8 Aralık 2009 Salı

Öğrendim Ki!

Öğrendim ki…
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki…
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.

Öğrendim ki…
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki…
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki…
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki…
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki…
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki…
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki…
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki…
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki…
‘Bittim’ dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki…
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki…
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki…
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki…
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki…
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki…
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki…
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki…
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden
bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki…
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki…
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki…
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.

Öğrendim ki…
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki…
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki…
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki…
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam
yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki…
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak
arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki…
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki…
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki…
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven
öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki…
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki…
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki…
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki…
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki…
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki…
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki…
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun
yıllar sürüyor...

Ataol Behramoğlu


ne çok şey anlatır bu şiir ...İlk okuduğumda çok beğenmiştim şiir okumadığım bir dönemde karşıma çıkmıştı ve şiir seven dostlarımın katkısıyla hergün yeni bir şiir okumuştum ...Sevgili lier kardeşim ne güzel bir dostu ...Kendisini sevgi ile anıyorum...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Sözcüklerin Gücü

Hayatımızda ne kadar önemlidir sözcükler ...Bu nu görmezden geliriz oysaki ...Sözler vardır savaşlar çıkarır ...Sözler vardır ipten adam alır ...Ben 3 yıldır ağazımdan çıkan sözlere dikkat eder oldum içinde olumsuzluk barındırmasın diye çok uğraştım ...Kimseye değil kendime zarar vermemek adına ...kelimelerim değişti ...Bu da hayata bakışımıda etkiledi artık daha pozitif bakıyorum hayata ...

Sevgimi direkt söylüyorum sevdiklerime dolambaçlı yollara girmeden ...Kızgınlıklarımı ,kırgınlıklarımı daha sakin ve incitmeden anlata biliyorum ...Ben buradan veya başka bir yerden kendimi anlatırken sadece geçmişimi anlatmıyorum bu günümü ve kendimle ilgili yaptığım çalışmalarda giriyor devreye ....Bir çalışma anlatırken yaşadığım olayı benim anlatabileceğim kadarını anlatıp yaptığım çalışmayı anlatıyorum sonuçlarını yazıyorum ...

Ben kendimde deneyimlediğim şeyelri yazdım ...Sadece geçmişte ne kadar acı çektiğimi değil ...Artık çeşitli yollar bulmuşken durup sızlanmak bana göre değil ...Artık eski SERPİL değilim kendimde çok yol aldım ...

EMİNE TEYZEM

Bu günçok sevdiğim Emine teyzenin ölüm yıl dönümü ...Biraz hüzünlüyüm ...Ancak iyiki hayatıma girmiş ve onunla acı tatlı günler geçirmişiz...Arkasında bize kendini hatırlatacak ne çok söz bırakıp gitti ...Canım ya ...

Kendisi huysuz pimpirikli ancak kocaman bir yüreği olan bir kadındı zor şartlarda altı çocuk büyütmüş yalnız bir kadındı ...Görmüş geçirmiş bir aileden gelip bir çok hayat mücadelesi vermişti ...Bir ekmeği olsa bile birileri ile paylaşıp yerdi...

Onu çok özlüyorum ...Birbirimizin çok yanında olup artık bir olmanın nedemek olduğunu öğrenmiştik...

Hollandaya =hollandıra ,sarışına =sarışen ,gitara =kıtar ,Küfür eden kişilere =küfürgen Diyen yaptıkları ile kimi zaman insanı çileden çıkarsa bile sevgiyi gözleri ile yaşayan birisiydi benim emine teyzem ...

Kendisi kanserden öldü ...Ancak onu kanser yenemedi sevdiklerinin kendisini terk etmesi ve ona karşı sevgisizlikleri kahretti ...Ne çok severdi insanlara birlokma birşey yedirmeyi ...Ne güzel kahveler içtik ,fallar baktık en eğlencelisinden ...Ay kız bizimki fal değil şaka şaka derdi ...

Gülen gözlerinin feri sönmüştü son gördüğümde ne çok üzülmüştüm ölmeden onu öyle görünce ...

Canım Emine teyzem iyi ki vardın hayatımda ve iyiki seninle yaşanmış günlerim oldu ...Şimdi hernerede isen seni çok seviyorum ...

Bütün mahalleninde Emine teyzesi idi ...Herkes ne çok sevmişti onu...Çocukla çocuk büyükle büyük olmuştu ...Elinden geliğince yardıma ihtiyacı olana ilk o koşmuştu...bütün mahalenin yaşlılarına elinden geldiğince yardımlar ederdi bütün kaprislerini çekerdi ...Ben bazen dayanamaz kızardım ...Ay neyapacksın yaşlı derdi...Ne çok severdi çiçeği böceği evi botanik bahçesi gibiydi ...Ağaçtan yaprak koparana bile tahamül edemezken binbir emekle diktiği ağaçları kesilirken fenalık geçirmişti ...Bütün canlıları seven bir insandı evdeki bulguru bile kuşlara verirdi ...Yazık aç kalmasınlar diye ...

Sen gittin bahçeye inmedim sensiz tadı çıkmıyor ...Kahveleri artık Gamzeyle içiyoruz seni anarak senin verdiğin fincanlarda ...Seni sevenlerle karşılaşıyorum arasıra seni anıyoruz ...Sanki seni görmüş gibi özlem gideriyoruz...Ama hiç biri senin yerini tutmuyor...

Canım seni çok özledim ...Gönlü güzel kendi güzel insan mekanın cennet olsun...


BENİM KÜÇÜK GÖRÜNEN KOCAMAN DÜNYAM

Dışardan bakıldığında ne kadar küçük ve sıradan görünsede içinde ne alemler gizlidir görmesini bilene ...Herkes görebildiği kadarını göre bilir veya benim istediğim kadarını ...Çünki bazılarıyla hiç uğraşmam ...

Aşağıdaki yazıyı 2 ay önce okumuş ve hayatıma geçirmeye başlamıştım diğer üç maddeyi yapıyordum anacak hayatımda ne çok yapmıştım varsayımlar üretmeyi...Nedense hep bana öyle gelmişti ...Bu yazıyı okuduktan sonra vazgeçtim varsayım üretmekten...Denedim ve kendime söylediklerime düşüncelerime dikkat etmeye başladım ...Artık varsayım üretmiyorum...
Bu kolay olmadı ancak yıllarca ne çok yapmıştım ...Kendim böyle düşündüğüm içinde çevreme böyle kişileri çekmiştim ...Ben vazgeçtiğim için çevremden bu tür kişiler de yok olmaya başladı ...Sevgili hayal benim yapmadığım şeyler hakkında çevresinde duyduğu varsayımlarla bana hak etmediğim şeyler söyledi ancak benimle konuşmayı denemedi bile ...Bana karşı savunmaya geçtiği kişi Yıldız mıydı yoksa ürettiği var sayımlar mıydı ?

Sevgili Belgin Güvenin dediği gibi insan yapmadığı şeylerle suçlanınca ne düşüneceğini şaşırıyor ...Ancak bu olayda bana komik geldi ...

Ben hayatım boyunca karşımdaki kişileri kendim gibi gördüm ...Güvendim sevdim...Sevgimde de asla cimri olmadım ...Yapılan haksızlıklara karşı oldum diğer sitede hayale yapılan yanlıştı onun arkasında oldum ...Bana minnet duysun diye yapmadım ...Ayrıca sitede hiç bir paye istemedim ben doslarımın bana verdikleri payeleri herşeyden üstün tutum ...

Kişisel gelişim sitesimi Seda Sayan proğramlarımı diye düşünmeye başlamış ve bunu açık yüreklilikle dile getirmenin fırçasınıda yemiş biriyim ...Fırça sözcüğünden irite olduğunu söylerken kırılmış bir arkadaşında özürü bile esirgeyen birinin sözlerini ciddiye almıyorum ...Bir kişiyi korumak adına bin kişiyi kırdığını fark edersin umarım ...
Sitedeki canlarımı çok seviyorum onlarla karşılıksız sevgiyi paylaşmanın hazzını yaşadım ...Benden çok küçük olanlardan bile ne çok şey öğrendim kendi deneyimleri ve sınırsız sevgileri ile benim hayatımda oldukları için çok mutluyum ...


6 Aralık 2009 Pazar

Dört Anlaşma

Dört Anlaşma

Kendinizle, başka insanlarla, Tanrıyla, toplumla, anne ve babanızla, esinizle, çocuklarınızla, yasam rüyanız ile binlerce anlaşma yaptınız. Bu hayata gelirken ve geldikten sonra.. Ama bunların içindeki en önemli anlaşmalar, kendinizle yaptığınız anlaşmalardır. Bu anlaşmalarda kendinize kim olduğunuzu, ne hissettiğinizi, neye inandığınızı ve nasıl davranacağınızı belirlediniz. Sonuca kişiliğiniz diyorsunuz.
Bu anlaşmalarda şunları soyluyorsunuz: "Ben buyum. Bunlara inanıyorum. Bazı şeyleri yapabilirim, bazı şeyleri yapamam. Bu gerçek, bu fantezi. Bu mümkün, bu imkansız".
Tek bir anlaşma büyük bir problem yaratmaz, ama bizim acı çekmemize, yasamda basarisiz olmamıza neden olan bir çok anlaşmamız var.(binlerce) Bu anlaşmaların çoğunu büyürken farkında olmadan toplumsal ve aile içindeki şartlanmalarla yaptık. Hepsinin tek tek farkına varabilmek ve teker teker değiştirebilmek zor ve çok uzun bir süreç. Ama genel olarak bu anlaşmaları dört temelde toplayabiliriz. Ve onların yerine geçecek olan dört yeni anlaşmayı kendimizle yapabilirsek değişim baslar. Eğer olumlu ve haz dolu bir yasam sürmek istiyorsanız, korku temelli anlaşmalarınızı feshetmek ve ve sevgi temelli anlaşmaları hayatınıza yerleştirmek zorundasınız. Bireysel gücünüze sahip çıkabilmenin yolu buradan geçiyor. Korku temelli anlaşmalar sizin enerjinizi tüketmekle meşgulken, bireysel gücünüze sahip çıkabilmeniz, hatta anlaşmaları fark edip değiştirebilmeniz bile mümkün değil. Bu dört sevgi temelli anlaşmayı yapabilirseniz bireysel gücünüze sahip çıkabilirsiniz.

