaptırdım birden ...Keşke öğretmen olsaydım deyip hayıflandığım günler geldi aklıma sonra sevgili samaniğin başka şekillerlede öğretmen oluna bileceğini sözünü hatırladım...Artık bir danışanım var ve ben bildiklerimi onunla paylaşa bileceğim....

Biraz size Utku'dan bahsedyim ...Utku Oniki yaşında son derce zeki ince kırılgan ve naif bir çocuk ...Üç yaşından beri saçları ve kaşları dökülüyor ve yeniden çıkıyor ...Baş vurmadıkları Dr kalmamış Pisikolog herşeyi denemişler fakat sonuç alamamışlar ...

Ben kendilerine Utkuyla çalışmak istediğimi söyleyince anneside bana teklif etmekten çekindiğini söyledi ...Sonra 17 aralıkta bir ön görüşme yaptık ve dün ilk çalışmamızı yaptık ...

Utku'nun en büyük sorunu şu anda kendini yakışıklı bulmaması ...Bu bende biraz panik yarattı çünki iyiki onunla bu yaşta karşılaşmışız dedim bir de ergen olduğunda bu duyguyu yaşamış olsaydı ne çok üzülürdü diye düşündüm...

Okulda ve çevresindeki insanlar Utku'nun saçlarının ve kaşlarının dökülmesi yüzünden onunla alay etmemişler veya bu olayı Utku çok takmamışa benziyor ...

Dün onun bana karşı olan direncini kırmak için fazla yormak istemedim henüz birbirimizi tanıma aşamasındayız...Bana güvendiğini hissediyorum ama henüz çekingen ...

İlk görüşmemizde kendini analtmasını istediğimde çok güzel ve içtenlikle anlatmıştı ...Bir çok erişkin insandan daha çok kendinin farkında idi...İlk sorduğumda bir çok kişi eeeee ığğğğ diye kemküm ediyorlarken o hiç düşünmeden yazmıştı ...Kendini yakışıklı bulmadığını ...Bende dün kendini neden yakışıklı bulmadığı konusunda bir anlatım istedim yazdıkları hep beğenilme arzusu idi ...

İlk yaptığımız EFT saçlarının ve kaşlarımın dökülmesine rağmen kendimi kabul ediyor onaylıyor ve seviyorum olumlaması ile başladık On verik duygumuza ve başladık yapmaya ilk turun sonunda ona nerede hissettiğini sordum anlamadı mesela vücudunun neresinde karıncalanma ağırlık hissi veya uyuşma gibi birşey hissettin dediğimde şakalarında ve başında sıkışıklık varmış gibi hissettiğini söyledi ve diğer turlarda hafifledi ve rahatladı ...

Ona ertesi günde aynı olumlama ile çalışmasını söyledim ...

Ayrıca kendine hedef koymayı öğrenesini küçük hedeflerden büyük hedflere yönelmesini söyledim ...Birde şükür listesi yapmasını hayatta elde edemdiği şeyleri düşünerek değilde elinde olanların kıymetini bilmesini anlattım şükür listesini her gün okumasını tebih ettim ...Bir nevi NLP çalışmasıda yaptık ...Giderken ki yüz ifadesi çok hoştu yüzünüde kocaman bir gülücük vardı işte dedim benim ödülüm...Perşembe günü görüşmek üzere ayrıldık...

30 Ocak 2011 Pazar

Ankara'ya kar yağdı ve bu gün de meşhur soğunu iliklerimzde hissettik ...Eski anılar üşüştü birden ne çok üşüdüğüm ve soğuktan nefret ettiğim ...Bir yumru geldi boğazımda düğümlendi...

Annemi hatırladım yine ilgisizliğini ve hayatan ta o zamanlar bile vazgeçmişti hep herkesin onu mutlu etmesini beklemesini ...Bizim küçük omuzlarımıza yüklediği ağır yükleri hatırladım ...Ne çok onu memnun etmeğe uğraştımı ve sonucun saman alevi gibi söndüğünü hatırladım ...Belkide soğu bu yüzden hiç sevmedim başaramadıklarımı iliklerime dek hissetmeme neden olduğu için ...Bütün suçu soğuğa yükledim daha kolay olduğu için oysa içimdeki soğuk acıtmıştı hep canımı ...