Kullandığınız Sözcükleri Özenle Seçin
En temel ve en zor anlaşma budur. Kullandığınız sözcüklerde kusursuz olabilmek. Sözlerimiz ari, kusursuz, eksiksiz olmalıdır.
Sözler sizin yaratma gücünüzdür. Sözleriniz, size doğrudan Tanrıdan gelen armağanlardır.
Bir tek söz ile savaşlar çıkabilir, gönüller kırılabilir veya kalpler fethedilebilir. İnsan zihni sürekli tohumların ekildiği verimli topraklar gibidir. Tohumlar düşünceler, fikirler ve kavramlardır. söz tohum gibidir. Bu verimli topraklara korku tohumları ekmeyin ve ekilmesine izin vermeyin!
Günah, kendi doğana karsı yaptığın her şeydir. Kendi varlığına karsı hissettiğin, inandığın ya da söylediğin her şey günahtır. Herhangi birsek için kendini yargıladığında veya suçladığında kendine karsı olmuş olursun. Günahsız olmak bunun tam karşıtıdır. Saflık, arilik, kendine düşmanca davranmamaktır. Günahsız olmak, davranışlarının sorumluluğunu üstlenmek ama kendini yargılamamak ve suçlamamak anlamına gelir. Bu bakış acısıyla günah kavramı ahlaki ve dinsel bir şey olmaktan çıkar, sağduyunun sesine dönüşür. Günah kavramı kendini reddediş ile ortaya çıkar. Bu insani ölüme oturur ve günahsız olmak ise yasama yöneliktir. Kendimizi sevmek, yaptığımız her şeyi kendimiz adına onaylamak, kendimiz hakkında yargılarda bulunmamak günahsızlığı ve saflığı getirir.
Başkalarına karsı onların kendilerini yargılamalarına neden olmayacak sözleri kullanmak, kendimiz için günahsız sözler kullanmak demektir. Onlarında bana karsı sözleri ayni şekilde olacaktır. Enerjinizi sevgi dolu ve günahsız sözlerden yana kullanırsanız, çoğalır ve büyürsünüz. Özgürleşirsiniz. Kendinizi yargılayacağınız sözler size gelmemeye baslar, bu günahsızlaşmaktır. Bu sözler sizi arındırır ve özgürleştirir.
Oysa bizler tam tersi bir davranışı alışkanlık edinmiş durumdayız. sürekli kendimizi yargılarız, kendimize bile yalan söyleriz, duygularımızı reddederiz, toplumun bizi yargılamasından korkar, önce kendimiz kendimizi yargılarız. Duygularımız saf bir sevgi içerikli bile olsalar bazen bizi korkutur ve biz onları yalanlamayı, reddetmeyi seçeriz. Oysa kızgınlıklarımızı, kıskançlıklarımızı, çekememezliğimizi ve nefretimizi ifade etmekten çok çekinmeyiz. Toplum bunlar nedeni ile bizi çok yargılamaz nasılsa diye, ifadelerimizdeki yönelişlerimiz daha çok bu yoldadır. Oysa bu tip ifadelerimiz ne büyük etkilere ve günahlara sahiptir, fark etmeyiz.
Çocuklarımıza bile farkında olmadan olumsuz ifadeler kullanır ve genellikle, bu yaptığımızla onların hayatları boyunca etki altında kalacakları, yaptığımız neredeyse kara büyünün farkında bile olmayız. Örneğin çocuğumuzun bir şarkiyi söylerken, saka yollu ne çirkin sesin var, ya da aman hiç beceremiyorsun tipli takılmalarımız onun hayati boyunca kendi sesine olan güvensizliğine, toplum önünde konuşmaktan çekinmesine, kendine güvenmemesine neden olacak bir anlaşmayı kendiyle yapmasına neden olur. Bu anlaşmayı çocuklarına aktaracak, toplum içinde pek çok kişinin konuşmalarını, şarkılarını beğenmeyerek hayati da zevk alınır bir şekilde yasamaktan uzaklaşacaktır.
Siz etrafınıza bu tip olumsuz ifadeleri yaydığınızda, etrafınızın da yaratımları hep bu şekilde olumsuz olacağından, donup size ulasan gene sizin yaydığınız benzerleridir. Yıllar boyu hem başkalarının sözleri aracılığı ile dedikodu ve kara büyünün etkisine gireriz, hamda kendimizle ilgili kendimizin söylediği sözlerle ayni olumsuz etkiyi yaratırız. Kendi sözlerimizle kendimizi esir eder, kendimizi yargılar, mutsuzluğumuzu yarattığımız gibi günahkarlığımızı ilan eder ve kendi cehennemimizi yaratırız.
Birinci anlaşmaya uyar ve sözlerimizi özenle seçersek, bir sure sonra zihnimiz ve bireysel ilişkilerimizdeki iletişimimiz duygusal zehirden arınacaktır. Mutluluk, özgürlük, basari ve bolluk bilincine doğru ilerleyiş sadece sözlerimizi özenle seçmeyle bize gelir.

Hiç Bir Şeyi Kişisel Algılamayın
Etrafınızda olan biten hiç bir şeyi kişisel algılamayın. Örneğin biri size aptal demiş olsa bile, bu sizi değil karsınızdakini ilgilendirir. Çünkü herhangi biri sizin aptal olduğunuz yargısını ortaya koyacak bir güce ve yetkiye sahip değildir. Bu ancak kendi karsılaştırmaları, kendi hayat algılayışı, kendi bilgi, duygu düşünce düzeyi ile yaptığı bir yargılamadır. Genel olarak da kendi yetersizliğini görerek sizi yargılamıştır. Bu nedenle size söylenen bu sözü bile kişisel algılamayın! Size söylenen şeye katılırsanız, kişisel olarak algılamış olursunuz ve bu sözle anlaşma yapmış olursunuz. Zaten bu güne kadar hep böyle olumsuz anlaşmalar yapmıştınız! Bundan sonra yapmayın!! hiç bir şeyi kişisel algılamayın!!
Oysa bizler tüm eğitim surecimiz boyunca her şeyin merkezine kendimizi koyarak (bencilliği öğrendik, egomuzu yükselttik daima), etrafımızda olan her şeyi de kişisel algılamayı öğrendik. Oysa diğer insanlar merkeze sizi koyarak hiç bir şey yapmaz (sizin başkasını merkezinize koyarak bir şey yapmadığınız gibi). Yaptıkları her şey kendileriyle ilgilidir. Yani herkes kendi rüyasını yasar. O zaman etrafınızda olan biteni, size doğru bile olsa söylenenleri nasıl kişisel algılayabiliyorsunuz ki? Bunun kadar büyük bir çelişki daha var mi?
Durumun son derece kişiselmiş gibi göründüğü anlarda bile, başkaları size direkt olarak hakaret ediyor olsa bile, yinede sizinle ilgisi yoktur. Söyledikleri ve yaptıkları şeyler, dile getirdikleri fikirler kendi zihinlerinde yaptıkları anlaşmalar doğrultusundadır. Kişilerin bakış acıları, ehlileştirme surecindeki programlamalarından oluşur.
(Ayni görüş felsefede, tasavvufta da kendini bulur. Hakiki insan boyutuna kadar yükselenler � ki hatırladığım kadarıyla arada cehalet, şeriat boyutu, tarikat boyutu gibi boyutlar vardır asılması gereken- kendilerine gelen hiçbir şeyi kimden, nasıl, ne anlamla geldiğine bakmazlar. kişisel algılamazlar. Bu nedenle tepkileri hiç olmaz. Kendilerine yönelik bir şey olduğunda donup bakmazlar bile, yargıda bulunmazlar, ne karsılarındakini yargılarlar nede kendilerini.......Fusun Yürüten notu.:))
Ayni şekilde, sizin hissettikleriniz ve yaptıklarınızda kendi bireysel rüyanızın, kendi anlaşmalarınızın bir yansımasıdır. Sizin söyledikleriniz, yaptıklarınız ve sizin fikirleriniz sizin anlaşmalarınız doğrultusundadır. Fikirlerinizin başkalarıyla ilgisi yoktur.
Sizin kim ve ne olduğunuzu bilmeniz yeterlidir. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacınız yoktur. başkalarının size kim olduğunuzu söylemesi imkansızdır. Siz ancak kendiniz kendinizi bilebilirsiniz.
Filminizi, Yasamla yaptığınız anlaşmalara uygun olarak yaratırsınız. Sizin bakış acınız sizin için kişiseldir, sizin gerçeğinizdir, başka hiç kimsenin değil. Bu yüzden birisine kızarsanız aslında kendinizle uğraşıyorsunuz demektir. Kendi korkularınız var demektir. Karsınızdaki kişi bu kızgınlığın oluşması için sadece bir mazeret yaratmıştır. Korkularınız yoksa, kızmanızda mümkün değildir. Sevgiyle yasadığınızda, sevgi olduğunuzda, korkularınız silinir ve asla kızmazsınız! Sevgi olduğunuzda mutlu ve huzurluda olursunuz. Bu yasamla yaptığınız anlaşmalardan mutlu olduğunuz anlamına gelir!
Biri size harika olduğunuzu söylerse kişisel algılamayın, bu o kişinin harika olduğu ya da o anda harika hissettiği anlamına gelir !. Sizin kendinizi harika hissetmeniz için başkasının yapacağı onaylamalara ihtiyacınız yok ki... Siz kendinizle konusun, zihninizle konusun ve kendinizin harika olduğunu kendiniz görün!! Zihnimiz, tanrı boyutunda varlığını sürdürür. Bu realiteyi yasar ve bu realiteyi algılar. Zihin uyanık realitecide gözlerle görür ve algılar. Ayni zamanda gözle görünmeyeni de görür ve algılar. Mantık, bu ikinci algılamanın pek farkında olmaz.
Zihnin programlanmasında yapılan her bir anlaşma ayrı bir varlık gibidir. Çoğu kazda bu anlaşmalar birbiri ile uyum içinde olmaz. Her bir varlığın kendi sesi vardır. Birbiri ile çelişenler çoğaldıkça zıhının içinde büyük bir savaşa dönüşür. Her bir varlık bir ağızdan konuşmaya baslar ve büyük bir problem yaşanır (mitte). İnsanin ne istediğini, nasıl istediğini ve ne zaman istediğini bilmekte zorlanmasının nedeni budur. Zihnin çelişkilerinin üstesinden gelebilmenin tek yolu, tüm anlaşmalarımızın dokumunu yapmak ve çelişkileri bulup ortaya çıkarmaktan geçer.
hiç bir şeyi kişisel algılamayın. Alay edilme ve reddedilme korkusu olmadan istediğiniz kişiye seni seviyorum diyebilirsiniz. İhtiyacınız olan şeyi rahatlıkla isteyebilirsiniz. Suçluluk duygusu ya da öz-yargılama olmaksızın evet ya da hayır diyebilirsiniz. Daima yüreğinizin götürdüğü yere gitmeyi seçebilirsiniz.

Varsayımda Bulunmayın

Varsayımlarda bulunmanın problemi, varsayımlarımızın gerçek olduğuna inanmamızdır. Varsayımda bulunursunuz ve kişisel algılarsınız. Ve sonuçta kocaman bir dram yasamaya baslarsınız.
Çünkü doğrunun ne olduğunu bilmemekten, karsımızdaki kişiyi açıklığa davet etmekten korkuyoruz. Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımlarda bulunuyoruz. Sonrada varsayımlarımızın doğru olduğuna inanıyoruz. Bu inançlarımızla varsayımlarımızı savunarak, başkalarını yanlış yada haksiz kılmaya çalışıyoruz. Ama zihnimizin içindeki, çelişen anlaşmalarımızdan doğan kaos, her şeyi yanlış yorumlamamıza ve yanlış anlamamıza yol acar. Konuşarak sormak ve gerçeği öğrenmek, varsayımda bulunmaktan çok daha iyidir. Böylelikle gerçeğin yakınından teğet bile geçmeyen rüyalar görmekten kurtuluruz.
İlişkide varsayımlar kavgalarımızın, zorluklarımızın, sevdiğimizi iddia ettiğimiz kişileri yanlış anlamamızın nedenidir.
Çocukluğumuzda yaptığımız anlaşmalar genel olsak söyle der: "Soru sormak güvenli değildir". "Eğer birisi beni seviyorsa, ne istediğimi, neler düşündüğümü ve hissettiğimi bilmelidir.". Bu anlaşmaları kabul etmişizdir ama yanlış anlaşmalardır. Herkes hayati bizim algıladığımız gibi algılamaz. Herkesi rüyası ve gerçeği farklıdır. Sizin onun gerçeğini görebilmek için sormaya, başkalarının sizin gerçeğinizi görmelerini sağlamak için ise anlatmaya ihtiyacınız vardır.

Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap
Bu anlaşma, diğer uç anlaşmanın kalıcı alışkanlığa dönüşmesini sağlar. Her koşul altında daima yapabileceğinizin en iyisini yapın. Sunuda daima hatırlayın: An, her an değiştiği için asla "en iyiniz" olmayacaktır. Hep daha iyisi olacaktır:)

Yapabildiğinizin en iyisini yaptığınızda, harekete geçersiniz. Her eylemi, her hareketi, her çabayı zevk aldığınız için yaparsınız, bir ödül beklediğiniz için değil.
"Seni seviyorum Tanrım" demenin en iyi yolu, yaşamınızı en iyisini yaparak yasamanızdır.
"Teşekkür ederim Tanrım" deminin en iyi yolu, geçmişi özgür bırakarak, anda
yasayabilmek, simdi ve burada olabilmektir.
Sonuç:
Yasam sizden neyi alıyorsa, bırakın gitsin. Aktif bir teslimiyet duygusu içinde geçmişi bıraktığınızda, anda dolu dolu, canlı olmanıza izin verirsiniz. geçmişi bırakmak demek, su anki rüyanızdan haz alabilmeniz demektir.
Siz bu dünyaya mutlu olmak için geldiniz. Sevmek için, haz almak için, sevginizi paylaşmak için geldiniz. Bunlar sizin yasam hakkiniz. Su anda yasıyorsunuz. Bu haklarınızı kullanın ve yasamdan zevk alin. İçinizden akıp gecen yasama tepki duymayın. Çünkü içinizden akıp gecen yasam Tanrıdır. Sizin varlığınız, Tanrının varlığının kanıtıdır. Sizin varlığınız yasamın ve enerjinin kanıtıdır.
Yaşamınızdaki canlılık, üretkenlik, sevecenlik Tanrının size "Hey, seni seviyorum" demesidir.
Ayağa kalkın ve insan olun. Kadın ya da erkek olmanın onurunu hissedin ve cinsiyetinize saygı duyun. Bedeninize saygı duyun, bedeninizden haz alin, bedeninizi sevin, besleyin, temizleyin ve iyileştirin. Egzersiz yapın ve bedeninizin kendisini iyi hissetmesini sağlayın. Bu siz ve Tanrı arasında bir iletişimdir.
Bedeninizin her parçasına sevgi gösterdiğinizde, zihninize sevgi tohumları ektiğinizde, bu tohumlar büyüdüğünde tüm varlığınıza sevgi ve saygı duyacak, yoğun bir onurluluk duygusunu ruhunuz, bedeniniz ve zihninizde hissedeceksiniz.
Her an sevecen olabilirsiniz. Bu bir secimdir. Sevmek için bir neden olması gerekmiyor. Sevmek sizi mutlu kılar. İfade edilen sevgi mutluluk verir. Size dinginlik ve iç barış getirir. Her şeyi sevginin gözleriyle görebilirsiniz. Sevgiyle yasadığınızda zihninizdeki sis, kaos yok olur.
Aşağıdaki duayı okuyup içselleştirmenizi öneriyorum. Bunun için önce gözlerinizi kapatın ve dinginlesin. Bir kaç derin karin nefesi ile evrenin tüm enerjisinin içinize aktığını ve sizi sardığını hayal edin. Doğanın en güzel köselerini duşunun, kendiniz için çok hös bir mekan yaratın hayalinizde. Bir deniz kenarı, bir nehir kenarı yada bir ağaç altı, dilediğiniz her şey olsun orada. Böylesi güzel bir yerde olmanın huzuru ile acın gözlerinizi ve aşağıdaki duayı okuyun. Hissedin... (Bu meditasyon kısmi benim tarafımdan canlandırılmıştır.. Fusun Y.Çeviren)
"Evrenin yaratıcısı. Bana yasam dediğin armağanı verdiğin için teşekkür ediyorum. Gerçekten ihtiyacım olan her şeyi bana verdiğin için teşekkür ederim. Bu güzel bedeni ve zihni denetimleme imkanı verdiğin için teşekkür ederim. tüm sevgin, saf ve sinirsiz ruhunla, sıcak ve parlak ışığınla içimde yasadığın için teşekkür ederim. Gittiğim her yerde sevgini paylaşmak için, sözlerimi, gözlerimi, yüreğimi kullandığın için teşekkür ederim. Seni olduğum gibi seviyorum çünkü ben senin yarattığınım. Kendimi olduğum gibi seviyorum. Yüreğimdeki sevgiyi ve huzuru korumama hep yardim et. Bu sevgiyle yeni bir yasam yaratmaya ve hayatimin geri kalan döneminde sevgiyle yasamama yardim et. "


Budur.com'dan alınmıştır...

5 Aralık 2009 Cumartesi

BU GÜN YİNE SABAHIN HUZURU İLE BAŞBAŞAYIZ...






Bu gün yine sabahın huzurlu saatlerini yaşamak için erkenden kalktım ...Ne güzeldir sadece çöpçülerin olduğu ve ekmek arabasının gelmesi ve sanki taze ekmek kokusunu duymak içimizde ...Severim sabahların huzurunu gözlemlerim dünyanın yavaş yavaş uyanışını ...İnsanların telaşla işlerine gidişini ...Bu pazar günleri insanların daha geç kalmasıyla sabahın huzurlu saatleri daha uzun sürüyor ...Kahvaltılık bir şeyler alıp dönenlerin ekmeklerin ucunu koparıp yerken seyrederim ...sesiz ve huzurla güne başlamak insanda pozitif duyguların artmasına neden oluyor...

Bu ara kendimle ilgili bir EFt çalışması içindeyim deştim yine içimi kanatım zaten kanayan yaraları acıyor bırakıyorum ertesi gün tekrar başlıyorum çalışmalar ...Bu 6 yıl önce yaşadığım olaylarla ilgili çok acıtılmış incinmiştim hak etmediğim nedenlerden dolayıozamanlar kişisel gelişim olaylarını bilmiyordum ...
Bana yapılanlara ya ağlıyordum yada sesiz kalıyordum ...Çok canımın yandığı yerlerde sarılıyordum bedduaya ...