Bazen hatalarımı yanlışlarımı yüklemek çok kolay gelsede dönüp dolaşıp yine kendime geliyorum ...Birde şu lafa gıcık oluyorum Keşke yapmasyadın ...Yaptım işte zaman , şartlar ve durum onu gerektiriyordu veya başka şansım vardı da ben onu seçmişim gibi ...Bu kadir kıymet bilmezlik yoruyor beni ...

Dün bütün gün kitap okudum ve aralarda uyudum sanki yenilendim ...Bazen uykunun sarıp sarmalayan kollarına kendimi bırakmak bana çok iyi gelir ve dalar giderim ...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Günler birbiri ardına geçip giderken ne çabuk geçtiğini anlamadan bir bakmışsınız hafta bittiyor...Kimi zaman inanası gelmiyor insanın hiç bir şey yapmaya fırsat kalmadan hafta bitmiş ...

Bu aralar kendi işlerim dışında benden istenen veya beklenen şeyleri yapmak bana angarya gibi geliyor ...Birde sanki insanların ben mecburmuşum gibi istekte bulunması çileden çıkmama neden oluyor ...Buda bende kasılmalara neden oluyor geriliyorum ve bacağımdaki damarlar sanki kasılıp ağrıyor ...Bu sabah kendime bu konuda EFT yaptım biraz gerginliğim azaldı şimdi daha rahat yürüye biliyorum...

Ah beklentiler ne çok beklenti ile karşı karşıyayız hayatımız boyunca ...Karşımızdakinin ne durumda olduğuna dikkat etmeden bekliyoruz ...Bende bu ara çevremin beklentilerinden yorgun düşmüş durumdayım artık yoruluyorum dediğimde insanların tavırları beni incitmeye başladı...

Bu ara sakin bir deniz kenarında veya bir su kenarında olmayı doğayla başbaşa kalmayı ne kadar çok istiyorum bilemezsiniz...Gözlerim bile doğayı hayal edemez oldu ...Baktığım ve gördüğüm heryer taş kaya ...Şöyle bir toprağa dokunmak ve doğanın kokusunu içime çekmek istiyorum ...Evde tipik ev kokuları yemek kokusu tost kokusu bir de aşağı dönercinin et kokusundan fenalık geldi ...

Bazen çocuklarımı yetiştirirken keşke şimdi bildiklerimi bilseydim diye hayıflanıyorum ancak şimdiki annelere bakınca kendimi çok başarılı buluyorum ...Çocuğun üstünde otorite kuramayıp ay istiyor veya sözümü dinlemiyor diye her dediklerini yapan ve bunuda onları çok sevdikleri için yaptıklarını söyleyen annelere gıcık oluyorum...Bende çocuklarımı çok sevdim ancak sevgiyle tepeme çıkarmayı asla bir birine karıştırmadım...Kızımda artık bana hak veriyor ve oda çocuğu olsa herhalde benim gibi olur ...

Canım kuzularım sizleri çok seviyorum iyiki benim çocuklarımsız...

13 Ocak 2011 Perşembe

Bir yastıkta 28 yıl

Dün evlenme yıl dönümümüzdü...

Eşim her zamanki gibi kırmızı güllerle geldi...

Ben bu sene hiç hazırlık yapmadım sanki elim kolum kalkmadı ...

Ne garip hayatımın büyük bölümünü acı tatlı bir çok anıyı hatırladım birden ...Keşkelerim ne kadar çoktu bu geçit töreninde ...Ancak geçip gittiler gençliğimide birlikte götürerek ...

Bazen bakıyorumda gereksiz ne çok şey için üzülüp ağlamışım veya kendimi ne kadar boş şey için hırpalamışım ...Düşünüyorum neden diye ve hep ben evli olmayı sevmişim ...Tekrar tekrar aynı sonuca varıyorum ...Yeniden başlasam yine evlenirdim veya bundan sonra yeniden fırsat olsa yeniden evlenirim ...Bu ara Mustafa Ceceli ve Elvan günaydının birlikte söyledikleri Eksik parçasına takıldım çok güzel ...

Bizim hayatımızda da bir şeyler eksik kaldı ancak yinede güzelliklerde vardı ...

8 Ocak 2011 Cumartesi

Yolun sonuna geldim kendime yeni bir yol haritası çizmeliyim

Bu aralar ne yapacağımı bilmez bir şekilde beklemedeyim ...Biraz garip gelsede durdum bekliyorum...Neyi? kimi ?hangi yolu bilmiyorum ama yeni bir şey bekliyorum ...