O günlerde ettiğim bedduaların hepsi tutu ancak benide acıttı...Hayatım değişti sitesinde arkadaşımız mücevherin yazısını okuyana kadar devam ettim bu olaya ...

Öğrendimki söylenen kötü sözlerin bizlerede getirisi var ve iptal etmeyi sevgili mücevherden öğrendim zaman zamna ağazımdan kaçınca iptal ediyorum hemen ...

Bu yaşadıklarımıda önce mektup şeklinde olayı yazdım ...okudukça ilgili kişileri yazdım ve ilgili kişiler hakkında mektuplar yazdım ve bu mektuplardan EFT başlıklarımı belirledim ...yaktım mektupları kendimde ve kşilerden özürlerimi diliyerek ...İşin en zor kısmını tamamladım ve başladım yapmaya ilk başlık beni bir hayli acıttı sanki göğsüme kocaman bir fil oturmuştu ve ben nefes alamıyordum ...5 turun sonunda hiç birşey hissetmemeye başladım hissettiğim duyğu 0 lanmıştı ve rahatlamıştım ...

Çalışmalar yavaş yavaş devam ediyor başlamak bitirmenin yarısı ...
Kendimle uğraşamta kendime zaman ayırmak beni ne çok değiştirdi ...Birde kendimi çok rahat ifade eder hale geldim zaten ifade sorunum yoktu ancak artık kendimi tanıdığım için daha netim ve ne istediğimi bilirim ...

Ben hayatımda koyun veya kul olma özelliklerini hiç taşımadım onun için kendime mutang nikini seçtim ...Bana özgürlüğü çarıştırdığı için ...

Salarım saçlarımı rüzgara estirim

4 Aralık 2009 Cuma

EFT'YE BAŞLARKEN

Ben önce nereden başlayacağıma karar verememiştim ...Her yerde gizlenmiş bir sorun vardı açmaya korkuyordum ...Ben sorunlarımın üstlerine kalın yorganlar kapatmıştım sorun kokuştukça ortaya çıkmaya başladıkça bir yorgan daha örtmüştüm ...Katkat kapanmıştı sorunlar ...

En yakınlarımı listelemekle başladım ...Annem babam kardeşlerim eşim çocuklarım ...Onlar hakkındaki düşüncelerim ve sorunun çoğu annemde geldi düğümlendi...Annemle ilgili hala çalışmalar yapıyorum ...

Sonra ben 45 yaşındayım hayatımı onlu yıllara böldüm ve ilk on yılı hala aşamadım ...Sanki unuttuğum bir şeyler var ...

Benim hayatımı etkileyen alerjilerim vardı önce bütün alerjilerimden dolayı diye başladım böyle bile çok rahatlamıştım ancak yetinmedim bildiğim bütün alerjilerime tek tek yaptım ...Artık ıhlamur içe biliyorum ...Ben ıhlamurun kaynayıpta havalandırılmamaış bir yerde bile duramıyordum ...iğdelere soğuğa ağaç kokusuna polene su buharına çileğe daha hatırlayamadığım bir çok şeye EFT yaptım artık çok rahatım alerjim olduğu zaman hemen bir tur tıplıyorum ve inanılmaz bir şekilde iyileşiyorum ...Hemde bunda bir ilaç kullanmıyorum bir uzmandan yardımda almıyorum kendi kendime yapıyorum...

Hayatıma ne çok duvarlar örmüşüm ve ne çok şeyin üstünü kapatmışım kendim bile şaşırdım ...Görmezden geldiğim beni inciten olayları çözmedikçe yer ve zaman değişiyor ancak olay farklı bir şekilde karşıma çıkıyordu ...Artık kökten çözdüğüm olaylarda dejavu yaşamıyorum ...

EFT yaparken en önemli şey kendinize dürüst olmanız ...Bu çoğu zaman sizi acıtıp incite bilir ancak kendinizle yapacağınız çalışmaların sonucu yaşanan rahatlama herşeye değer...

Ben ayrıca flim metodunu kullandım ...Hayatımın belirli bir anına gidip gelerek gözünüzde canlandırmaya çalışıyorsunuz bir yerde incinmişlikleriniz olabilir ...Bu incinmişlikleri not edip bunlara EFT yapabilirsiniz...

Ayrıca fotograf albümleri iyi bir kaynaktır bazı resimler insanın içini acıtır ...Bunlara EFt yapın hatırladığınız olay çok küçük olabilir ancak sizde etkisi büyüktür atlamayın ...

Çevrenizdeki insanları dinleyin sizin hakkınızda ne düşünüyorlar atlamayın her zaman doğruyu söylemeye bilirler amcak yakalyacağınız bir ip ucu sizin için önemli olabilir ...

Birde kendi cümlelerinizi kurun ...Bir arkadaşım çocuklarının hastalanmasından çok korktuğu için EFT yapıyordu ...Ona bu korkuya sebep olan olaylarada yapmasını önermiştim bunu bir üst başlık yapıp yap demiştim...

Ne kadar küçük şeyler bende etki etmiş kendim bile hayret ettim ...Başkalarının yaşadıkları sorunlar bile benim hayatımda önemli olmuş ve beni etkilemiş ...

Bunları yazarken sadece kendi yaşadıklarımı yazıyorum denenmiştir ...Hiç bir seminer vermek gibi bir amacım olmadı ...Ben uzmanda değilim ancak deneyimlerimi paylaşıyorum ...Belki imkanı olmayan birine yardımcı olurum diye ...Eğer sorunlar sizi yoruyorsa lütfen bir DR danışın kendi başınıza çözemediğiniz olayları mutlaka bir bilene danışın ve yardım almaktan çekinmeyin ...

Bana sormak istediğiniz şeylerde size yardımcı olurum ...


2 Aralık 2009 Çarşamba

KİŞSEL GELİŞİM MACERASIN DA İLK ADIMLARIM





Evet nerede kalmıştık bilgisyar öğrenmekle dünyama yeni bir kapı açıkdı ...Önce hayatım değişti sitesinde öğrendiklerim ve edindiğim dostlar sonrada hayalalaz sitesi ve dosatlar benim hayatıma çok şey kattı...

Bir çok kitap ve öğrenilebilecek bir çok konu ile edindiğim bilgiler ...Tabi sadece öğrenmek yetmiyor uygulamak ve sonuçları çok önemli ...

İlk yaptığım çalışmalar secret kitabından oldu ...Bu kitap beni çok etkiledi ...
Neden diye sorarsanız aslında içinde okuduğum bir çok şeyi ben zaten yapıyordum ancak azıcık ondan azıcık bundan dı ...

Mesela şükretmenin önemi bende şükrediyordum ancak aklıma geldiğinde veya sadece bir şeye ...Artık bir şükür listem var neler yokki içinde komşum rahmetli Emine teyzeden bahçemde şimdi yok olan dut ağacıa kadar ...sabah akşam kendimi alıştırıncaya kadar kağıttan okudum aklıma geldikçe ettim ...artık herşeye otomatik bir şekilde şükredebiliyorum ...Bu olay benim içimdeki şevkat duygularımı harekete geçirdi...

Sonra hep söylüyorum muhteşem üçlü yasak ,günah ,ayıp üçlüsü ...Yıllarca gıcık olmuştum bu üçlüye elimden geldiğince çocuklarıma kullanmadım ...Bizler büyütülürken açıklayamadıkları herşey için bunlardan birilerini kullandılar ...Din konusu ise günah ahlaki bir değerese utanmaz ayıp dendi yapmamamız gereken şeylere yasak getirildi ...Evet bir çoğu haklı olabilir kurallardır ancak açıklanmayınca canavarlara dönüşüyor ...Ben bilmiyorum kelimesini kullanmak yerine gözümüzün içine bu kelimeleri soktular ...

Bunların içinden kendi yasak günah ,ayıplarımı seçmek bayağı bir zamanımı aldı ...kendiminkileri açıklana bilir kelimeler haline getirdim ...Niye yasak şu nedenden dolayı niye günah şu yüzden ...niye ayıp toplum olabilmenin karmaşaya neden olmamak için gibi açıklamalarım oldu...

Sonra hayatımdaki olumsuzluk ifade eden kelimeleri hayatımdan çıkardım inanın kolay olmadı ama kelimesi bile olumsuzluk ifade ediyormuş ...Sevgili Abdullahın kulakları çınlasın yolu açık olsun ...

Dualarım ah ne çok yanlışla dua etmişim yıllarca hep en kötüsünü istemişim ve sonrada korunma istemişim ...Mesela Allahım çocuklarımı kazalardan belalardan koru ...Önce kaza ve bela işi içinde olsunlar fakat korunsunlar ...Bize böyle öğretildi dua ...Hemen değiştirdim dualarımı önceleri zor geldi kelime seçmek ancak başardım ...Artık dua ederken çocuklarıma Allahım çocuklarıma iyi gün göster onları iyi analarda iyi insanlarla karşılaştır yolları aydınlık ve açık olsun diye dua ediyorum ...
Bir de ne çok sabır dilemişim Allahtan artık dilemiyorum ben sabır diledikçe kendimi sabredecek bir olayın içinde bulduğumu gördüm...Olaylara karşı sabırlıyım isyan etmiyorum iyilik ve güzellik dilediğim için artık böyle şeylerle karşılaşıyorum.

Ben EFT ile hayatım değişti sitesinde tanıştım ...Orada öğrendiklerimi ve Mürüvvet Muratın kitabı ve en önemlisi benim azimli ve kararlı çalışmalarım sayesinde epey aşama kaydettim ...Alerjilerimin hafiflemesi hatta bir çoğunun bitmesi benim en büyük ve en somut başarım oldu ...Eskiden birsi beni eleştirse bir yumru gelir boğazıma yerleşirdi ancak artık yaptığım çalışmalarla boğaz çkram açıldı ...Bana söylenen sözlere bende çok rahat ve incitmeden cevaplar veriyorum ...