Belkide kendim yeni yolcular alacğım hayatıma ...

Bu gün güneşli bir güne uyandım içim kıpır kıpır ...Kızımla yeni yılda yeni kararlar aldık rejime girdik kendimizi kasmadan yapacağız bu sene idealıyız zayıflamaya eylülde düğün var İstanbulda ...buda bahanesi olsun...

Bu sene şimdiye kadar hiç istemediğim birşey istedim kendime yeni bir ev diledim ...Şöyle asansörlü,manzaralı ,nezih insanların yaşadığı , makul büyüklükte sade döşenmiş bir ev diledim ...

Birde kişisel gelişim çalışmalarımda başarı ve yeni yollar diledim....

Bu ara bunlardan başka birşey aklımda yok ....


Hayatımda beni yoran bazı kişilere rağmen hayat bana tüm ihtişamı ile geliyor ...

31 Aralık 2010 Cuma

EVET KOCA BİR YIL DAHA BİTTİ

Neler geldi , neler geçti kimilerini yolcu ettik kimlere merhaba dedik ...

Bu sene benim için hem güzel hemde hesaplaşmalarla dolu bir yıl olarak geçti ...Hayatımı en çok etkileyen insanı annemi kaybettim ...Ne çok hesaplaşmıştım içimde affettim zannetmişim ama hala yaptığım çalışmalarda etkileri görülüyor ...Tamamen affetmeden kurtulamayacağım ...

İnsanlarla olan bağlarımı gevşettim koparmadım ama akışa bıraktım arada bi dizginleri geriyor kendimi hissettiriyorum kendimi ...

Şu anda bana bir masal anlat baba şarkısını dinliyorum ...Kimi yerinde içim sımsıcak bir sevgiyle doluyor ...Bana sevgiyle bakmayı öğreten adama sonsuz şükürlerimi sunuyorum ...Kimi yerinde dinlediğim şeylerin sadece masal olduğunu gösterdiği için içim acıyor ...Ama yinede alıp götürüyor beni sevgiye şefkate...

Bu gün faceste paylaştığım çalıkuşu şarkısı benim yeniden çalıkuşu romanını okuma zamanımın geldiğini hatırlattı ...Ne çok okudum ve izledim ancak yinede çevirip çevirip yeniden okurum hatta arasıra özlerim hatta hayret ederim bir erkeğin bir kadının duygularını bukadar güzel anlatmasına ...

Bu sene yeniden okumalıyım dediğim bir diğer kitapta yüzüklerin efendisi serisibayılmıştım 2kez okudum ...

Nermin Bezmenin kurt seyitleride çok hoş bir kez daha okumak isterim...

en okuyamadığım kitaplarsa kişisel gelişim kitapları alıyor ...Nedenini hala bulamadım bir değil bir çok nedni var ...
Mesela karmaşık anlatılması,yabancı yazarların türçeye çeviri hatarı gibi...

Bu sene kendime yeni bir giyisi dolabı ve yeni giyisiler yapmayı planlıyorum ...

İngilizce unuttuklarımı yeniden hatırlamak istiyorum ...

Kilo vermek istiyorum artık kesin kararlıyım fazla kilolarımdan kurtulacağım ...Pazartesi klasik gelsede rejime başlıyorum ...65 kilo olmak hedefim ...

Artık yeni yılda kendime koyduğum hedeflerime ulaşmak istiyorum ve kendime yalan söylemke istemiyorum ...Ben kendime saygı göstermeliyimki başkalarının da bana saygı duymaları kolay olsun...

en önemlisi artık hayatımda ertelemlerden kurtulmek istiyorum ...

Her ne yaşarsam yaşayayım bu sene ginede güzel geçti yenini yılda benim kendice hedeflerime ulaşma yılım olacak ...Kendimi seviyorum hatta hastasıyım ben bu kadının...


27 Aralık 2010 Pazartesi

Kahve Fincanı

Is yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, isin yarattığı strese ve hayatin zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş.

Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara sunu söylemiş:

"Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama iste bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız.

Yasam kahveyse, is, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca ‘Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz."


26 Aralık 2010 Pazar

TANRI HAYIR DEDİ

Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim,

Tanrı hayır dedi gurur benim yok edebileceğim bir şey değil dedi ....

Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini diledim ,

Tanrı hayır dedi ,onun ruhu sağlam vücut okadar önemli değil dedi ...

Tanrıdan bana sabır vermesini diledim ,

Tanrı hayır dedi ,sabır büyük acılar çekilerek öğrenile bilecek birşeydir .

Sabır verilmez hak edilir dedi...

Tanrıdan beni mutlu etmesini diledim,

Tanrı hayır dedi ,ben sadece nimetlerimi sunarım mutlu olmak senin elinde...

Tanrıdanbeni çektiğim acılardan kurtarmasını diledim

Tanrı hayır dedi ,çektiğin acılar günlük kaygılardan uzaklaşmanıve bana yaklaşmanı sağlar...

Tanrıdan ruhumu olgunlaştırmasını diledim ,

Tanrı hayır dedi,Kendi kendine olgunlaşmalısın,

ama meyvelerini almanda yardım edeceğimden

emin olabilirsin...

Tanrıdan hayatı sevmemi sağlayacak herşeyi diledim

Tanrı hayır dedi,ben sana hayatı vereceğim ,

böylece hayata dair herşeye sen sahip olacaksın

Tanrıdan tanrıya duyduğum sevgiyi başkalarınada duya bilmeyi diledim .

Tanrı şöyle dedi:

Oh nihayet doğru birşey istedin ,ruhu olgunlaşmamış bir ruh ,tanrıya hep

ver bana ile biten dualar eder.Olgunlaşmışbir ruhta vermemi sağla diye

bitirir duasını

STEVE GOODİER

24 Aralık 2010 Cuma

İki gündür Ankara'nın asık yüzü ile kalkıyoruz sanki hiç uyanmak istemiyorum ,hatta ben bile geç kalkar oldum saat 8 de kalktım ...

Bu aralar havalarında etkisiyle nasıl bahane ama iyice uyuştum ...Yarın doğum günüm yeni bir yaşa gireceğim ve üstümdeki bu yüklerden kurtulmalıyım ...Sanki yüzüklerin efendisindeki Rohan kralı gibi kabuk değiştirmeliyim ...Atmalıyım katkat birikmişlikleri üstümden içinden yeni bir ben çıkmalı ...Kendi hayatım için yeni kararlar almalıyım ...Gerçi ay dönümünde yazdım bütün dileklerimi altınada imzamı attım ...Bu arada ne güzel kendimce dileklerim olduğunu gördüm ...Eskiden olsa en son kendim için dilerdim bir iki şey onlarda yine içinde başkalarının olduğu dilekler olurdu ...

Hayatımda şöyle ger dönüp baktığımda en büyük pişmanlığım neden öğretmen olmadım demek oldu ...Bir arkadaşımın söylediği bir söz biraz teselliği gibi geliyor öğretmek için illa ki öğretmen okulunda okuman gerekmiyor demişti ...Bende hayatıma giren insanlara bir kelime bile olsa yardım edebiliyorsam bu beni çok mutlu ediyor ...

Geçen haftanın yoğunluğundan sonra bu haftayı sakin ve huzurlu geçirdim ...Bü gün canım babama gidiyorum ...Biraz temizlik biraz sohbet ...


Bazen bakıyorum 47 yıl nasılda hızla geçip gitmiş ben ne yapmışım diye ...Hayatıma güzel şeyler kazandırmışım beni hatırlayan insanların yüzlerinde bir tebessüm bıraka bilmişim beni hatırlatacak birkaç güzel sözüm olmuş sevmiş sevilmişim ...Eeee daha ne olsun ...Kendimi seviyorum hastasıyım bu kadının...

23 Aralık 2010 Perşembe

Kocaman bir yılın sonuna geldik

Bu yıllıda geçirdik gidiyor kazanılanlar ve kaybedilenlerle yine ...

Geçen sene dünyaya gelen minoşlar bu sene yürüyorlar ...Artık sizin farkınızdalar ve çok sevimliler...Yalın ve riyasızlar ...

Kızım hayatının farkına vardı artık boş hayallerin peşinden koşmayı bıraktı kendi çizgisini bulmaya başladı ...Kendi değerinin farkına vardı...Canım seni çok seviyorum...Yeni yıl sana bütün dileklerinle gelsin...