Ben bütün bir kış hatta bazende yazın boğaz ağrısı çekerdim artık bu etkiyide aştım bunlar bariz görünenler ...Yarın EFT ile igili yaptığım çalışmaları daha detaylı anlatırım ...

Bu yaptığım çalışmalar tam 3 yılımı aldı ancak kendimle tanışmak içimde yalnız kalmış çocuğu büyütmek ve kendimi bulmak herşeye değerdi ...Bütün öğretilerde de insanın kendi ile buluşması içsel yolculuğu çok önemlidir ...Sizlerinde kendinizi en iyi şekilde bulmanızı dilerim...

1 Aralık 2009 Salı

BENİM KİŞİSEL GELİŞİM ÇALIŞMALARIM





Ben hayatım boyunca farklı olmaya çalışan bir insan oldum ...9 aylık yürümüş ve konuşmuşum...kendimi bir yaşındaki bir kaç olayı hatırlaya bilecek kadar farkındayım ...hep acelem oldu hayata koştum sanki bir şeylere yetişmek için ... ben hiç çocuk olmadım kardeşim doğduktan sonra aramızda iki yaş var ben hep abla oldum ...Erken ergen oldum orta okula giderken topuklu ayakkabılarımı giydim ...Bu arada ailemin kendi sorunlarından dolayı biz çocukları görecek halleri yoktu biz iki kardeş kendi başımıza büyüdük sadece maddi yönden herşeyimiz vardı ancak yalnızdık ...Derken minik bir can aramıza katıldı bir kız kardeşimiz oldu ettik 3 yalnız ...Ben 11 yaşındaydım kardeşim doğduğunda hayatımıza bir renk olarak geldi sevdik sahiplendik ...Ben büyüdüm liseyi bitirdikten sonra üniversite okumamı istemediler annem hemen biz sana kolej okuttuk yeter dedi ve bana görücüler gelmeye başladı ...İlgisizdik ancak kendi hayatlarımızında sahibi değildik ...

Erken denecek yaşta evlendim 19 yaşında benden erken evlenenler hep çok üzülmüşümdür daha çocukken evlendirildikleri için ...Çünki ben kendimi bile erken bulurken görücü usulü ...Bana sormadılar bile beğendinmi diye ...

Erken yaşta anne oldum ilk bebeğim 20 yaşımda dünyaya geldi sorunlarla kurulmuş bir evlikte büyütmeye çalışmıştım içimde oda düşük kilolu doğdu herkese inat ...18000gr ancak hayata birlikte çok sıkı tutunduk bazen ben vazgeçmek istesemde bebeğimdeki azim beni hayata bağladı ...
Birdaha istemesemde 5 yıl aradan sonra oğlum doğdu yine sorunlarla yaşadığım bir sırada hayatıma güneş gibi doğdu ...Ne çok sevdim bebeklerimi ve ne çok şey öğrendim hayata dair onlardan ...Oğlum kızımın aksine 4100gr doğdu bütün her söylenen söze inat iri bir bebek oldu ...Benimde bir şeyleri iyi yaptığımın kanıtı oldu...

Derken ben geldim 30 yaşına Bana çok ağır gelen içimi acıtan bir yaş oldu yaşlandığım için değildi üzüntüm sadece geriye dönüp baktığımda en önemli kararlarıbenim yerime başkalarının almasına izin vermiştim bu beni çok üzdü ve en kolay yerinden hayatımı şekillendirmeye karar verdim artık kendim için bir şeyler yapmam lazımdı ...

En sevdiğim şeyleri sıralamaya kalktım hayatım birileri tarafından öyle sınırlandırılmıştıki sevdiklerime bile onlar karar veriyorlardı benim giyeceğim eteğin renginie bile annem karar veriyordu ...Gideceğim arkadaşlarıma annemle eşim karar veriyordu ...
Hayretler içinde kalmıştım bu duruma ben sadece nefes alıyormuşum meğerse ...
Bu duruma bir son vermeliydim ...En kestirme yol eski dostum kitaplarıma sığındım ...Ve Ayşe Kulin ADIAYLİNle başladı serüvenim ...Ne çok özlemişim eski dostu satırlar yetmedi hala devam ediyorum gözlükle okusamda ...

Bu arada din konuları çok ilgimi çekmeye başlamıştı kendimi sorgulamamda çok faydası oldu bana ...Ama yasak günah ayıp üçlemesi beni sıkmaya başlamıştı kim koymuştu bu üçlemeyi neye elinizi uzatsanız yanlış bu üçleme karşınızda...Bu arada sadece benim seçtiğim dostlarım oldu sevdim karşılıksız onlarda beni sevdiler kendi kurallarımı koymaya başldım eskiden herşeye atlayan ben artık benden birşey istenmedikçe yapmamaya başladım ...Birilerini üzdüm belki ama kendimi mutlu ettim ...

derken geldik 40 yaşına ardıma dönüp baktığımda eskisi kadar üzülmediğimi gördüm çünki artık kendim için birşeyler yapabilmiştim ...

Bu yaş bana yaradı kayınvalidemin bizim yanımıza taşınması beni epey bir zorladı kafayıyemek üzere olduğum bir dönemde kızım beni bilgisayarla tanıştırdı ...işte kişisel gelişime adım atma noktam tamda bu sırada secret kitabını okuyordum ...bu kitap beni çok etkiledi...bundan sonra kişisel gelişime adım attım...




30 Kasım 2009 Pazartesi

BİR BAŞKADIR BEBEKKOKUSU

Bir başkadır bebeiş kokusu ne güzeldir insanın içini ısıtır kalbini şevkatle doldurur...Biz bu gün saykoyla bundan faydalanmak için Alple Merti görmeye gidiyoruz ...Canlarım ya özledik kendilerini...

Belki bu gün ilk banyolarınıda yaptırırız...Daha minicik bedenleri suyla ilk defa tanışacak ...Su ne güzel bir nimettir insan oğluna ...Bende bu gün sabah 1,5 lt su içtim sanki kurumuş gibi idim içince biraz fazlaca bir yerleri ziyaretetsemde yinede bana çok iyi geliyor ...Birde duş alırken suyun arındırma güçünden faydalanıyorum sanki vücuduma değen her damlanın beni arındırdığını imgeliyorum ve içimdeki bütün negatiflerin gittiğini hissediyorum ...Buda bende duştan sonra güzel bir gevşeme olmasına neden oluyor...Şimdi hem içten hem de dıştan arınmayı deneyimliyorum...

Kendimle ilgili ne çok konuda ne çok şey aştığımı görüyorum inatçı ve azimli bir insan olmam ve girdiğim yolda çok şey araştırmam beni daima başarıya götürmüştür...Yarın kendi kişisel gelişim yolculuğumu anlatmaya başlayacağım ...Uzun zor fakat güzel bir yolculuk ....Kimi zaman kendime bile zor söylediğim şeylerin itirafları ve bendeki etkileri...
Ben bilgiye sonsuz saygı duyarım ancak bilipte hayatına geçirememiş insanları sevmiyorum ve saygıda duymuyorum ...Bilip hayata geçirmiş ve bunun hazzını yaşayan insanlara hayranım...Kendi hayatı için en küçük hareketle çabalayan insanlara ve azıcık bir iyiliğin bile kıymetini bilen insanları seviyorum...

28 Kasım 2009 Cumartesi

BAYRAM SABAHLARI

Bir koşuşturmadır gider ben kendimi bildim bileli erken kalkıp temizlenmiş ev yeniden son rötuşları yapılır...Büyüklere gidilecekse bir telaş hazırlanırken ev yeniden dağılır ...Hiç sevmem bu koşuşturmayı ...

Babanne bzide yaşamaya başladı başlayalı artık kör sabahta kalkmıyoruz saat 9 gibi kalkıp kahvaltı telaşından sonra evi toparlayıp hazırlanıyoruz ...Keyifle ...tabi bizde keyif bırakmışsa...

Bayram ziyaratleri azıcık bayramlaşıp kaçmak gibi olmuyor eskisi gibi mesafeler uzun olduğu ve birbirimizi pek sık göremediğimiz için uzun ev oturmalarına dönüşüyor zaten pek fazla ziyaretteğimiz kişide yok ya neyse ...En çok sevdiklerimize gidiyoruz...

Artık bayramlarda değişti ...Hiç şikayet etmeyeli bu hale bizler getirdik...Bayramlarda hep bir yerlere kaçmaktan bayram ruhundan uzaklaştık şimdide şikayet ediyoruz...Değerlerini yitiren toplumlar yok olmaya mahkumlardır...Ben şekildeğiştirmiş halinide seviyorum...


26 Kasım 2009 Perşembe

YİNE BİR BAYRAM VE BİZİM EVİN HALLERİ

Evet sabah erken kalktım ve oturdum bilgisayarın başına ...Evde sesizlik hakim sanki az sonra olacaklar bu evde yaşanmayacakmışcasına ...Eşim bu bayramda namaza gitmedi...Artık 54 yaşındaki bir insanın ne yapıp ne yapmayacağınada bırakın kendi karar versin...

Geçen kurban bayramı camiye gitmedi diye canımıza okumakla geçti ...Bende bunu anlamıyorum bayramların amacı küslerin barışması ancak bu tür davranışlar yeni küslüklere yol açıyor ...Bir ibadet yapılmadı diye bir diyeri yok sayılıp güzel bir haşlama yapılıyor...tabiki annesi tarafından...