Sevgili oğluşum hayatının gereksiz ilişkilerle vakit kaybetmeyecek kadar değerli olduğunu fark etti yeni bir ilişkisi var mutlu dersleri iyi ...Ne istediğini bilen ve hedeflerine ulaşmak için çaba harcayan sorumluluk sahibi...Canım senide çok seviyorum ...

Sevgili eşim hayat yoldaşım bu seneyi huzurlu geçirdi işinden memnun artık kendini düşünme çalışmaları yapıyor daha çok yolu var ama olsun hiç birşey için geç değil...

Canım babam bocalama döneminde hayatında birileri olsun mu olmasın mı karmaşasını yaşıyor ancak kendi iç çelişkilerini çok güzel yönlendirmeye başladı ...

Gelelim bana , bende bu sene kendi içsel yolculuğumda iç huzuruna kavuştuğumu hissdiyorum ...Kendimle barışık sakin ve dingin bir halde hissediyorum ...ancak ertleme ve kendi hedeflerime ulaşma konusunda başarısızlıklar yaşıyorum ...En kolayı seçip kendimi kandırıyorum vaktimi boşa harcadığımın bilincindeyim ...Herşeye rağmen kendimi seviyorum ...

Bu sene aile büyüklerimizden dört kişiyi kaybettik iki kuzenim annem ve en sonda halam ...Her gidenin ardından anılar üşüyor beynime yaşanmış acı tatlı anılar geçiyor gözlerimin önünden ,kimi incitmiş ,kimi acıtmış olsada yinede güzel anlarla dolu ...

En son halamı 20 aralıkta kaybettik ...Halamla çok farklı düşünen insanlardık zor kadındı benim halam ancak öldüğünü duyduğumda burnumun direği sızladı ... Anılar canlandı geçmişten halam bize gelirdi kalmaya annemle pek anlaşamazlardı ancak bizi çok severdi annem bize kızdığı zaman doğruca halamın koltuğunun altıma sığınırdık o da kocaman sarardı bizi halan kurban olsun diye kocaman sevgiyle öperdi bizi ...

Ben hayatımda annemin beni şefkatle öptüğü ve sarıldığını hiç görmemiştim ...Hep işi vardı ve öğle cıvık hareketlerden hoşlanmazdı ...Ancak benim çocuklarımı çok sevdi ...Bir insanın annesi tarafından sevildiğini hissedememsi çok zor ve acı verici bir olay ...Halam birkez daha hatırlatmış oldu bana bu olayı ...

18 Aralık 2010 Cumartesi

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı

Evet ,buluşmaya gidebildim çokta mutlu oldum eşim bırakıp aldı beni...Hepimiz büyümüşüz ...Yüzlerde çizgiler saçlarda aklar olsada ,herne kadar ruhlarda örselensede hepimiz yine de aynı kalmışız ...Yaşanmış kayıplarımız olmuş iki arkadaşımızı trafik kazasında kaybetmişiz Allah rahmet etsin ...Bir çoğu yurt dışında imiş ancak yinede 25 kiyi bulduk ...Güzel sohbetlerin yapıldığı güzel bir gün geçirdik ...

Hayat kimimize sonsuz imkanları ile gelmiş ,kimizi çok incitmiş , kimilerinide uzaklara savurmuş ...Ama yinede içimizdeki sonsuz enerjiyi bitirememiş ...Güzeldi vesselem ...

Cuma günü Utkuyla bir araya geldik ve EFT ana hatları ile ben ona anlattım ve kendini bana tanıtmasını istedim...Canım ya kendini kendi cümleleri ile öyle güzel anlatmış hayretler ettim ...Günümüzde bir çok yetişkinin yapamdığı şekilde yalın ve öz anlattmış...Bütün takıldığı olay dış görüntüsü haline gelmiş kendini yakışıklı bumuyor ...Onunla oturup sadece konuştuk ve okula gitmeden bana uğramasını ve onunla çalışmalar yapmaya karar verdik ...Bakalım nasıl bir sonuç alacağız...

Kendimi çok güçlü hissettim bir an öğrendiğim bilgiyi anlatacak ve ona faydam dokunursada yardım edebilmenin hazzını yaşayacağım ...Utkuya şimdiden şükrediyorum iyiki yollarımız kesişti diye ...