Bu bayramda yine etimizi alıp kavurduk kahvaltıyı kavurma ile yapacağız...Güzel bir kahvaltı hazırlayıp umarım huzur içinde yeriz...
Şeker bayramı su böreği kurban bayramı kavurma ...Ne çok isterim kalabalık sofralar kurmayı anacak geçen bayramı hatırlamak bile istemiyorum...

Bu bayram bizim bebişlerin ilk bayramı ve çok enteresan gününde doğsalardı bu gün doğacaklardı...Bu gün 21 günlük oldular onları yıkamaya gideceğim...Canlarım özledim onları...

Birden eski bayramlar aklıma geldi sabah babamın camiden gelişi gelirken sıcak ekmek alması ve eve girerken sıcak ekmek kokusu ...Halbuki sevmem ben ekmek kokusunu ...Evde günlerce yapılmış olan temizliğin kokusu ...Sanki herşey gıcırgıcır hazırlanan sofrada hep birlikte kahvaltı ettikten sonra en büyük amcamlara gitmek işte en önemli vazifemizdi...Onların evinde hep kavurma ve et kokardı...Ozamanlar sevmezdim ancak şimdi sanki özlediğim kokular içinde belkide geçmişimi özledim zamanlar aklıma geldikleri için...

Sonra her gittiğimiz yerde yediğimiz tatlı çukulata şekerleme en çokda annemin halasında yediğimiz badem ezmelerinin tadını hala damağımda hissederim...

Birlikte kocaman bir aile ile bayram kutlamak güzeldi ...Sabah kahvaltıdan sonra giyilen bayramlıkları gösterme telaşımızda cabası idi ...

Biz erkek kardeşimle çok şanslı büyüdük kalabalıklar konusunda büyük bir aile büyük bir mahallede büyüdük sevdik saydık ve karşılıklar yaşadık ...Hala geçmişte yaşadığımız güzellikleri ana biliyoruz...

Çocuklarım az kişilik sofralarda kalabalıklardan uzakta ve sakin bayramlar geçiriyorlar...onlar benim kocaman sofra merakımı bu yüzden anlamıyorlar ...

Sonbaharın bu güzel gününde bayram kutlamak ne güzel olacak kimbilir bu gün hava güneşli ...

Herkesin bayramı kutlu olsun ...Birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara ...

EVET NEREDE KALMIŞTIK...

Evet eve geldik ...Şok Şok şok ev bir savaş alanı idi ...Birde kızkardeşim eşinin çok düzenli olduğunu anlatıp durur ...Bizim getirdiklerimizlede iyice içinden çıkılmaz bir hale geldi ...Erkek kardeşim çok tizidir iş yapmaz ancak dağıtmazda ...Görünce ikimizinde nevlimiz döndü ...Ancak birbirimize bakışmakla kaldık...

Bebişleri sarılı hallerinden açamadık evi havalandırıp kombiyi yaktık ...Ev ısınıcada açtık bebişleri ...Birde ne görelim Mert sırtına işemiş bezi kupkuru üstü başı sırılsıklam ...

Canlarım ya DR çıkarken üstünde bir yazan herhangi bir mama vere bilirsiniz demişti ...Tipik erkek davranışı eşi tuturdu illaki emzir diye yazık kız bir yandan süt sağıyor ancak henüz sütü gelmediği için iki bebeği doyurmya yetmiyor ...Çocuklar ağlamaya başlayınca dayanamyıp ertesi gün mama alındı ...

Kendimi kutluyorum bu olaya yorum getirmeden durabildim ...Artık üstüme vazife olmayan şeylere karışmadığım için ...Yaptığım EFTlerin faydalarını gördüm...

Kaşıkla besliyoruz bebişleri ancak yarısını yiyorlarsa yarısınıda üstleri yiyor ...Neyse günün sonunda biberona döndük ...Ben sadece öneri getiriyorum karar vermeyi anne babaya bırakıyorum ...

Artık ne kadar yediklerinden emin olabildik ...3. günde canım kuzum Mert hafif bir baygınlık geçiri gibi oldu ...Bu bebişler küçük doğdukları için kan şekerleri çok çabuk düşüyor...Düzgün beslenme ye geçtiklerinden beri öyle bir olayla karşılaşmadık...

Doğduklarından 3 gün sonra hastaneye ilk muayene için gittik ikiside 100 gr vermişler alpin ki önemli değil ancak Mert için önemli ...DR yeniden görmek istedi topuk kanı için hastaneye gittiğimizde ikiside doğum kilolarına erişmişlerdi...

Canlarım ya saatli ve yarım yedirdikten sonra gazlarını çıkarmamız sayesinde kilo aldılar yarım yedirdikten sonra gaz çıkarma işlemi bebeğin doyduktan sonra gaz çıkarırken kusmasını önlüyor ...Buda benim datadan oğlumda yaşamıştım ağazından burnundan geliyordu yediği ...Bu yöntemle aşmıştık...

Yavaş yavaş evde kıpırdanmalar başladı ben hem onlara çok yardım ettiğim için mutlular hemde masraf oluyor diye baba söylenmeye başladı ...Bende kardeşim üzülmesin diye ses çıkarmıyorum ...

Bir haftada böyle saçmalıklarla geçti ...Cuma günü evime gideceğim ...Perşembe günü bir telefon annem çok hasta imiş alel acale annemlere gittim gerçekten çok hasta bu sene grip aşılarını yaptıramamışlar benim annem MS hastası onun grip olmaması gerekiyor üstüne birde atak dönemine girmiş...Annemin ateşini biraz sirke içirerek düşürdüm...Kendine gelince birde Aferin içirdim ...Üstüne birde benim gelmem onun iyileşmesine neden oldu ...Ertesi gün evimdeyim nihayet ...


24 Kasım 2009 Salı

MERHABA YENİDEN EVİMDEYİM

Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us


Yeniden evimdeyimve bayram hazırlıkları yapıyorum ...Az biraz temizlik ve bayram yemekleri...Henüz mönüye karar vermedim ...Ancak bu bayram sabahı kavurma ile sabah kahvaltısı yapacağız...

Bizim bebeişler dirençli çıktılar sadece 3 hafta erken doğdular ...Yani 37 haftalık ...Daha önceden annenin hastanede kalması ve doğumun kararlaştırılarak yapılmış olması onların her hangi bir riske maruz kalmadan doğmalarına neden oldu ...Zaten o gün gitmemiş olsaymışız zorunlu giderdik herhalde ...
Çünki ikisininde kordonları dolanmış ...DR doktorumuz Hulusi Zeyneloğlunun deneyimli ellerinde olmaları bize güven vermişti ...Bu güvenin boş olmadığını gördük zor geçebilecek bir doğumu güzel anlar olarak yaşamımıza kaydettik ...Kendilerine sonsuz teşekürler ediyorum...
Önce doğan bebeğe annesi Alp demiş sonra da Mert bebek doğmuş ...Mert'in pozisyonu ters olduğu için biraz iş çıkarmış ...Bu yüzden canım Mert'im yanımıza geldiğinde hiç sesi çıkmıyordu ...Alp ortalığı yırtıyordu ...

İlk anda uzun zamandır beklediğimiz bebeklerin onlar olduğuna inanamadım mucize gibi bir şeydi iki minik can ...Alp 2.350 ,Mert2.250gr doğdular boyları 47 cm idi ...

Bir anda hepimizin ilgi odağı oldular ...Erkek kardeşim Semih ve ben tecrübelerimizi konuşturduk ...Ben Gamzeden sonra bayğı bir deneyimliyim ...Gerçi aradan 25 yıl geçmiş ancak bilgiler datadan yeni çıkmış gibi...

Hastanedeki bebişlerin tümü ağlarken ben ne yapılması gerekirse yaptığım için onları sıksık doyurdum annelerinin sütü gelmediği için mama ile kaşıkla besledim altlarını sık değiştirdim gazlarını çıkarmadan yatırmadım ...Bu da bize güzel uykulu bebişler olarak döndü...

Canlarım ya onlarla sanki gerçekten beni anlıyorlarmış gibi iyi telkinlerle konuştum benim bebişlerim akılı uslu uykucu gibi telkinler verdi...Bebişlerin yanında tv seyrettirmedim ...Güzel sözleve iyi temenilerde bulunduk...Artık sanki beni tanıyorlardı benim kucağımda ağlamıyorlar minik civcivler gibi bana sokulmaya başlamışlardı...

Hastanede hemen boş memelerinide verdim ...İkiside çok kolay alıştılar daha çok küçük oldukları için çabuk yorulsalarda ikiside ço ilk oyuncağı pek sevdiler...

Hastanedeki gençler bayıldığımı daha önce de söylemiştim ...Her biri işini özveri ile yapıyor onlarla gurur duydum...Başkent hastanesi kadın doğum bölümünde çalışan gençlere çokkkkkkkkteşekür ederim...En çok ta Seçilim seni çok seviyorum...

Bebişler düşük kilolu prematüre doğdukları için kan şekerleri düşüyordu benim özveri ile mama yedirmem sayesinde iki günün sonunda hastaneden taburcu edilmemize karar verildi ...

Eve dönüş sevgili dayımızın kendi işlerini asssıp gelip bizi götürmesi ile başladı ilk heyecan ve ilk yolculuk ...ve mutlu son...

Eve geldikten sonrası yarın devam edecek ...



Resimlerde;Mavili olan Alp,beyazlı olan ise Mert...


Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

15 Ekim 2009 Perşembe

HEYECANLI VE DE YOĞUN GÜNLER YAŞIYORUM



Heyecanlıyım bebişler yanlış alarm verdiler hastanede yattık 33+2sinyal başaldı 4 gün hastanede geçirdik ...Dr nidilat diye bir tansiyon ilacı ile doğumu durdurdu...Bu hafta evde dinlenerek geçirecek ...

Anne heyecanlı ancak biz başındakiler daha heyecanlıyız...Bu gün de oda takımları gelecek yerleştireceğiz...

Ben sandalye tepelerinde uyumuktan helak olmuşum yatığım yerde uyuyorum...

Hastanede intörnlerle hemşirelerle kanka oldum ne çok sevdim hepsini ...Canlarım ya pırıl pırıl umut vadeden geçler tamda umudumun azaldığı bir dönemde doping gibi oldu ...

Ben gelecek için hedefi olan insanları severim...Gördüğüm gençlerin hepsi neredeyse hedeflerini belirlemiş vede epey bi yol kaydetmişlerdi...

İnsanlara yaklaşımlarındaki şevkat ve saygıya hayran oldum uykusuz geçen bir gecenin sonunda bile gözlerindeki güzel enerjiyi yakaladım ...Gençliğe olan güvenim bir kez daha pekişti her ne yaparlarsa yapsınlar işte Atatürk gençliği dedim...

Eşimde işinden çok memnun şükürler olsun zevkle gidip geliyor ...Kendine olan güveni geldi önceden ben yapamam derken artık ben yaparım ben bilirim diyor huzurlu ve güvenli bir halde ...

Canım kızım dün kaydını yaptırdı ...Artık bir sosyal hizmetler uzmanı adayı ...İnşallah önü açık olur herşeyde bir hayır vardır...Canım onu çok seviyorum kendinde çok şeyler aştı bir çok şeyi başardı şimdi sıra okul işinide hallettimi hayatı düzene girecek ...

Oğluşumda bu sene ikinci sınıfa geçti labaratuar dersleri başladı ...Pazartesi ve salı çok yorgun geliyor...Canıma beyaz gömlek nede yakıştı ...Gözlüğünü takıp önlüğünü giyince çok yakışıklı bir kimyager oluyor ...Bana da onların başarıları ile övünmek kalıyor...


3 Ekim 2009 Cumartesi

BU ARALAR KENDİMİ DİNLEMEYE ÇOK İHTİYACIM VAR



Yine kendimi dinleyemiyorum ...

Benim isteklerim dileklerim yapmak istediklerim erteleniyor ...Ben kimseden değil kendimden istemenin tadına varmışken başkalarından beklemiyorum ...Sadece biraz kendim için zaman istiyorum ...Bu aralar insanlar üstüme üstüme gelip benim zamanımı çalıp kendim için bir şey yapmama izin vermiyorlar ...

Ah şumisafir sanki bütün enerjimi sömürüyor hani enerji vampirleri vardır ya işte öyle ...Bir an sanki kanım canım çekilip aygın baygın yatıyorum...Onu yolcu etsen bir kocamna ohhhhhhhhhh diyeceğim...Belki bu hafta gider ...Ya bu kadar kaygısızlık vede saygısızlık olmaz ki ...Beni kendi evimde yönetmeye kalktı ...

Ben böylelerine pabuç bırakmam ...Ancak zamanımı çalması ban sormadan gelmesi ve bu kadar uzun süre kalması beni yordu ...Bütün projelerimi ertlemek zorunda kaldım ...

Ancak kızımla ikimize güzel derslerde verdi halimize günümüze şükreder hale geldik ...Ettiğimiz şükürlere yenilerini ekledik ...

Hayatımızın ne kadar iyi ve kaliteli geçtiğini bizlere gösterdi ...Ne çok şeyde kendimizi aştığımızı gördük...Kendimi ailemi çok seviyorum...

Ben ne güzel bayramdan sonra EFT çalışmalarıma başlayacaktım ...Bir türlü başlayamadım ...Zaten hayatımın ikinci on yılına başlamak bana zor geliyordu bu da bahane oldu ...

Dün anneme gittim ...Yine çıldırttı beni ...Ya artık yok böyle bir şey diyorum başkada bir şey demiyorum ...Kafasını nerde olmayacak şey var onu takıyor sanki gerçekmiş gibi söylüyor ...Canım babam artık ona çok acıyorum hiç hali kalmadı dayanacak ...

Hasta ve yaşlı olamka belki çok zor ancak insanlara eziyet etmelerini gerektirmiyor ...

Şimdi evin sakin ve huzurlu dinginliğinde bunları yazıyorum ...Birazdan ev ahalisi kalkar ve hayat bakalım ne süprizler hazırlamış bize...

Bu gün güzel bir gün olacak kendime iyi günler ve iyi dostlar çekiyorum ...Hayatımda sevdiğim ve beni sevecek dostlarımın olmasını diliyorum...


2 Ekim 2009 Cuma

nE ÇOK PARÇAYA BÖLÜNMEM GEREKİYOR

İnsanlar beni kaç parçaya ayırıp her biri kendi işinde kullanmak için neler yapıyorlar ...ancak ununutuyorlarki ben tek bir kişiyim artık ...
Ben istemedikçe bir şey yapmam...Eski ben herkesi memnun etmek için ne çok koştururdu ...İnsanlar yinede hoşnut olmazdı ...Artık kendim istersem koşturan istemediğim yerde yapamam diyen bir ben var...Ne zor elde ettim bu yetiyi...Ne çok mücadele verdim ...Kendimi kutluyorum başardım...

Dün hem güzel hemde yoğun geçti ...Sabahtan misafirle konuşurken yine bana laf sokmaya kalktı ancak bende hiç alta kalmadım aynen karşılık veince susmak zorunda kaldı sonra kız kardeşimle Dr gitmek için hazırlanıp evden çıktım ...

Dr gittik bebişler 33 haftalık oldular boyları ve kiloları gayet iyi...DR ları bu gün bile doğsalar bir hafta hastanede kalcaklarını söyledi bir hafta sonra doğarlarsa anneyle birlikte hastaneden çıkarlarmış ...


Sonra kardeşimin evine gittik ...Odalarının perdeleri geldi çok şirin olmuş ...Bizde aldığımız kapı süsünü kornişe taktık herşey yerleşsin yaptıklarımı buradan sergileyeceğim...

Eve geldiğimizde yemeğimizi yiyip geçtik TV karşısına... kızımın çok kötü başı ağrıyordu ...İlaç aldı ancak geçti herşeye rağmen güzel bir gündü...

Bu gün anneme gideceğim çok yoğun bir hafta sonu olacak dilerim misafir bu hafta gider...Bizde biraz dinleniriz...

Kendimle ilgili çalışmalara biraz ara verdim ne çok EFT yapmam gereken konum var biraz kafamı toplayıp başlarım çalışmalara ...

Buradan kendimi anlatırken birilerine fayadam dokunursa ne mutlu bana ...Ben kişisel gelişim uzmanı değilim sadece kendi yaptıklarımı anlatıyorum ...Bence iki üç yerden seminer alıp kişisel gelişim uzmanı olunmuyor ...Bence pisikoloğlar bu işin en vazgeçilmezleri olmalı ...Bunu tabi herkes için söylemiyorum ...Mesela canım Abdullah yavaş ve emin adımlarla ilerliyor inanıyorum ki ilerde başarılı bir uzman olacak sürekli kendini geliştirmeye çalışıyor ve önündeki uzun yolu sakin ve huzurlu emin adımlarla gidiyor ...Ben oldum diye düşünmüyor daha neyeparım aşmasında ...Yolu açık olsun ...

Ben kendim için hiç böyle bir hedef koymadım ancak bir çok kişiye yaşadıklarımı anlatarak örnek olduğumu gördüm ...Ne mutlu bana ki kendi deneyimlerimle ışık ola bilmişim ...Canlarım hepinizi seviyorum...

Biraz dan çıkmak zorundayım...Hoşçakalın...


1 Ekim 2009 Perşembe

GÜL YAPRAĞI KADAR HAFİF OLMAK

Bir yazı okumuştum hayatımda hep arayıpta sözlere dökemediğim kelimeleri anlatmıştı bana...İşte dedim buydu olmak istediğim ...

Bir tapınak varmış kapısında kilit yokmuş ama sıkı sıkıya kapalıymış kapısı ne çalacak bir tokmak varmış nede bir zil ,dünyaya kapalıymış kapısı...Bir gün bir gezgin geçiyorken kapçok yorulmuş tapıanakta dinlenmek istemiş kapı kendiliğinden açılmış ...

İçeriden bir rahip gelmiş yolcu biraz dinlendikten sonra yoluna devam edeceğini söyleyip tapınakta kalmak için izin istemiş...Rahipte eline bir tas su almış ağazına kadar dolu adama vermiş bu yerimiz yok çok doluyuz demekmiş ...Adamda gülden bir yaprak koparıp suyun üstüne bırakmış ...Ben bu yaprak kadar hafifim kimseyi rahatsız etmem demek istemiş ...

bu yazıyı okuyunca hayatımda işte dedim olmak istediğim durum gül yaprağı kadar hafif olmak ...Her nerede olursam olayım insanlara yük olmamak isteğim ...

Bu ara deve dikenleri ile uğraşınca kendimine kadar yorgun hissettiğimi anladım...

Ben hayatımı nasıl daha kolay yaşanır hale getirmeye çalışıyorum insanlar ne kadar kendilerini zorluyorlar hayatları ve ellerindeki imkanların farkında bile değiller...

Ben iki üç yılldır kendimi bulma kendimle ilgilenme çalışmaları yapıyorum ...İlk önce olumlu düşünceyi hayatıma yerleştirmekle işe başladım ...Yasak ,günah ,ayıp üçgenini kırdım...

Sonra çekim yasasını devreye soktum çekim yaparken olmayacak ütopik şeyler istemedim kendimi tanımaya çalştım ben kimim ne severim ne gibi şeylerden hoşlanırım diye ...Sonra yeni şeyler için hayatımda yer açtım eski giyisiler den başladım bütün gereksiz şeyleri hayatımdan çıkarıp attım...