Bu ara kendimi dinlemem için çok zamanım oldu ...Karşıma çıkan Serpili kimi zaman çok beğendim ...Her zaman için kendimle yarıştım kimseyi kendime hedef olarak koymadım aaa şu arkadaşım şöyle yapmış bende ona yetişeyim gibi hırslarım olmadı ...Hatta uzun zamanda hedeflerim olmadı ...Sonra koyduğum hedeflere baktığımda kolay ulaşıla bilecek akılcı hedefler koymuşum kendime ...Bir de ütopik hedeflerim var onlar bile eğlenceli ...Kimi zamanda baktığımda acaba yaptıklarım yeterlimi diye karamsarlığa kapılıyorum...İşte Serpilin karanlık yönü ...Bazen kendi güçümü zorladığımı fark ediyorum...Çatışma çıkıncada saklanmak için dalıyorum uykunun kollarına ...

Bundan sonraki çalışmalarım karanlık yönlerimi ortaya çıkarmak olacak ...bakalım neler kurup dökeceğim kendimle ilgili yine...

15 Aralık 2010 Çarşamba

GEÇMİŞTEN GELEN SESLER

Bu cumartesi benim lise arkadaşlarım buluşuyorlar 30 yıl sonra birbirimizi yeniden göreceğiz çok hoş olacak ...Ancak ben gidemeye bilirim çünki hava çok soğuk ve benim soğuk alerjim beni rahatsız etmeye başladı ...Şimdi bir çok kişinin bana neden kendine EFT yapmıyorsun dediğini duyar gibiyim yaptım ama hala geçmedi hava gerçekten soğuk ...Az da olsa etkisi hala sürüyor ...henüz kar yağdığından beri dışarı çıkmadım sadece evi havalandırırken bile etkilendim ...

Her neyse ne güzel insanlardı benim arkadaşlarım ...Faceste bulduk birbirimizi ,onları hatırladığım gibiler tabi hepimiz büyümüş olgunlaşmışız ortak bir çok yönümüz var bir çoğu ile hala ...

İçimi yokladım acaba gitmekten çekindim mi diye ancak ben kendimi buldum bulalı böyle bir çekincem yok ...Çünki kimseyle bir yarışım olmadı kendimle yarıştım hep ...Kendilerini geliştirmiş başarılı insanları takdir ederim onların başarıları beni mutlu eder ...Ayrıca kendimide başarılı buluyorum ...Gitmemem için bir tek neden soğuk daha güzel günlerde buluşmak dileği ile hepsini çok seviyorum ...

Bu cumartesi sabah buluşma var öğleden sonra da Utku ile EFT çalışması yapacağız ...Size kısaca bildiğim kadar Utkuyu anlatayım ...UTKU:12 yaşında küçük yaşlardan beri saçları ,kaşları dökülüyor ...Bir çok DR gitmesine rağmen henüz bir teşhis konulamadı ... Okulda arkaşlarının sözlerinden etkilendiğini tahmin ediyorum çünki bariz bir şekilde belli oluyor ...Baklım hafta sonu çalışacağız ne gibi sonuçlar çıkaçak ...Utkuyla çalışmak istememin sebebi Utkuya kan testleri yapılıyor ...EFT videolarının birinde hasta kişilerin kanlarını EFt uygulandıktan sonraki karşılaştırmaları vardı ...Umarım iyi sonuçlar alırız ...

İçim içime sığmıyor birine faydalı olabileceğim ve bilgilerimi aktara bileceğim birilerinin olması ve bana yeni bakış açıları kazandırıyor ola bilmeleri çok önemli ...Öğretirken öğrenmenin hazını yaşayacağım ...Bu yüzden kendi bilgilerimi yeniden gözden geçirdim ...Yani ders çalışıyorum...

Cumartesiyi iple çekiyorum...

8 Aralık 2010 Çarşamba

Bu aralar havalar çok güzel geçiyor güneş pırıl pırıl parlıyor baharın son günlerini yaşayıyoruz....Üstümde bir ağırlık var sanki bütün enerjim öğlene kadar tükeniyor...Yeni öğrendiğim bir teknikte yapılan bir uygulamada sabah uyanmadan uyku ile uyanıklık arasındaki zamanda alfa durumundayken kendimi çok güçlü hissediyorum çok enerjik vedinamik bir güne başlayacağım sapa sağlamım hiç bir yerim ağrmıyor vücudum bütün ağrlarımı kendi iyi ediyor diyorum ve birmüddet öyle kalıyorum sonra uyanıyorum ...bu olayın çok faydasını gördüm meşhur diz ağrım sabah kalktığımda yoktu kendimde innamadım henüz deniyorum bakalım neler başaracağım göreceğiz...