Birde canım aysuncuğum bana hedefim olmadığını gösterdi ...Kendime hedefler belirledim ...Bir günlük ,bir haftalık ,aylık ,yıllık gibi yazdım ...Hayatımda olmasını istediklerimi yazdım ...

Sonra şükürlerim ...Ne çok şükredek şeyim varmış kendim bile şaşırdım...Önce yazdım sabah akşam okudum gün içinde aklıma geldikçe okudum ...Sonra nefes alamk kadar normal bir hale geldi artık kendiliğinden ne çok şeye şükrediyorum ...Sabah kalkınca gözlerimi açtığıma yere bastığımda ayaklarımın üstünde dura bildiğime ...Yüzümü yıkarken içimden kendi kendime gülümseye bildiğime daha bir çok şeye hayatımda var olan ve kayetmiş olsamda onlarla yaşadığım anlara ne çok şeye şükrede biliyorum ...Hemde milyonlarca ŞÜKÜRLER OLSUN...

Evet gelelim EFT ye ilk okuduğumda hadi canım dediğim bu kadar kolay olamaz dediğim bir yönten ancak benim üstümde mucizeler yarattı kendimi ne çok değiştirdim ne çok gizlediğimi artık kabul edip onayladım kendimi sevmeyi öğrendim...

Benimde etten kemikten bir insan olduğumu benimde hata yapa bileceğimi öğrendim ve kabul ettim ...Başkalarının hatalarının bedelerini üstlenmemem gerektiğini ,kendi hatalarımıda başkalarına yüklememem gerektiğini öğrendim ...

Kendimi kimi zaman acımasızca eleştirdim ...Kabuk tutan yaralarımı kanatıp temizledim sardım sarmaladım aratık iyileşiyorlar ...Ben kabul ettikçe onlarda katlarından sıyrılıyorlar ...

Ben kendimi içimde küçücük savunmasız bir kız çocuğu olarak terk etmişim ...Kendimi buldum onu kocaman sarıp sarmaladım sevdim okşadım ve büyüttüm ...artık içimde bir genç kız var henüz aynı yaşata değiliz ...Ancak bu hal bile benim kendimi daha kolay ifade eder hale getirdi ...Artık kimse beni eftiri püften şeyler için ağlatamıyor bende kendi kelimelerimle beni sokup zehrini içime akıtanları sokuyorum sakin ve huzurlu bir şekilde yaptığım içinde farkına geç varıyorlar ...

Bu beni seviyorum hedefleri olan ne istediğini bilen elindekilerin kıymetini bilen ...Seven ve sevildiğnin farkında olan bir ben ne güzel bir büyüme bu çok güzel bir yaşlılığa adımlarım sağlam bir şekilde gitmek ...HASTASIYIM ben artık bu kadının...

30 Eylül 2009 Çarşamba

BU SABAH YİNE HUZURA UYANDIM

Bu sabah yine sesizlik ve huzura uyandım ...Ne çok severim alaca karanlık sabahlarını...Sessiz sakin kimse yokken yavaş yavaş aydınlanır hava ve insanlar uyanmaya başlar hayat yeniden hızla akmaya başlar ...Bizim evde bu sesiz dakikalar demektir huzur saatleri diyorum ben bu anlara ...Çünki evde bir güzrültü canavarı var nerede acılı ağdalı şey var sonuna kadar açar ve kafamızı şişirir ...

Bu aralar Gamzeyle hayatımıza ne çok şükreder olduk ...Bayramkorkunç yorucu ve sıkıcı geçti ...Sadece bir tane misafirimiz olmasına rağmen...Diğer gelenler canımıza okudular ve hala gitmediler bu cuma 15 gün olacak artık gitsinler diye gözünün içine bakıyoruz ancak henüz belli değil ne zaman gideceği...

Bu bizim için çok büyük bir ders oldu ...Kendi hayatımızın mükemmelliğini gördük ve şükretmek için kendimize yeni nedenler bulduk ...

biz meğer ne çok şeyle ilgileniyormuşuz...Ben dikiş dikerim ,örgü örerim ,kitap okurum ,iyi yemek ,pasta börek yaparım ...Hayatıma internet girdiğinden beri ne çok şey öğrendim ...Ne çok insanla tanıştım ne çok sevdiklerim oldu insanca ne çok duygunun varlığını hissettim ...Hiç tanımadığım ne çok insanla karşılıklı yardımlaşmamız oldu ...Bazen küçük bir iyi dilek sözcüğü bile güne iyi başlamama neden oldu sevdim sevildim ...Bir çok canım oldu yeni tanıştığım...

Ben ne çok şey öğrendim kendimle ilgili ne çok saklanmış lıkları döktüm içim dışıma çıktı ters yüz oldum ...Birikmişlikler susturulmuşluklar ve kızgınlıklar yavaş yavaş eridi yok oldu ...

Kendimle ilgili ne çok şeyi aştım ne güzel büyüdüm kendi içimde ...Küçücük bir çocuk gibi unutuğum beni buldum ...Büyütüm...

Artık olaylara bakışım insanlara yaklaşımım çok farklı hiç çekinmeden net ve açık konuşuyorum ...Kimseden ne der kırılırmı diye korkmadan...

Benim gerçekten imrenilecek bir yaşantım var ve ben bunun için çok uğraştım ...Para ile pulla satın alınamayacak kar değerli ve özel ...Emekle saygı ve sevgi ile dolu huzurlu ve naif bir hayat...
ÇOK ŞÜKÜR...

12 Eylül 2009 Cumartesi

BEBEK HAZIRLIKLARI SON SÜRAT DEVAM...

Bu aralar artık son hazırlıklar yapılıyor ...Annemiz gayet sağlıklı hata haydutlar artık annelerine onları beeslemesi için uyarı veriyorlar ...Sevdikleri yiycekler bile var ...Artık 30 haftalık oldular...Bir 5 haftaya daha ihtiyaçları var doğmak için ...Şu an kiloları bile daha iyi bir hafta önden gidiyorlar...

Bende bir ikiz teyzesi olarak bayağı heyecanlıyım ...Bir sürü dikiş ve örgü yaptım...

Bayramdan sonra onları buradan yayınlayacağım...


9 Eylül 2009 Çarşamba

ORUÇ BENİ TUTUYOR...

Oruç beni tutuyor vesselam...Ben neredeyse 20 yıldır saat 10dan sonra ağazıma lokma koymam ramazanlardada aynı sıkıntıyı yaşarım ...Hele o gece kalkmalar yok mu beni mahvediyor sabahları ekşi bir mideyle öyleyi yapıyorum tam hazmettim derken açlık ve susuzluk sürünüyorum vesselam...

Bu sene sanki kafam da durdu sıcak ve susuzluk da eklenince ...Neyse az kaldı ...Birde bizim yumoşla(kayınvalidem) yemek yemek yokmu beni deli ediyor ...Sanki biz değilde o oruçlu Bir kapris bir naz sormayın gitsin ...Bayram tam bayram olacak benim için ...

Bebişlerin bir çok hazırlığı bitmek üzere az kaldı ...Bu cumartesi 29 haftayı bitirecekler ...32 .haftadan sonra ciğerleri gelişiyor ve her an doğuma hazırlar ...Minicik canlar canlarım benim ne çok severiz kimbilir özledi bebeği bizim aile...

Benim hazırladıklarımın resimlerini çekip koyacağım bloğuma...Ah keşke biri kız olsaydı ne şirin şeyler var yapacak ...

Bu ara kendimle ilgili kişisel gelişim çalışmalarına biraz ara verdim ...Belki geçeğim 2. onyıldan belkide son zamanlarda yaşadığım hayal kırıklığından kaynaklandı bilemem...

Bazen kişisel gelişimde öne çıkmış anacak kendi gelişmişliğini henüz tamamlayamamış birinin yaptığı bir yanlış sizin üstünüzde etki edebiliyormuş ...Bu yüzden R. Şanalın rehber olacak veya seçtiğiniz kişinin kriterlerine dikkat edin ...

Ben kendime sadece kişisel gelişim kitapları ile geliştirmeye çalışmıyorum ben okuduğum şeyi anlamalıyım ve onu hayatımda kullanılır hale getirmeliyim bunu yapamadığım zaman sıkılıyorum o yöntemi kullanmamaya karar veriyorum...Birde gerçekten sadece kişisel gelişim kitabı okumuyorum ...Ben biyoğrafi okumayı seviyorum mesela okulda öğrendiğimiz tarih ten çok ben okuduğum romanlardaki tarihi unutmuyorum ..

Kişilerin hayatları yaşadıkları denenyimler beni kendimi onun yerine koyupyaptığı yanlışlardan kendimce dersler almama neden oluyor ...Veya kendimi daha güçlü hissetmemi insanların yaşadıklarının yanında benim sorunlarımın ne kadar önemsiz olduğunu kendimi yıpratmamam gerektiğini görüp daha güçlü olmaya motive oluyorum...

Ne güzel şeydir kitap okumak insanların kendini böyle birşeyden mahrum bırakmaları ne kadar acıdır...

Benim eşimin dışında çocuklarım ve ben kitap kutlarıyızdır ...Kendi tarzlarımızda okuruz bazen ben onların kinede saldırırım ne okuyorlar diye ...Bazende onlarla bir şeyler paylaşmak adına yaparım ...Kızımla aramızı kitap bulmuştu onun okuduğu kitapları okuyunca sohbetlerimiz başlamaıştı ...

Bu gün güzel bir gün olacak kendimi huzurlu ve mutlu hissediyorum ...Hayatıma bolluk ve bereket akışı var ...Kendimi ve bütün yaratılanları seviyorum ...