Annem öldükten sonra Babam kendini yanlız hissetmeye başladı ...Hayatına yalnızlık penceresinden bakacak telkinler vermeye başladılar yalnızlık zor gibi...geçen gittiğimizde yaptığımız bir konuşmada hangi pencereden bakarsan orayı görürüsün elinde olmayanlara bakarsan orayı görürsün olanlara bakarsan olanların çokluğuna şükredersin dedim aklına çok güzel işlemiş ...

Babam yıllardır yanlızlıktan hep hoşlanmıştır ...Ayrıca kendine çok güzel bir hobi edindi çok güzel yemk yapar ...Buda onun ve annemin açkalmalarını önledi şimdi kendine ve bizlere çok güzel yemekler yapıyor ...hatta bizim yaptıklarımızı beğenmiyor ...Çevresindeki bütün kadınlar onu merak ediyor (ben,kız kardeşim,halam)bizler evlatları sık sık arayıp soruyoruz ...Kardeişime iş yerinde yardımcı oluyor onunlada hep beraberler ...Sağlığı elverdiğince iyi 8 sene önce baypass geçirmesine rağmen ...

Bende bu arada yine herkese koşturmaktan bihaldeyim ...Bazen kendime verdiğim sözleri tutamamaktan çok şikayetçiyim ...hayat ellerimin arasından akıp gidiyıor ve ben seyrediyorum sanki ...Şakamaka yakında 47 yaşına giriyorum ...Ben hep söylüyorum ben 40 yaşlarımı sevdim ...Ben bu yaşlarda kendimle buluştum kendimi tanıdım ve 30 yaşından sonra kendi adıma yaptıklarımdan memnun oldum ...Belki kendim için birşey yapmadım değim zamanlarda bile çok artılar kazanmış olduğumu fark ettim...Molozların aralarında bile çok güzel detaylar yakalamışım meğer...hayatı seviyorum güneşi içime doldurup onu yüzüme yansıtıyorum ...KENDİMİ SEVİYORUM ...hASTASIYIM BU KADININ ...Her ne kadar bu aralar tembellik yapsada...

3 Aralık 2010 Cuma

Ve Aralıktayız

Aralık ayı benim için önemli bir aydır 26 aralık doğum günüm , ardından yıl başı gelir sanki kutlama ayı ...Dün Efe'ciğimin doğum günü idi ...Canım ya tanıştığımızda 2 yaşındaydı küçük sevimli bir maymundu ...Elini kaldırarak carli adındaki maymunu taklit ederdi ...Çok güzel ela gözleri vardı benim tanıdığımda biraz kormuş ürkmüştü bakışları ...Karşılıksız ne çok sevdik birbirimizi...Dün ona hep istediği pelerini diktim çok mutlu oldu ...İsterken bile kont draculanın pelerini gibi olsun şöyle yakası geniş olsun diye istiyor ..12 yaşına girdi annesinin üstün çabalarıyla 3 senedir bale yapıyor ...Devlet Opera ve Balesinde çocuk sannatçı...Onun sayesinde Hep isteyip bir türlü gidemediğim Operaya gittim Toska süperdi ...

Dün geçmiş gözümün önünden geçtiğinde çok mutlu oldum ...Efeyi ne çok etkilemiştim ...Önüne geldiği zaman küfür etmekten vazgeçirmiştim ...Onun oynaması sakıncalı şeylere dokunmasına engel olmak için aklından bile geçirme dediğimde dokunmuyordu ...Bir gün anneside söylemiş sen kimden duydun diye sormuş Serpil teyzenden deyince ...O Serpil teyzenin sözü bir daha söyleme demiş ...Mutfakta benim yerime kimsenin oturmasından hoşlanmazdı herkesi uyarırdı ...Annesiyle konuşurken sürekli araya girip sonunda bana Aman be dedirtinceye kadar uğraşır deyincede işte bunu bekliyordum der...

Kocaman olmasına rağmen hala gelip kucağıma kıvrılıp yatar ...Sevgili Efe seni seviyorum Allah yolunu aydınlık ve açık ettsin ...Benim küçük yıldızım daima parla...